Anonim oldu yazdıklarım,hepsini kendimden çaldım.Sanırım limitsizim.

davalarımızdı bize öğreten - Blogcu


SON MEKTUP..



Bakma ana yaşıyoruz işte
Sayılı günler bir iki geçti..yaşadıkmı dersin ya sen hep yaşadık işte..zorda olsa geçti.
Öğrettiklerini uygulamam zordu buralarda.Elimden gelende buydu.Bazen çok istedim beni görmeni köpek beslerken.Sürünürken silah omuzda dualarını duymayıda istedim..Yaşadık yani buda geçti..
Kimi insan gibi sevdirmedin sen bize
Parayı ihtirası şöhreti,yaranmayı bilemedim burdada kimseye ,zaten sen kızardın birde azarlardın beni..
Farklı şeyleri sevmeyi öğrettin sen
korkusuzluğu,inadı, paylaşmayı ,körü körüne ölüme dalmayı ve vatan toprağını ana saymayı..Burda hepsi işime yaradı.Anladım doğruymuş öğrettiklerin..
Dağda postalın ezdiği çiçeği,bir mermi vızıltısını,
En çokta korkarak sahip çıkmayı sevdim burda..

Sokakta yoksul, savaşta masum çocuğu,kurşunda,mavzerde aşk düşünüp cesaret bulmayı sevdim..Bildim ki ölümlerde için burkulup matem tuttun..Bu yüzden ölmeyide sevdim ama korkarak ama korkusuzca..


Ben bu toprakta elleri nasır tutmuş,sırtında kazma olan anaları gördüm.Bazen sofralarında yufka ekmek yedim,terlerini buldum..Bir cenazede saçlarının akını yolan anaların ağıtlarını duydum.Ve derdinya kadının sesi yok diye sen,ben seslerini ölüm ağıdına sakladıklarını gördüm.Zaman zaman seni aradım.İçimde katılık vardı bilirsin ..Ağlamadım.Her sözcük boynuma asıldı kaldı.Künyemde adım vardı ve öldüğümde dişlerimin arasında kalacak sözcükler..Sonra farkettim anne..Herşeyimin kuşatıldığını bu toprakta farkettim.Kimilerine göre haklıydım kimilerine göre ilk günden suçlu.İçimde biraz buruk ta bir sancı var.Ben bu kanlı topraklarıda sevdim..Zaten derdin ya hep nefes alıp vermekten öte ne varki diye.Yokluğunu sevdim çokça..İşte yollar kısaldı şimdi..Okula gönderirken söylediklerin aklımda çakılı..Eve erken gel derdin hergün ısrarla..İşte sanki o kadar zaman geçtide yollar kısaldı.
  Burda dağ eteklerinde,tarlaların sınır taşlarında,utangaç köylü kızların bakışlarıyla avundum.Silah temizlerken ve av gibi beklerken,bir ölüm haberi nasıl yokeder seni diyerek çok dikkat kesildim.Her ölüm çok erken gelir kişiye ama sen en son duyan ol istedim..
  Yaşadım yani anne..Zaman geçti..
  Burda anladım zamanların önemini.Toprağa bakarken tozlu postallarıma bakarken anladım..Yaşadım yani ..Biraz korktum ama yaşadım...
  Bir tabak daha koyacaksın sofraya..Yapabileceğin bu.Fazla şeye gerekte yok zaten.Öyle bellettin..
 İşte geçti zaman..Bir iki tükendi..
 Sevdiklerim gelsin yanıma..Ve ben toprak anayı anlatayım onlara..  


Yorum (4) Yorum yaz!

BİR SABAH ANNE BİR SABAH...

