KÜRT KAPANI..


  Bugünlerde herşeyini hallederek sırayı kürt konusunda açılım yapmaya kadar getirmiş yöneticilerimizin ağzından duyduğumuz flaş kelime " kürt açılımı"..Cunhurbaşkanımızın(ama benim değil) başlattığı,başbakanımızın(ama benim değil) ve kurmaylarının günlerce üzerinde çalıştığı ama toparlayıpta iki kelama sığdıramadığı,Bahçeli'nin tansiyonunu fırlatıp şahdamarlarını patlatacak kadar çığırmasına sebebiyet veren,Baykal'ın desteklediği ama kıllık yapacak bir konu muhakkak bulup olayı daha karıştıracağı bir açılım sürecine girmiş bulunuyoruz.
  25 yıldan beri öldür öldür bitiremediğimiz pkk lılar mı sorun yoksa bizim Türkleştiremediğimiz ama Kürt olmalarınada izin vermediğimiz kürt halkımı sorun.Açılımın içinde hangisi var??
  Demokratikleşme ile herşeyin mümkün olacağını söyleyenler şimdiye kadar demokrasisiz ve faşist düzende Kürtlere yapılan mezalimi kabul etmiş mi olacaklar??
  Diyelim ki af gerçekleşti ve dağdan inen bir sürü pkk lı oldu.Bunlar demokratikleşmiş ortamda iş güç sahibi olarakmı hayatlarına devam edecekler.Kürt kimlikleriyle ne kadar içiçe yaşayabilecekler yoksa estetik ameliyat vaadiyle yalancı tanık olarak kullanılacaklarda yeni nüfus kağıtlarında erguvan çiçeği,puanlı kumaş,hazan kelebeği gibi isimlerlemi endam eyleyecekler..
  Yada hatırlayan varmı..Dağa neden çıkmışlardı??
  Okulları olmadığından açıkhavada ders çalışmaya mı gittiler
  Toprak vardı traktör vardı hatta kredi desteğide vardıda organik tarım diye tutturup mu dağlara vurdular kenilerini..
  Akkise diye bir köyde jandarma karakol komutanı tatmin olamayası egosu için köylüleri meydanda toplamıştı..Hatırlayan oldumu şu an??Kimini dövmüş kiminide kaleşle taramıştı .Üstelik silahsız köylülere bunu yapmıştı .Kim hatırlatıyor bunu??
 Yada diyarbakır cezaevinde sadece Kürtlerin kaldığı koğuşta söndürülemeyen yangın çıkmıştıda ölenleri tanıyan varmı??
 Hadi bunlar sıradışı olaylar diyelim geçelim.Günlük hayata girelim..
 Neden kirli işlerde hep kürtler çalışır??
 Neden biz Türkler o Kürtleri hazmedemeyiz..Onlara televizyon veririz..Ana dilde eğitim imkanı belki ilerde verilecek..Kürt akademisi kuracak kadar radikal kararlar alınacak..Neden onların sadece Kürt olmak istediklerini düşünmeyiz.
 Etnik siyaset yapıyor diyerek saymadığımız bir partileri var.Diyelim ki DTP kürt halkını temsil ediyor.Etnik anlamda siyaset yaptığıda çok gerçek..Peki seçimlerden önce Kürt halkını kafalamak için buzdolabı dağıtan ,suyu olmayan eve 25 programlı bulaşık makinasını dayayan,3 günde yol yapıp 5 günde asfalta kavuşturanların hitap edip yakalamaya çalıştıkları halk Kürt halkıysa,yapılan etnik siyasetin çakması değilmidir??Şimdiye kadar yaşadıkları her türlü yokluk ve mezalim bu insanların başına sadece Kürt oldukları ve dağda da silahlanmış Kürtler olduğu için geldiyse,onlardan nasıl olurda farklı siyaset bekleyebiliriz..Başbakanımızın( ama kesinlikle benim değil) seçimler öncesinde şirinlik adına Kürt halkını ,o iğrenç dini istismarcı siyasete oy versinler diye kandırabilmek için saflarına kattığı birkaç Kürt milletvekilini nasıl açıklayabiliriz..Birkaç yıl öncesine kadar belli aşiretleri elinde bulunduran ve önemli bir oy desteği alan Chp nin samimiyetini nasıl anlayabiliriz..
  Türkiye Cumhuriyetinde gerek yönetimsel anlamda ,gerek hak ve eşitliklerin paylaştırılmasında gereksede toplumsal anlamda ,mahallede ,sokakta,garajda heryerde yani,şimdiye kadar Kürtlere etnik baskı ve asimilasyon uygulanmadı diyen çıkabilirmi??Bunu farketmeyen ah şu çılgın Türkler mi?
  Yada onların devlete güvenmemesini ve kendilerine güven sağlama sözü veren bir grup etnikçinin arkasından gitmelerini nasıl yadırgarız.Biz Türkler devlete güvenmeme hakkını kullanırken baskıyla karşılaşmıyoruz sorgulayan varmı?Benim Türk olarak güvenmediğim,sevmediğim,istemediğim ve yönetiminde eşitsizliklerini kendi adıma çok açıkça gördüğüm kişileri istememe hakkım varsa ,sadece Kürt oldukları için bunu yapma hakkı olmayanlara eşit davranıyoruz diyebilenlerin Allahı varmı?
  Neden basit millliyetçlik yaparız??Milliyetçiliğin neden ironi haline sokarız.Neden heryerde Türk olmakla övünürüz .Alt yapısında ezilmişlik ve sömürülmüşlük olduğunu farkeden varmı.Mazlum edebiyatı yapanların,mazlum olmaya kaderleri gereği itilmiş Kürtleri saymadığını gören varmı?
  Biz onlardan korktuk.
  Seyrettik.Kürt sorunu çıkmaz diye abarttık.Kimlik vermedik.Taleplerini toprak istiyorlar ülkeyi bölecekler diye savaş çığırtkanlığına dönüştürdük.Dağlara çıktıklarında peşlerinden gitmedik.Geri dönsünler istemedik.İmkanlarımızı kendi Türklük egomuz adına kullanırken Kürt vatandaşların,ABD ve İsrail tarafından silah kaçakçılığına itilmesine,uyuşturucu eşekleriyle sınırlarda kol bacak koparmalarına razı geldik.Ortadaki pastadan ,onların yapılmak zorunda bırakıldığı işlerin pastasından Kürtlere kırıntı verdik,Türklere porsiyon hesabı dağıttık..
  Kürt açılımıymış..Siktirin gidin..
  Önce bir Türk açılımı yapalımda..
  Göğsümüz mü kabarıyor yoksa başımız mı düşüyor anlayalım..
  Hala açılım yapıyoruz diyerek salyalarını akıtıp uluyan köpeklerede alın işte yerlerde taş dolu..
  Hani o Kürt çocuklarının çelik coplu polislere attığı taşlardan..
 
 

Yorum (7) Yorum yaz!

CANIM METRİS ÇEKTİ VOLTA BAHANE..

Ülkedeki durumun gittiği kötü yeri görüp kişiler arası fikir dövüştürmek darbecilik oluyorsa bende o darbecilerdenim.Bende gidişten ve gidilen yerdeki vuku bulacak varıştan çok umutsuzum.Güvenebileceğim birkaç normal arkadaş bulabilsem en büyük hayalim darbe yapmak.Bunun için ayağında postal olanlardan medet beklediğimde yok.Birkaç topukluya binmiş yoldaş olsa yetecek.Kendime göre sebeplerim var benimde darbe sevdam için.Bu yüzden günlük falan tutup işi uzatmadan burda yazmak istedim.Tek sayfada darbe hazırlığı içinde olduğumu ilan etmek istedim.Zaten darbe öyle gün gün kağıt karalayarakta yapılmaz.Oturursun önüne bir şema hazırlarsın küt diye yapar darbeni koltuğunda sigaranı içersin.
Ülkede artık çok sesli bir demokratik ortam olmadığından,tek erkekli çok kadınlı bir aile yapısına doğru adımların iyice sıklaştığından darbe yapmayı istiyorum mesela.Sebeplerden birisi bu.Meydanlarda bile koyun gütmek kolaymı diyerek,çobanın elinde kurban olmaktan kaçabilmek için de istiyorum.Girilen karanlık ortaçağ yolunda muasır medeniyet seviyesi yakalanamayacağından,cumhuriyetle kazanılmış olan ama bozdura bozdura harcanmakta olan hakların,değerlerin ve ulusal bütünlüğün bozulmasından dolayı çok çaresiz olduğumdan bende darbe taraftarıyım.Bunları konuşmakla ve birilerine fikir söylemekle darbe yanlısı olunuyorsa ben en baştaki yandaşlardan biriyim.
Kredi kartı kullananların dürüstlüğünün tartışıldığı bir ülkede,ses çıkaranın kafasına cop yediği bir ülkedeki gerçekleri dile getirmek sevda içeriyorsa ben darbe sevdalısıyım.Seçimi fırsat bilip dosya dövüştürenlerden bıktığım için,yüzsüzlüklerinden utanmayan çalmacı çırpmacı yöneticilerimizin pişkin sırıtmalarından içim kaktığı için de bende darbeciler gibi konuşuyorum.
Düzenin iyi gitmediğini görüyorum.
İnsanların birbirine güvenlerini yitirdiğinide..
Hiçbir siyasetçinin beni tatmin edemediği bir ortamdayım.
Çocuğuna bez alan bir babanın kredi kartından dolayı dürüst olmadığının ,meydanlarda ilan edildiği söylemlerden utanır durumdayım.
Darbecilere kızanlardan olayım diyorum mesela..
Git yıka bebenin bezlerini alma kardeşim..
Yada bul bir sırtı kalın tanıdık Alamanya'dan getirt bebenin bezlerini.
Yok yok en iyisi deterjanla yıka İsrail'e katkın olsun.
Mama alma kendin yap..Ama al al İtalyan mamalar pek vitaminli.
Telekoma faydan olsun,cep telefonunu iptal et ev telinden vızılda..Oda İsrail aşkına..Davos ta azcık üzdükya katkın olsun düzeltme çabalarına.
Yada çalışma ,madem elin ayağın iş görüyor git yolsuzluk yap demi..
Olmuyor işte..
Hala serde insanlık var.Yürek kabul etmiyor yola devam edenlerden olmayı
Yoldan çıkanlardan olmak darbecilerden sayılmaksa,işte bu yüzden darbeciyim.
Günlük tutmayan darbecilerdenim bende.
Bende hep umutsuzca etrafıma bakınıyorum.Birileri yoldan gitmeyenleri önüne katıp Türkiye'yi geri getirecekmi diye..
Ama birde içimde kalmış bir hevesim var.
Hani gün olurda birkaç aklı evvel bulup darbeyi ben yapacak olursam..
Yüce divan,mahkeme falan kurulsun diye bir talebim yok.
Padişah kabul edip elimdekini,
Yedikule zindanlarında...
Genç Osman muamelesi çekmek istiyorum..
Kendine güvenen birkaç yağız delikanlıya ihtiyaç var yani..
.....................................................
.......................................
.......................
............



Yorum (5) Yorum yaz!

DOLAMA..