 Annelerimiz...
 Bazıları töre gereği öldürüldü.Çocukları öksüz kaldı.Kimileri tecavüze uğradı hamile kaldı ve yaşlı amcalara sunuldu.Bazıları aile içi ensest ilişki kurbanı oldu bebek doğurdu anne oldu ve çocuğunu bir kapıya bıraktı..
 Annelerimiz...
 Ekonomik bağımsızlığı olmayan,evde bedava işçi gibi yıllarca görev addedilmiş işleri yapan,yorulan,erkeğin sözünden çıkma,çocuklarının anası ol misyonuyla strateji kurbanı olan...
 Annelerimiz..
 Kuma kültüründe nikahsız yaşatılan,imam nikahıyla baba sözüyle evlendirilip kadınlığını tatmadan çocuk yaşta çocuk anne olan kadınlarımız..Çocukken baba dayağı,büyüdüğünde abi dayağı evlenince koca dayağı yiyen,arkasında hukukun olmadığı,aile içi şiddette birinci sırayı kimseye kaptırmayan,karakola başvursa dayakçısıyla barıştırılıp,yorgun bedeninde çocuk büyüten kadınlarımız..
  Bazıları kocaları tarafından satıldı..Bazıları pavyonda..Genelevde çalışan annelerimiz..Tarlada yorulan annelerimiz..Küfürlerdeki "piç" çocukları doğuran,sövgülerdeki ananı.... kısmının saygıdeğer aktörü analarımız...Başbakanın öfkesiyle haddi bildirilen kadınlarımız..Vatana asker gönderen şehit analarımız..
  Analık bir gün olamayacağından anneler gününüz kutlu olmasın..
  Bu günden sonra    Türkiye, kadınların hakkını bulduğu,kanunlarla korunduğu,seks kölesi olmaktan muaf tutulmuş,çocuklarını okutabilen annelerle,kızlarını töreye kurban vermeyen,askerdeki oğlunun güvende olduğunu bilen,yönetenlerin ağzında küfürle kirletilmeyen,bu umutları gerçeğe dönüşmüş bir ülke olsun..
   Ve bir sabah anne bir sabah...
   Acını süpürmek için açtığında kapını,nice yaşıtı evlatlarının..
   Ellerinde çiçeklerle yepyeni bir ülke getirsinler sana..
  
 

Yorum (2) Yorum yaz!

KADINA 60 VURUŞ...(+18)

     Vakit gazetesi mümin yazarlarından Hüseyin efendinin küçük kızlara duyduğu üstün alaka ve cinsel arzunun savunulması maksadıyla bugün çıkan bir haberde evliyaların erişilmez cinsel gücünden dem vurulmuş..Hatta bir evliyanın bakire bir kızın bekaretini izale ettikten sonra hızını bir türlü alamayıp 60 kez ilişkiye girdiğini,iman gücünün kuvvetli oluşundan bunu yapmasının Allahın lütfu olduğundan falan bahsedilmiş..Yani konu burdada sulandırılıp dini anlamda halkı kandırmacaya yönelik bir savunma olarak sunulmuş..Konuyu çeşitli şekillerde ele almak mümkün.Mesela 14 yaşında olan ve 60 kere becerilen kızın sonradan ruh halinin ne olduğu,yapısal olarak bu işleme tabi tutulan bir kızcağızın kalan ömrünü delik deşik olarak geçirmiş olabileceği,bunu yapan imanlı erkeğin kaç dakikada bir vuruş yaptığı,her ilişkiden sonra gusul abdesti alınıp alınmadığı v.s..Konu bu değil..İslamda seksin hala bir tabu olarak değerlendirilip erkeklere özel bir eğlenti,bir ödül şeklinde sunulması ve kadının bu işte şişme kadın pozisyonunda olduğu..Mesela islami kurallar var ..