  Küçükken ne zaman sokağa çıkmak istesem engellerdi anneannem.Aman derdi ya çingeneler seni kaçırırsa..Alimallah kırıverirler kolunu bacağını dilendirirler..Tekrar bir hamle yaptığımda, kalaycıyı görüyon mu??Onun sırtındaki çuvalda kaçırdığı çocuklar var..Otur camdan bak..
  Sonra kırklı yaşlara geldiğimde çingenelerin alasıyla karşılaşıp çingeneliğin ne olduğunu gördüm.Beni kaçıran bir çingeneye rastlamayıp,kalaycı çuvalında yer tutmasamda düşkün karakterli bir çingenenin erkeğimi elimden aldığına şahit oldum..
  Küçükken ne zaman televizyonda erkek-kadın yanyana olsa anneannem hemen geçer televizyonun önüne bakma allah baba kör eder gözlerini,içinede ateş doldurur derdi..İlla bakmak istesem kapatır televizyonu,haram haram derdi..Ama o zamanlar Erbakan ve Demirel çıktığındada çaydanlığı yanına alır,demlediği çaydan arka arkaya koyar,bağdaş kurup oturduğu televizyonun önünde kendinden geçerdi..Bu yüzden Demirel ve Erbakan'dan içim çıkmıştır..Hiç resim koyamazdık evimize.Onlarında günah olduğunu bilir puta tapmanında ne olduğunu anlayamadan put gibi boş duvarlara bakardık.
  Sonra kırklı yaşlara geldiğimde resim ve televizyonların çokta korkulacak şeyler olmadığını anladım.Putlaşmış ve önünde eğilmiş insanlara millet muamelesi çeken siyasetçileri,kıçını başını açan kadınların sanat anlayışı içinde çatır çatır soyunmasını,yolsuzluk yapanların ellerinin çolak olmadığını,harama göz dikenlerin gözlerininde Allah baba tarafından oyulmadığını anladık.Hatta Allah o kadar evrim geçirmiştiki,bir zamanlar kendine küfür edenlerin dilini kızgın demirle dağlama cezası verirken,şimdi kendi adını her alanda sapıkça kullananlara bile birşey yapamaz hale gelmişti..
  Hep cinli perili hikayeler anlatılırdı yaramazlık yapınca bize..Hatta bir peri varmış ve yemek yumurta yemeyen küçük kızları yeraltındaki evine götürür birdahada getirmezmiş.Sonradan anladık ki insanların birbirini çarpması cinleri gölgede bırakmış.Aslında bütün cinlik kişilerdeymiş..Yumurta hala yemem..
  Nerden geldiyse aklıma geçen gece..
  Saat 3..Sabah ta değil gecede değil..Medusa nın gözleri geliyor gözümün önüne..Bir yandan anneannemin kafamdan aşağı döktürdüğü kurşunlar.Çok korkardım kurşun dökme işinden.Ve anneannem anlatırdı.Onun bir kardeşi varmış.3 yaşında bebecik.Nazar değmiş yavruya hemen kurşun dökelim demişler.Kurşunu döken çingeneymiş.Yanlışlıkla su yerine çocuğun sırtına dökmüş kurşunu.Yavrucuk bir haftada sizlere ömür..İşte derdi düzgün durmazsan sırtına dökülür..Korkardım..
  İşte saatin 3 olupta gece ve sabahada uymadığı o saatte anneannem,korkunç korkutma tarzı ve nedendir medusanın gözleri..Gitmiyor gözümün önünden.Çatal çatal saçları ve anneannemin elinde şakırdayan tespih sesi..Suratıma okuyup üflediği dualar..
Bide Azrail gelirmiş.Çocuklar çok korkunca..
Elinde dikenli bir tel olurmuş.Sokarmış onu boğazına çocukların.Bir daha anneanneni üzersen böyle olur dermiş..
Bide çingeneler çok pis olurmuş.Hep kirli ve bitli olurmuş kafaları.Kıçlarını yıkamadıklarından hep bok kokarlarmış.Bu yüzden kaynak sularla yıkanıp az keselenmemişimdir anneannem tarafından.
Şimdi kırklı yaşlarımda gecenin yada zamanın 3 sularında aklıma getirdiğim bu korkularla,aslında neyin beni korkuttuğunu düşünüyorum.
Azrail mi??Olamaz tanıştık azbuçuk önceden.Elinde dikenli tel yoktu..
Kurşun dökmek mi..Değil kurşun atmanın her çeşidini gördük .
İnsanların işkencelerini gördük.İşkenceden sonra delirenlerin cinler tarafından korkutulmadığını gördük..Sokağa çıkıp kaçırılmak mı..
Oda değil.Sokakta zaten aklını kaçırmış bir millet var artık kimse kimseyi kaçırıp dilendirmiyor.Dilenen insanlar ve onlara birkaç kuruş atan siyasetçilere kaldı bu işler.
Televizyona bakmak mı..Hiç değil.
Hergün birbirine top atar gibi çamur atan liderlerimizden korkmuyorum.Ama onların getireceği düzenden korkuyorum.Giderek kaybolan insanların bir daha bulunamayacağından korkuyorum.
Ama en çok o çingeneden korkuyorum.Birdenbire ortaya çıkıp ,boklu haliyle yüreğime al atan o imansız çingeneden korkuyorum.
Ve gecenin bir zamanında,yada sabaha ait bir zamanda ..
Bana medusanın gözleriyle bakan,beni yüreğime soktuğu dikenli tellerle hırpalayan o çingeneyi unutamıyorum..
Uyumuşum sonra..Rüyamda gördüm medusayı..
Ben dedi en iyi büyücüyüm..
Benim yaşadığım saatlerde ve zamanlarda dünya bana mecburdu..
Şimdi sadece gözlerim kaldı.Ve kork çingenelerden..Onları büyüde tutmaz dua da etkilemez..
Sakın kirli gezme.Çingeneler çarpar seni..
Sakın onlara el verme kolunu bacağını kırarlar..
Sakın arkalarından laf etme..Kulak cinleri var onların her dediğini duyarlar....
     ..........
Uyandım sabah..
Korkudan dolama çıkmış parmağımda..
Çok acıyor.
Hem yüreğim sıkışmış acıyor..
Hem parmağım şişmiş acıyor...

Yorum (6) Yorum yaz!

ŞEYTAN AYETLERİ...

   Yer Bursa..
    Ortam menemen kıvamı balçık çamur..
     Yazıya konu olacak kişiler % 47 lik çoğunluğun birer parçası.Allahı figüran koyup kendileri seks aktörlüğüne soyunanlar.Yada tesbihte gezinen parmakların yerini şaşırıp uçkur içine kaydıranlar.Hatta ve hatta lat menat ve uzza nın uşakları..
...................................................................................................
Devamlı gittiğimiz bir yer var Bursa'da.Bayanların rahatça oturup zıkımlanabildiği sayıları azalmış yerlerden birisi..Olay zaten burda patladı.Bir gece bir bayan arkadaşımız yanında evini terketmiş bir bayanı getirdi.Bayan türbanlı.Gencecik bir hatun.İlk kez geliyor böyle bir yere.Üzüntüsü var belli.Şaşkın ve tedirgin.Eşiyle problemli olduğunu anlattı getiren arkadaş.Merak buya üzerine gittim ben.Anlatmak istemiyor belli.Ağladı ağlayacak..Öğrenmeliyim..
Başını öne eğdi..Yüzünü göstermeyecek kadar eğdi..Anlattı.
Benim eşim cemaatlere daldı dedi.Ben zaten kapalı bir aileden geliyorum .Ama eşim çok hızlı gitti.Herşeyimiz değişti.Sohbetlere gitmeye başladık.Günlük verilen zikir derslerini yapmak zorundaydık.Her hafta 3 gün oruç tutmak zorundayız.Bunlar düzenimizi bozdu....Sustu burda başı gene önde.
Ee haklı tabi diye kafa salladık masadakiler olarak.Aile düzeni bozulmuş dedik.Herşeyin aşırızı zararlı falan diyerek kafa sallamaya devam ettik..
Yok dedi...kafası öne eğik kadın..
Sorun farklı..
Sustu..Anlat dedik..
Kızardı..Anlat dedik..
Gözleri doldu..Anlat dedik.
Son zamanlarda dedi...her akşam porno film izliyor banada zorla seyrettiriyor..
Sustuk...
Ama dedi..Hayvanlı pornolar hepsi...Aynısını yapmak istiyor benle..Zaten kaç kez zorla ters ilişkide bulundu.
Sustuk.Buz kestik.
Birbirimize baktık.O sırada hepimiz dinci kesimin nelerle kavrulduğunu düşündük.Din kisvesi altında bastırılmış sapkınlıkların nasıl örtüldüğünü düşündük.
Onun düşündükleri bunlar değildi.O kendi bedenine yapılan eziyeti düşünüyor ve utanıyordu .Bu yüzden başını kaldırmıyor ve sanıyorduki yüzünden okunacak gördüğü muamele..
Devam etti...
Sonra dedi.Cemaatteki bir arkadaşının köpeğini getirdi bir akşam..
Filmde getirdi..İzledik..Köpek alışkın dedi bana..
Sustuk ve soramadık gerisini..
Buraya bir cemaat köpeğinin hatırası olarak yazdık..
...........................................................................................................
Yer ne yazık ki Bursa..
Bir okul ve okulun din öğretmeni..
Bir kız öğrenci canı sıkılıyor ekliyor gelen bir adresi msn sine..
Sohbet ediliyor.Adamcık diyor aç yavrucum kameranıda sana pipimi göstereyim..
Açılan kamerada çıkan alet okulun din öğretmeninin aleti.
Kızda hain.Allahtan korkusu yokki çaktırmıyor dağıtıyor adresi başka kızlara..
Her gelene gösterilesi bir şey olduğundan indirip
 kaldırıp duruyor dinci öğretmen..
Sonra birgün kızlar derste söylüyorlar..
Çok küçüktü öğretmenim..Ne kadar kamerayı yakınlaştırsanızda çok küçüktü..
Tayin istiyor öğretmen ve gidiyor..
.................................................................................................................................
Yer buralarda bir yerler işte..Ordan burdan..şundan bundan..
Kendini toplumun terbiyesine adamış bir fani..
Bayanlara hatim sonrası seyretsinler diye ve ne kadar zararlı olduklarınıda anlasınlar diye vizyondaki pornoları yolluyor..
Bunları gören bayanlar..İlk önce bir beyin haşlaması geçirip ağlamakla ulumak arası bir moda giriyor.
Beklemedikleri taşın baş yarması olayında kalıyorlar.
Allahım allahım sen büyüksün..
Şerrinden sana sığınırım Allahım falan diyecekken..
Aynı Allahın bu fedakar kişininde Allahı olduğunu farkettiklerinden,
Ses çıkarmamayı yeğliyorlar..
Aslında olay basit..
Bu fedakar yapıdaki insancık;
Baştan kendisi seyredip gönderiyorki,hani mümine kardeşlerim,görünki neler var..seyredinde anlayın günah yuvalarını..Ben bizzat seyrettim test ettim,hatta bu arada gusül çekmem bile gerekti..Acaip günahkar oldum..Sakın siz seyredip benim gibi olmayın..Ben yandım siz yanmayın..
Hatta ben şu anda acaip yusuf yusuf oldum..Siz olmayın..
...........................................................................................................
"Lat'ı Uzzayı ve üçüncü olan menat'ı gördünüzmü....İşte bunlar yüce turnalardır..Şefaatleride elbetteki umulur.." Necm suresi..19 ve 20. ayetler..
İşte bu ayetlerdeki tanrıların uşaklarıdır yazıma konu olan cemaat köpekleri...

Yorum (15) Yorum yaz!

ABAKÜS

   Bir gitme hikayesi bu..Dönüşü olmayan gitmelerden herhangi birisi.Ne gidilen yer uygun aslında ne giden kişi yolcu olmaya müsait...
  İşte benim kemiklerim acıyor..Ve biraz değil çok burkuluyor içim..
  Hani bir takvimin son birkaç yaprağı,
  Yada evdeki son ekmek parçası,
   Yada Filistin'deki son canlı bebek..
    Aslında çok isterdim uyumlu halimle hatırlanmak..
    Ne kadar salaktım oysa çocukken.Başkalarının oyununu tırnak yiyerek izlerdim ..Sakin ve dövülmüş bir zaman dilimiydi gençliğim..
  işte tek kelime etmesem diyorum .Sussam ve kemiklerimi ovalasam..
  Ama anlatılası bir gitme hikayesi bu.Gitme diyemeyeceğim kadar ..Biri gidiyor işte..
   Hani Azrailin ilk ve son ziyareti kadar kaçınılmaz,
    Yada sıklaşmış doğum sancısı, rahimin en açılmış hali,
     Yada Gazze'nin son doktoru..Yani ölüm doğum meselesi..
      Aslında çok isterdim sakin halimi gösterebilmeyi.
       Ne kadar çok insan tanıdım bilinsin isterdim.
        Kadınları,erkekleri,yaşlıları ve bebekleri sevdim ben..
         Mevsimlerdeki maviye iltimas geçtim belki ama siyahıda bildim
          Aşklarım oldu insanlara ve şehirlere..Ama en çok İzmir'i sevdim..
           Dolu geçen zamanlarım oldu ama hep kavgacıydım büyüdüğümde..
             Savaşlara karşı savaştım..Askerde bendim taktik verende, ne kadar yanlızdım aslında..
Ve çocukluğumu görmedi kimse ne kadar salaktım..
  Yağmurda dışarı çıkamayacak kadar boğulmaktan korkan,
    Ve anne eli tutmuş her çocuğu kıskanan,
      Divan altlarında ağlayanda bendim çocukken..O kadar silik ve ıslak.
        Neydi beni sonradan piskopat yapan..Ben hiç düşünmedim.
          Sadece yaşadım..
Sayı saymak gibiydi aslında..
  Bir..İki..üç............................sekiz..
   Bir abaküs bitti..
     Sayı saymaksa sonsuz değilmişki sayılar..
       Kusursuz bir çocukluğu kim yaşamış ki hayatta..
         Ve kimse kalamazki zaten sayılı olan zamanda .Ve kemikler acır ovalasanda..
Hoyratlıksa Allahına kadar girmişim zaten.
  Hataysa kralı herkeste var.Alnım açık diyebilmek mi cesaret.
   Ve işte böyle gider her gelen başkalarına yer açılsın diye.Ben yazarım başkaları okur. Kimi anlar kimi ağlar..Kalan boş abaküs dizileri işte..
  Şimdi ne söylemeli son söz olsun diye..
    Hazin çocukmu dile gelmeli.yırtık rahibe gibimi davranmalı kim bilecek bunu..
     İşte bu yüzden sakin olmadım büyüyünce.Kimse bilmediğinden ben bildiğimden de değil.Susanların eğik boyunlarını ,yularlarını ben çektiğimden mi
  Yok hiçbiri değil aslında..Çokta düşünmedim zaten şimdiki zamanda..
     Bir saat zembereğinin boşalması kadar gerçek bir gidiş var ortada
      Tesir etmemiş dualar gibi sanki
       Yada şifası alınmış ilaç var bir avuç..
         Oysa birkaç saniyelik orgazm için sevişmez mi insanlar..
          Ne kadar karşı konulmaz bir dürtüdür bu yaşamak bilinmez mi..
             Ve ne kadar acıyor kemiklerim,acısını ben bilirim..
 Şimdi gidecek birisi işte vakit tamam.
  Kendimi terkediyorum diyemeyecek kadar dilsiz ve okuyamayacak kadar bozuk gözleri..
  Kader okunmaz zaten ..Remil dök istersen,yada tarot aç defalarca..
   Çıkmaz beklenenler ve dokulara iner zamanla acı hiç unutma..
    Şimdi gene gırtlağımdan küfürler etmek istiyorum
     Ve Allahı indirmek aşağıya suçu vardır belki..
      Neyse..Git hadi çık yola..Siktir git hadi..Ebeninkine kadar yolun var
        Ve çıktığın yere gireceksin nasılsa..
Bir abaküs al eline ve say dur bakalım..
Kaç sayı kaldıysa o kadar ömrün kalsın geride isterim.
Tahta bir abaküs bul kendine yada kemikten olsun
Tek tek saydıkça seninde inecek dokularına acı..
Kura çekmek gibiydi işte gidişin.
Son kurşunu tam atacakken tutukluk yapmasıydı silahın,
Giderken taşlara basacaksın kan akacak gözlerinden,
Kavgaların olmayacak hep sakindin sen,
Yıllarca beklemeyecek kadar olgunsun
Bir esrar saracak kadar kederleneceksin sayarken
Ciğerlerin kaç kez kaldıracak işte o kısım en meçhul..
Abaküs gibiydi işte..
Kemik acısı ve yürüyemeyen dizleri olacak birinin
Birisi küfür duymak isteyecek ve biraz sevişmek isteyecek canı
Bir ekmek bölünecek sanki
birisi dönüşsüz gurbete çıkacak
ve kuşlar yolunu bulamayacak göç zamanı
Genede cesaret gerek korkma ve unutma ki,
Deniz işemedi asılırken ve Mahir'in kovanları boşaldı da zor öldü.
Genede ürkeceksin bilirim,bomba gibi düşeceksin yeni attığın her adımda
Ölüm doğum meselesi apaçık.
Bir Filistin acısı işte ne farkı var.
İşte doğum ve ölüm.
Yada kendimce hırçın söylemeliyim son sözü
Korkma giden kişi sana olmayacak bu son küfür.
Ben kendime söylüyorum acıyarak birazda
Geldim ,gördüm ve sıçtım aslında şu anda..
Ama saydım.
Abaküs sende artık.
Bir..iki..üç...sekiz....