Şöyleki..Mastürbasyon caiz değil,bunla ilgili hadisler var ama bazı hadislerdede sakinleşmek maksadı ile erkek kendini halledebilir..Kadına yok..Fantazi kurmak serbest ,yani bir kere yapma gücün varsa bile 60 kere yaptığını düşünüp avunabilirsin hemde her birinde değişik bir artistle falan...Anal ilişki haram.Kürtaj ve kısırlaştırma haram,erkeğin doğum kontrolü caiz,kadına yok..Kadın geleni alıcak..Oral seks bazılarına göre haram bazılarına göre serbest..Eşlerin istemesi önemli.Hatta cinsel hayatın da ibadet sayıldığından bahsediliyor çoğu islami kaynaklarda..60 kere yapanın aldığı sevabı hesaplamaya akıl ermez...Kadının kocasını memnun etmesi farz,kocasını memnun etmeyen kadın iyi bir müslüman sayılmıyor.Kadın deve üzerinde giderken kocası istese kadın inecek halledicek hemencik orda alıcak abdestini gene binecek devesine..Böyle bir hadis var..Evlilik dışı flörtmüş ,çıkmakmış yasak.İlişkide haram..Birden fazla kadın erkek için ihtiyaçla ilgili..İsteyen istediği kadar bulur yapar haremini..
   Çeşitli islami kaynaklara göre cinsel bilgiler bu şekilde toplanabiliyor.
   Birde kadınlar tarlanızdır.İstediğiniz şekilde yanlarına varın şeklinde ayet var..Yani kadını haram olarak isteyen bir erkek istediği şekilde yanına varıp hacetini gidersinmi demek isteniyor..Öyleyse haram olanlarla ne demek isteniyor.Yada cinsel hayat,gerçekten inanışın içinde yer alacaksa günah ikileminden kurtulmak mümkünmü..
  O kadar çok soru varki..Mesela Türkiye'de arama motorlarında en çok aranan konu"türbanlı seks"..Neden..Örtülü kadının kullanım kolaylığı olduğumu düşünülüyor..Hani dinine bağlıysa her istediğimi yaptırır tepe tepe 50-60 ne gelirse yaparım artık diyemi düşünülüyor..Burdanda hemen şu soru çıkıyor.Hani saçtan bile tahrik olunmasın diye örtünüyorlardı kadınlar ne istedin şimdi o türbanlıdan..Saçı başı kapalı neden tahrik oldun..Başını dini gereği üzere kapatmış bir kadını seksi malzeme olarak kullanmaktaki maksat nedir..
    80 yaşındaki bir evliyanın 14 yaşındaki bir kızla yatağa girmesi,
    Bu kızı 60 kere yaptıktan sonra acıdımda 100 yapmadım diyerek rekorunu ertesi geceye saklaması,
     Bunların utanmaksızın iman gücü ile yanyana halka sunulması,
     Allahı utandıracak şeylerdir.İnanılası şeylerde değildir.
      Hayatın ve çoğalmanın bir gereği olan cinsellik kişileri ilgilendirir.Bu işi yapan kişiler planlı,programlı,kitaba uygun,hadise göre,ayet gereği falan yapmazlar yapamazlar bu işi.Bu olay zorunlu,rekor gerektiren bir vecibe,iman gücünü ispata çağıran bir azıtmışlıkta değildir.Kişiler duygularıyla,gönüllü olarak bedenleri ve beyinleri ile bu işi yaparlar..Dini içerikte bunu açıklamaya kalkan bir sürü din alimi falan karışamaz bu işe.Zaten kendini bilen,aklını kullanan ve topluma karşı sorumluluklarını bilen kişiler bu işi nasıl yapacaklarınıda bilirler...
   Bu yüzden birilerinin kendilerine kılıf olarak Allah dostlarını arsızca namussuzca kullanmaları,bunları kadınıda yok sayacak ve kullanılacak şekilde düzenleyip ,sapık zihniyetlere sunmaları terbiyesizliktir,şerefsizliktir ahmaklıktır..
   Zor dönemlerden geçen Türk insanının ,dininin ilk kez bu kadar aşağılandığını,rencide edildiğini,kurallarının hergün bir sürü işe yaramaz  küsuratlı insanın elinde değiştirilmekte olduğunu anlaması gerekmektedir