        

 

Yorum (5) Yorum yaz!

BULGUR TAŞI CEBİNDE..

  Bir arabanın içinde olsak.Arka koltukta otursak başkası kullansa arabayı.Soğuk olsun ve kar yağsın bir yandan ,camlar buhar olsa görünmese iklimin kendisi..Aslında yeni tanışmış olsak birisiyle.Yanımdaki yeni tanışılan olsa..Yanyana oturduğumuzda dizlerimiz değse ve bundan irkilimesek anlam yüklemesek..Sonra müzik çok açık olmalı mesela ve ne söylediğimizi duymasak..Eğilse kulağıma birşey söylese,nefesi boynuma değse ve irkilmesem,anlamda yüklemesem ama sıcaklığı duysam...Hiç yaşamadım.Bu yıl yaşasam..
  Sonra bir yerde mola versek..
  İnsek ve kar olsa yerde.Üşüsem mesela yada o üşüse ve umrumuzda olmasa kimin neden üşüdüğü.Bencil olsak ve takmasak..Köpek sesleri duyulsa uzaktan.Aç olsa köpekler ve ben anlatsam kedi köpek baktığımı.O cebinden bulgur çıkarsa ve ekmek kırıntısı.Bak dese hep yanımda taşırım bunları kuşlar için..Karın üzerine atsak..Hiç görmedim..Bu yıl görsem.
  O bana kadınlarını anlatsa ..Biraz uzatsa konuyu.Bilmediğim birinin bilmediğim kadınlarından hiç irkilmeden ve anlam yüklemeden dinlesem..Ben erkeklerimi anlatamam ,sayısı az desem oda ilgilenmese.İnsan olarak yanyana olsak o anda.Cinsel kimlik kağıtta yazılı kalsa mesela..Hiç bilmiyorum bu temizliği..Bu yıl görsem..
  Hoyrat ve hırçın tanırlar beni desem..
  Aslında çocuktum ve annem babam yoktu,oynamadım seyrettim dışarısını diye başlasam anlatmaya..Sıkılsa dinleyen..Bunlar beni ilgilendirmez dese..Hoyrat yada sakin ol..Bugündeki halinle yanımdasın dese..Ellerim çok üşüdü desem ve eldiven giyseydin dese.Hani benden çıkmaz klasik şefkatler çünkü gözüm yok sende dese içinden ..Ben bunu hissetsem..Rol çizmese yanımdaki..Bir bilsem..Bu yıl bilsem..
  Arabanın arka koltuğunda dizlerimiz değse..
  Boynuma nefes gelse sözcüklerle birlikte..Kulağıma ses olsa tonu önemsiz o anda...
 Sonra..
 Camlardaki buğular inerken,tamam dese yol bu kadardı işte..
 İn arabadan.Git yoluna..Bilmediğin sıcaklıkta bir nefes aldın git evine..
 İnsem.Gözüm arkada kalmadan yeni yıla girsem.
 Eski yıllardan farkı olsa ..
 Net olsa hani insanlar.Yorumlanmayan şeyler yaşansa..
 Bulgur taşısa insanlar ceplerinde kuşlar için..
 Köpekler zevkten havlasa..İnsanlar köpekleşmiş olmasa biraz.
 Kadınlar korkmasa yanındaki dizden ve nefesten,boyunları ısınsa sesten..
 Eskimiş yıllarda ne varsa yeni gelen yıllardada aynısı olacak bilirim..
 Kuşlara bulgur atmayacak kimse ve karlı havalarda arabaların arka koltukları hep üşüyenlerle dolu olacak..
/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
BAKA BAKA HAL OLDUM....T.A.K....

Bazen anlıyorum aslında gitmenin ne demek olduğunu.Vakit geldi diyorum.Geciktirmedik zaten sadece duraklamaları oynadık.Hani diyorum uzata uzata sakız olur bazen konular.Şerefsiz yaşamlarda uzatılır bazı konular ve muallakta bırakılır önemliymiş gibi..Öyle birşeydi işte.Çok baktım herkese derinden..Bakıyordum mesela..Görüyordum.Temiz bir yüz.Bir cesaretki sezara beş basar.Bir şekil çizilmiş kazımaya kıyamazsın..Sonra görüyordum içerisini.Transparan bir ciğerden çıkıyordu bütün davranışlar.Ve kokmuş...ve kirli..ve aslında bitirimdi bütün tanıdıklarım..T.A.K..
 Kalmanında ne demek olduğunu anlıyorum..Sevenlerinin terkettiği bir ülkede yaşamanın ne olduğunu biliyorum.Sokaklardaki çocukları,kadınları,geviş getiren zamparaları seyrediyorum.Ve bacak arası sürekli ıslak kadınları dışardan seziyorum..Omuz omuza kalmak gerekiyor.Bazen kafa göz dalmak..Çıkılmıyor bu kuşatmadan..Bindirme üzerine bindirme..Ruhlar desen indirme..Alaşağı edilmiş sistemde kimlik sorgulanmaları yaşanıyor ve hesapta veriyoruz eşekler gibi..Gidecek yer bulamadığında işte,gitmenin vakti geldiğini bile bile bir gıdım oksijen alayım diyorsun.Fani olmak böyle birşey diyorsun.Ve kıçına sokulmuş kazıklardan zevk almaya çalışarak,kendinede binbir fersah uzaklaşarak kalıyorsun.T.A.K..
   Sevdalara bakıyorsun hani en önemli şey sevgiya hayatta..
   Hepsi işlek.Giren çıkana bilet yetişmiyor..Günübirlik yaşamazsan aptal sayılıyorsun.Kim gelirse değerlendir felsefesinde yanmış bedenlere bazen gıpta ediyorsun bazen hayrete düşüyorsun.Evinde kocasına oynaş,içinde başkasına kaynaş kadınların pişirdiği yemekleri düşünüyorsun.İçine hangi sevgiyi katarlar,hangi özel çıktıyı bu yemeğe serperler diye kafayı kaşıyorsun..Erkeklerin yangınını da görüyorsun baka baka..Bir seks girdabında dönmüyorsa hepsi kolumu keseceğim..Boy yada işlev değil artık sorun.Veren varsa alan da var..İğreniyorsun işte bakarken.Kendince en temiz yer bile leke içinde ama gidemiyorsun,kalamıyorsun.Dolap beygirimisin be insanlık diye kendi naranı kendine atıyorsun.T.A.K.
  Mesela öyle bir baskılanmışsınki yazdıklarını bile sansürleyip yazıyorsun..T.A.K....
 
 
 
 

Yorum (2) Yorum yaz!

PİSKOPAT FARENİN ŞİZOFREN RUS RULETİ..

 
 

Şarap olmalı şimdi en ucuzundan.Ben şişeyi dikip içmeliyim.Ağzımın kenarından akmalı birazı.Kırmızı olmalı dudağımın kenarı ve elimle silmeliyim.Konuşacak kimse yoksa ve sıkılıyorsa can,denemediği şeyleri yapmalı insan .İyi niyetle ve iyi gelir niyetiyle.Sonra şişeyi yere atıp ayağımla itmeliyim.Racon tam otursun cinsinden ..Şarap yok evde...Yanlızım..
   Kendimi bildiğimden beri böyle bu.Kimsesizliğin can sıkıntısı.
  Kalu beladan beri böyleyim..Olmasına oldu bazen birileride ya ben korkutup kaçırdım.Ya onlara nöbet geldi  havale olup gittiler..
  Biri vardı önceden göğsüne yatardım.Bilirdi deli olduğumu ses etmezdi.Her zaman arkamda bilirdim,para verirdi bana zor günlerimde.İçi kocamandı ne söylesem alırdı.Ben piskopatım ya sandımki hep bana kalır..Olmadı .Birgün çıkmış evden gitmiş birisine ilaç alacak.Yığılmış kalmış eczanede..Öldü sonra..
  Babamdı..Mehmetti adı..
  Bugün sesler duydum.Fare sesleri..Tıkır tıkır..Evde gezdiler..Duydum duydum..Biri erkek biri dişiydi.Seslerinden bildim.Kapan kursam olmaz canları acır.İsim koydum dişisine.Adın gülay olsun dedim başını salladı.Erkeği kaçırdım kovalayamadım..
 Kimsem yok benim.Fare var işte şimdilik..Dişisiyle şaraplanırız belki birgün..
 Bir erkek vardı tanıdığım.Gitar falan çalardı barlarda.Hapçıydı.Sahne almazdan önce avuçla yutardı.Sonra kayboldu ortadan.Geçen duydum.Siktir çekmiş gitara..Sarılmış haplara o sinirle.Tedavi görmüş uzun süre.Saçlarını kesmişler hastanede..Almanyaya atmış kendini..
 Adı Barış'tı.Savaşı kaybetti işte..
 Karakız var bir tane..Kara cadının teki..Kazan kaynatır durur koca gün.Acılarını atar kazanına bazen umut pişirir.Çıka çıka dert çıkar onuda afiyetle yer bitirir.Güvenirim.Sağlam gacıdır.Vurduğu yerden de ses getirir.Aşık olmayı istedi hep.Çok aldatıldı geçmişte.O zaman cadı olmadıydı henüz.Dün söyledi.Evlenecekmiş.Bulmuş birini.Gülmeyen yüzünü güldürecekmiş.
 Adı Güler zaten.Gülmese olmaz..
Yok böyle birilerini anlatmakla gitmeyecek can sıkıntısı.Yanlızlıkta aşılacak değil..
Oyun oynasam biraz kendimle.Kumara kadar götürsem işi.Çığırından çıkarıp çığlık atsam.Kafayı duvara soksam kaşı patlatsam,akan kanları parmaklasam yazı yazsam.Piskopatla başlayıp şizofrene yatsam..
Vizör olsa bir tane şuracıkta.İçine kendimi parçalayıp koysam,ege denizine snipper atışı yapsam.
Yok az gelir bu..
Rus ruleti oynamalıyım.Kalu beladan beri nasılsa hep oynarım.
Bir Smith  wesson var elimde.Meseleyi içine koymalı.
Kafaya bir güzel dayamalı.
Şu kodumunun beynini ...
Piskopatça parçalayıp,şizofrence ağlatmalı.
Toplu silah tutukluk yapmaz nasılsa.
Bir tanede fareye yapıştırmalı.
Kalu beladan beri böyle işte bu.
Kafama hep tabanca yakışır benim.
Kalu bela dediysek yaratılışımdan değil..Fare dediysekte gerçek değil.Şarap içermi hiç fareler.Zaten hep ölüm senaryosunda kaybolur bütün şizofrenler ve hep piskopatçadır ,kanlıdır düşünceler.Ama rus ruleti gerçek.İçindeki meselede gerçek.
Bildiğim en iyi oyundur bu benim.
Kumardır ve kaybederim.Ölürümde rol yaparım.Yaşarımda kimse bilmez.Nefessizlik değildir ki ölüm.Cesarettir rulete girmek.
Çok tıkırtı yaptı farecik..
Çok zevkli olacak korma..
Al tetiği birde sen çek..