 
   
 

Yorum (7) Yorum yaz!

ÇEYREK DENİZ VARMI ARAMIZDA??

Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. hemen müdahale edecektir. elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır. polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, “polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. mahkeme onu mahkum edecektir. yine düşünecek: “demek adliyeyi de islah etmek, rejime göre düzenlemek lazım!” onu hapse atacaklar. kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, ismet paşa'ya, meclis'e telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, “ben inan ve kanaatimin icabını yaptım. müdahale ve hareketimde haklıyım. eğer buraya haksız gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebep ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir!” iste benim anladığım türk genci ve türk gençliği!" ....Atatürk'ün Bursa nutkunda tarif ettiği kişi olmaya ant içtiği için asıldı deniz ve diğerleri.Bugünün solcuları gibi laiklik ilkesine sıkışıp kalmadan halkların kardeşliği,köylü sınıfının hakları,amerikan emperyalizmine karşı verdiği ve örgütlediği mücadele  yüzünden ,o zamandan bugüne tohumlarını aktaran zihniyete kurban gitti.Kendisini korumak için tabancasında kalan son kurşunu askere sıkmadığı için yakalandı ve asıldı.Menderes,zorlu ve polatkan'ın karşısına sizdende üç kişi gidecek diye düşünen intikamcı faşistlerin elinde ipi çekilen deniz ve diğerleri gerçek solculardı.Halkı arkasına alabilecek kadar cesaretli,kimsenin uşağı olmayacak kadar kişilik geliştirmiş,gerektiğinde silahlı mücadele yapabilecek kadar kararlı Türklerdi onlar.
   Bugüne bakıldığında sokakta rap dinleyen,tarikatlarca okutulan ,sermaye uşaklığı yapan sahiplerine mürit olarak yetiştirilen ve bundan asla muzdarip olmayacak kadar satılık gençlerin asla tanımayacağı,adlarını duyduklarında kominist diye aşağılayıp geçecekleri bu daracağı mağdurları ne yazıkki hala özlemle anılıyor bazı kesimler tarafından.Çünkü bugün onları senede bir gün hatırlayan Chp örgütleri,efsane konumuna koyup taklit bile edemeyecekleri ağırlıkta bulan üniversite öğrencileri,gazetelerinde olan bitenden veryansın eden sözüm ona solcu yazar takımı,çok iyi biliyorki artık deniz gibiler gelmiyecek.Ulaş Bardakçı gibi kimse olmayacak,Taylan Özgür'ün taklidi bile bulunamayacak.Yusuf Aslan onlara manidar olsun diye söylemiş sanki.."Ben halkımın bağımsızlığı ve mutluluğu için şerefimle bir kez ölüyorum.Sizler bizi asanlar hergün öleceksiniz"...
  Bugün ülkeyi yönetenlerin Amerikan kölesi olmayı aşıp neredeyse önlerinde domaldıkları gözönüne alınırsa,Türk köylüsünün ve toprağının ne halde olduğu bilinirse,işçi sınıfının tek hakkının kötek olduğu görülürse,ağaların,tefecilerin,patronların elinde şekillenen kayırmacı ve kadrolaşmacı ekonominin ne kadarının Türk sermayesine ait olduğu farkedilebilirse,sınıf eşitliğinin yokolduğu zengin fakir ayırımının ne kadar suçlu ürettiği saptanabilirse,özgür düşüncelerin susturulmasında bir numara,fikri kabul etmeyenlerin yokedilmesinde öncü dikta rejiminin elinde olduğumuzda gözümüze batarsa ve Türkiyede olan herşeyin planlı programlı ülke bağımsızlığını ortadan kaldırma,halkların kardeşliğini yoketme çabası olduğunu,yönetenlerin gaflet dalalet ve ilerlemiş hıyanet içinde boka bulandıklarıda artık görülecek olursa Deniz ve diğerlerinin davasının ne olduğu ortaya çıkar...Bunu göremeyenlerin Araf suresinden alıntı yapan Başbakanı dinlemeleri yerinde olacaktır.."onlar gözleri vardır görmezler,kulakları vardır işitmezler"...Çünkü onlar faşist doğmuş,ülkelerini sevememiş sevenleride sevemeyecek,kendi çıkarları için millet çıkarlarını yokedebilecek kadar cumhuriyet düşmanı,Amerikan uşaklığı yapmayı kendilerine verilmiş en büyük sıfat kabul eden,mevkileri uğruna yollarına çıkanları yaradana sığınıp yokedebilen zavallı ucubelerdir..Onlar Ameriken iradesini milli iradeye değişen,materyalist düzende Allah ve din aramayı kendilerine göre uyarlayan ve bunu eğitimsiz bırakmayı yeğledikleri halka kandırmaca olarak sunanlardır..Ve milliyetçilik propagandası ile solcuları kıyımdan geçirenlere alkış tutanlardır onlar..Bu yüzden anlamazlar Deniz davasını..Bağımsızlığın ne olduğunu bu yüzden bilmek istemezler.Çünkü onlar kendi bağımsızlıklarını satmakta esef gösteremeyenlerden olduklarından ,vatan bağımsızlığını anlamayanlardır...
  Şimdi çeyrek Deniz olsa yeterdi ..Birazda Mahir..Ama akil adam Süleyman yaşıyor hala,gene koyardı imzasını asılsınlar diye..O zaman nasıl eli titremeden attıysa..




Yorum (3) Yorum yaz!

MOLA BİTER YOL KALIR...

   Dinlenme amaçlı verilen molalardan sonra bırakılan şeylerin değişeceği umudu taşınıyor birazcık.Çok sıkıldım modunda girilen moladan ,sıkılmaya devam çünkü herşey aynı modunda çıkılıyor..
  Yalak olup elini suya sabuna dokundurmadan işkembesini doldurma toplumunda yaşayan bizlerin,seyirci konumundan çıkamayıp olan biten hakkında fikir beyan etmemiz,gazetelerde etkili yazılar yazmaktan öte gayretleri olmayan yazarlardan bilgi almamız,siyasi alanda hepsi birer arap dansözüne taş çıkartacak oynaklıkta gerdan kıran kıç sallayan politikacıların elinde olmamız,ülkede giderek artan sinir ve tahammülsüzlük buhranları arasında sağduyu zihniyetinin ne kadar anlamsız kaldığını gösteriyor..
   Umut beslediğimiz ve sesleri çıkacak diye prim verdiğimiz tarafta bulunan kitlelerin aynı sese devam ettiğide çok gerçek.İşçilerin kıyımdan geçirildiği 1 mayısta kazanan tarafın hükümet güdümlüsü olmasına manşetler ayrılması,televizyonlarda hala haber görüntülerinin yayınlanması çok yeni şeylermiş gibi karşılanıyor.Aynı işçiler bayram  olmadığı halde daha önce tuzlada ölen,Ankara'da soğukta buz üzerinde suya gark edilen,başbakan tarafından azarlanan işçilerdi..durum aynı yani..Polis devlet,gazman başbakan yönetimi..
  Hüseyin Üzmez adında libidosu monogam değil poligam olmuş bir mümin efendinin taciz yada çapkınlık olayının büyütülüp,bakınız müslüman geçinenler neler yapıyor diyerek gündeme düşmeside,Tekbir mağazalarının sahibi mustafa efendinin eşlerine evcil sermaye gözüyle bakıp geneleve düşmekten nasıl kurtulduğunu anlatmasıda çok olağan.Bu olaylar her daim yaşandığı halde ülkedeki kutuplaşmanın nerde ne bulsakta olayı karşı tarafa suç olarak kullansak şeklindeki yaklaşımlarıdır.Ülkede herzaman çarpık ,ahlakı zorlayıcı yada kabullenilemez şeyler oluyor.Müslüman tarafta olmayan Ali kırca'nın fantazi zengini pornolara taş çıkartan videosu internete düştüğündede aynı şey olmuştu.Gamze kızımızın ilişki görüntüleri gençlerimizin damarlarını harekete geçirdiğindede aynı toplumsal çöküntü araştırılmalıydı.Bülent Ersoy'un gencecik delikanlılarda şahlanan şehveti hüseyinde başgösterdiyse ve o biraz şeriatçı takılıyorsa ne farkı var.Ülke zaten kadının silinmeye çalışıldığı,saçma sapan hurafelerle evine ve örtüsüne sokulmaya çalışıldığı erkek egemen kadın cariye görüşüne hizmet etmiyormu??Ha gamze götürülmüş ha Hüseyin birini taciz etmiş ne farkediyor..Hüseyin efendi olayında kızın yaşı küçük diye bunca şey koparılıyorsa,adam zaten şeriatçi şeriatının emrettiği gibi olgunluğa erişmiş kızlarla olayın duhul edebileceği inancıyla atlamış ne var bunda..Kitabına uyduranların ülkesi burası...
   Bir tarafta kapatma davası,dış gezilerde refikasıyla nerden ödendiği belli olmayan konaklama ücretleriyle gezinen bir cumhurbaşkanı,faşist söylemlerini ilerletip icraattede denemelerini işçi bayramında gösteren bundan da hiç geri adım atmayacak kadar kopmuş bir başbakan,muhalefet olmanın sorumluluklarını unutup bildiği yoldan bir türlü çıkamayan dinazor doktriniyle, halkın içine göründüğü kadarıyla Ankara'dan bakan bir tuhaf muhalefet,devam eden terör olayları ve harekatlar,mercimek bulgur pirinç söylemleri,eğitimde akıl almaz yeniliklere boyun eğen ses çıkarmayan eğitimciler,pahalılık,umutsuzluk,çoğalan kırılganlık ve toplumsal anlamda bitmeyi göze almış bir millet..Kimse birşey yapmıyor.Herkesin yaptığı seyretmek,işine geliyorsa kıç yalamak,pohpohlamak,çıkara göre saf tutmak,Allahla olan hesabı burda görebileceğini sanıp yoldan çıkmak..
  Oksijen tükeniyor..İnsanlarımızın yaşaması için gereken oksijen tükeniyor.
   İşte böyleydi mola bitimi..
   Nereye gitsem oksijen azalmıştı..Solunum yapmak ve ışığı yakabilmek için gerekli olan oksijen çok azalmıştı..Evrim geçirip azot solumak ışığını başka ışıkların altında yoketmek benim gibi insanlara göre olmadığından bir araya toplanmak gerek..
  Bursa'da ateşböceği olmak...Çok zor iş..
 

Yorum (3) Yorum yaz!