 

Yorum (17) Yorum yaz!

KIRK YAMALI ARAF BOHÇASI

        Birden geldi karşıma.
      Önce ışıktı.Korktum.Sonra ete büründü ve kemiğe..
      Sor hadi dedi..Meraktasın.
      Sordum o'na..
      Söylesene acı nedir??
      "O" cevap verdi..
       Acı senin hissettiğin yorgunluğu kimsenin hisedememesidir. Acı geçmesin diyerek içinde büyüttüğün, kendi gücünü ölçtüğün, yaşadıklarının sana yaşattığı bir oyundur.Acı geçmeyecek diye telkin ettiğin zamanlarda yerine yerleşen ve içini seslice kemirendir.. Sensindir acı.Bilerek değil bilmeyerek ama isteyerek acının Araf'ındasın.Araf öyle bir yerdirki,ne iyisin ne kötüsün.Ortada kalanların yerindesin.Üçüncü yoldasın .İsteyerek ama istediğini bilmeyerek acı çekmektesin.Araf'ın içindesin.
     Beğenmedim dedim..
     Başka sor dedi "o".
     Sordum O 'na
     Sevgi ve sadakat nedir..
     "O" cevap verdi..
     Yaşadığın dünyada iki kesim var.Sürüde olanlar ve yanlız kalıp dolananlar.Sürü herşeye karar verir ve dayatır.Diğerlerinin kendileri gibi olmasını ister.Sevgi yoktur sürüde.Birde sen gibi yanlız tecritler var.Sevgiye sadık.Sürüye aykırı.İşte bu yüzden sevgiyi bulamıyorsun.Çünkü sürü o kadar kalabalık ki ,sevgini sunacak birini bulamıyorsun.Sevgisizlikten dem vurman bu yüzden.Sadakat aramakta düştüğün yanlışta bu yüzden.Sadakati sürüleşmiş ve çıkamamış beyinlerde arıyorsun.Burda da Araf'tasın.Ne olmak istediğin kişi olabiliyorsun.Ne olmak istemediğinin yerine geçebiliyorsun.Bu Araf böyle biryer işte.Ne olabilmek ne olamamak. İşin aslını anlayabilenlerin yeridir Araf.Üçüncü yoldur ve çok zordur.
    Beğenmedim dedim..
    Sor hadi dedi "O"
    Sordum tekrar.Yaşamak nedir ve ölmek..
    "O" konuştu.
   Sürünün insanlarının birarada geçirdiği zamandır yaşamak. Mücadele olmadan eğik başla dolaşanların ama bunu dert etmeyenlerin geçirdiği şaşalı   zamanlardır. Sen yaşayamadığını farkedenlerdensin. Çünkü sen yaşamayı biryerlerde arayıp bulamayacağını biliyorsun. Bunada mücadele diyorsun. Bu yaşayamama halini ölmekle eş tutuşunda bu yüzden. Hayat ve ölüm keskinliğini bilmiyorsun. Arada kalıştan çok daha keskin ve sonuçludur ölüm. Burdada cahillerin Araf'ındasın.
    Belki dedim..Sordum tekrar.
    Ceza nedir peki..
    "O" cevap verdi.
    Senin sürü aklınca beklediğin yaptırımdır ceza.Sanırsınki sana yanlış gelen herşeyin sence acı verilmesi gereken karşılığıdır.Sen şu an pompei halkının cezasını bekliyorsun.Gözündeki lut kavminin dişi keçisine kızgın kül yağsın istiyorsun.Sodom ve gomore senin gibiler istedi diye yağmalanmadı ki..Kendi acılı efsaneni,efsane cezalarla yağmalamak istiyorsun.Adaleti de bu sanıyorsun.Hem Araf'ta  böyle cezalar yoktur bilmiyorsun.Araf ortada kalıp olgunluğa varanların yeridir hala farketmiyorsun.
    Olabilir dedim..Sordum tekrar..

    İnsan nedir..

    "O" cevapladı..

     İnsan olmak acının yorgunluğunu tek başına taşımaktır. Sevgiyi sunabilmek, koşullar değişsede sevgili kalabilmek, sevgiliye duyduğun sevgiyi içinde barındırabilmektir. Sadık bir acıyı da yaren belleyebilmektir. Sadakatin sevgiye dayanmasıdır. Yaşamayı ve ölmeyi kabul edebilmek, ölürken ölüme sadık, yaşarken sevgiye dolu kalabilmektir insan olmak. Cezaları beklemeyi, hırsı ve kızgınlığı kül yağdırarak söndürmektir. Ve yanlızlıktır insan olmak. Kabul ediştir.

   Peki dedim sen kimsin..Ve nerden biliyorsun bunları..
   "O" cevapladı..
   Ben senin ruhunum.Kırk yamalı Araf bohçasıyım ben.Dile geldim konuştum.Bunları senden öğrendim.Birlikte yaşadığımız şeylerden yama yama biriktirdim.Sen benim bedenimsin.Bazen şeytanı sevdin bazen insan olmayı.Araf'ta olan benim.Sen olmaya çalışansın.Birşey peşinden koşanlar,hırslarını öne atanlar ve cahiller gelemezler buraya. Doymak nedir bilmeyenler, arkadan bıçak sallayanlar, saklananlarda gelemez.. Mücadele etmeyi bırakan,çabuk vazgeçen ve umutsuz yaşamayı seçenlerde gelemez.Sen yalancı Araf'sın..Ben kırk yamalı Araf bohçası..Gerçeği anlayabilenim ben..Ceza düşünmeyen, sadakati sorgulamayan,gerçeği bilip susan ..Ben dişi lut keçisini şehvetli delikanlılara bırakabilenim.Onu öyle kabul edebilenim.Mavi denizleri bir tükürüğün kirletmeyeceğini bilenim.İddiaları,bahisleri küçük görebilenim ben..Ben gerçek üçüncü yoldayım..
    Yani ne yapmalıyım dedim..
    "O" söyledi..
    Yama biriktir ve beni sorgulama.Sen bana,ben sana dar gelmeyelim.Ya birlikte Araf'ta olalım yada yolları ayıralım..Benle olursan gerek kalmaz bu sorulara.Sürüden kabul ediyorsan kendini zaten beni sorgulama. Üçüncü yoldur Araf ve olgunların yoludur. Bitmişler gelir buraya ama umutsuz değil bıkmışta değil.Yamalıdır eskidir ama değerlidir Araf..


  

     
      

Yorum (7) Yorum yaz!

CHP-AKP FARKI..

    Mahallemizde oturan yaşlı bir teyze var.Dört evlat sahibi olmasına rağmen bakan ilgilenen yok.Bir sosyal güvenceside olmadığından kendisini geçindirebilecek bir maaşa sahip değil.Ve sağlık güvenceside yok .Daha önce bir yeşil kartı varmış ama evi kendi üzerine ait olduğu için iptal edilmiş.
  Teyze 85 yaşında.Bastonla ancak yürüyebiliyor.Şeker,kolesterol ve tansiyon hastası.Soba yakamıyor çünkü parası yok.İlaçlarını ordan burdan gelen sadaka paralarıyla temin etmeye çalışıyor.Bana en dokunan o yaştaki mağdur bir insanın soğukta üşümesi.Teyze üşüyor..
  Chp bu konuda birşeyler yapar diye düşündüm ve gerek kendim giderek gerek telefonla ve il yönetim kurulu üyesi bir arkadaşada olayı anlatarak yardım istedim.Yapılacak şey aylık 60 civarı tutan ilaçları temin ettirebilmek ve üşüyen teyzeye hiçdeğilse doğalgaz faturasını ödeyerek kış boyunca nakdi yardımda bulunabilmekti.Tamam bakalım,ilgileniriz,şu hafta geçsin türünde oyalanmalarla işi hallettiremedik.Bursa Chp ilçe ve il olarak birşey yapamadı..
  Dün muhtara gidip konuyu anlattım.Muhtarımızda Chp li.Konuyu dinledi ve bu konuda ve benzeri konularda partimizin ne yazık ki ilgi alanının kısır olduğu ve halkın içine inmeme gibi bir gayreti olduğu konusunda birleştik.Sonra bana bir olay anlattı..Birkaç gün önce mahallede gene çok kötü maddi olanaklara sahip bir evde yaşayan birisi ölmüş.Öldüğü gün Akp il başkanlığı ölü evine arabalarıyla mevlütte dağıtılmak üzere kolilerle pide ve ayran getirmiş.Aileye uğrayıp cenaze masrafları mezar yeri konusunda yardımcı olmuşlar...Akp nin halkın karakteristik özelliklerini ne kadar iyi çözdüğü,ananevi kültürümüzü ne kadar yerinde kulandığı,gelenek ve görenekler konusunda hassas olan Türk ailelerinde nasıl kendine yer açtığı ve bunda başarılı olduğu konusundada birleştik.
  Muhtarımız Chp den birşey çıkmayacağını anlamış olmalıki ben bir hali vakti iyi mahalleli bulup doğalgaz faturasını ödeme konusunda yardım etmeye çalışayım bu teyzeye dedi..İlaçlarıda bir şekilde hallettik..Teyze şu anda hala üşüyor..
  Burda akp nin iki önemli özelliği ortaya çıkıyor.Kadrolaşma ve kadroların ne kadar sıkı ve düzenli çalıştığı ve insana oy maksatlıda olsa zor zamanda yetişebildiği..
 Sosyal demokrat anlayışı temsil eden ama laiklik konusuna takılı kalan,halkçılık ilkesini kendi tüzüğünde va yapılanmasında barındıran Chp nin bu konularda ne kadar bihaber,çabasız ve kendine dönük yola devam ettiği de ortaya çıkıyor.
  Burda göremediğim ilgiyi:Bursa il başkanımıza,Bursa milletvekilimiz Sayın Öymen'e ve meclisteki Chp milletvekillerinede bu yazıyı kopyalayarak göndereceğim.Ve çok eminim ki arada kaynayıp gideceğim..
  Çok düşündüm Akp ye gidip durumu anlatayım.Eminim aynı gün gereken yardım yapılacak..Şimdilik bunu yaparmıyım bilemiyorum.
  Teyze hala üşüyor.Gündüz ve gece iki yorgan altında oturuyor.
Chp uyuyor..
Bir gariban yaşlıya uzatacak bir el çıkmıyor Chp den..

Yorum (4) Yorum yaz!

BEN VE KABUK..

  Çok soğuk bir hava var.Yağmur..Biraz sis.Akşam içmişim belki birazda bu yüzden başağrısı.
Bir gülümseyişte hatırlıyorum seni.O ana ait olan ve bugünde yer bulamayan bir içten gülümsemede.Bir sürü ayrıntıyı ortaya çıkardığım eski zamanlarda kalan bir gülümseyişte.Yorum getirmeye doyamadığım şeylerin bir yağmur damlası kadar küçük olduğunuda bugünkü kendi gülümseyişimde adlandırıyorum.
Bir kadın olmanın içgüdüselliği belkide.Yağmurda,çamurda,güzel havada,bayırda yokuşta..Hatırlayacak birşeyler bulmak.Ve bugüne vuran bir öğreti buluyorum ..Kadın olmaktan önce insan olmak..
Bir eski zamandı bilirim.Adı üstünde geçmiş zaman.Miş'li yada di'li geçmiş zaman.Ve sözcükler bitince elde kalan tek şey,yağmurun bugünkü sesi ve yeni yüzlerdeki gülümseyişlere razı olan şimdiki zaman..
Hatıralar yazmalıydım belkide.Yada mutlu anılar.Birkaç anı anlatıp mutlu edebilmeliydim kendimi,yada ağlatabilmeliydim.Yola çıkmadan önce geriye bakıp gözlerime son kez yazdığım senin masalını,sana ait acıları,sevinçleri ama en önemlisi masalda da olsa kan akıtan gerçekleri bugünde ne kadar tanıdık bulabilirim..???
  Eskide kalmış bir dünyadan hatırlıyorum seni...
Mücadelenin sonuç vereceğine inandığım,korkusuz dolaşmanın cakasında olduğum bir dünyadan..Aşk ve serüvenlerin içinde gördüğüm,başka gözle bakmadığım dünyadan.İki kişilik olacağına kendimi safça inandırdığım başka bir boyuta ve başka zamana ait olan dünyayı bugün ne kadar yakın bulabilirim???
Kendi içimde sildiğim bir ben den hatırlıyorum seni.
  Bir masalın bitişi kadar heyecanlı ve güzel.
Aslında kendi masalımmış biten ve kendi gidişimmiş izlediğim.Artık yoruldum ve serin bir gölge bulup kuruldum.Şimdi aldığım nefesten hatırlıyorum seni işte..
Kan ter içinde ,elimde bavul yollarda hatırlıyorum seni.Bazen bir başka masada bir başka kişinin önündeki rakıda.Ve kendi kuyruğu peşinde dönen bir tilkiymişim aslında.Eski kendimi hatırlıyorum seni hatırladığımda.
Yok anlatamayacağım.Eskide kaldı zaman.Ahde vefa,geçmişe saygı aslında seni bugünde bana hatırlatan.Yokolmam adına bencilce yapılan her devinimde bir yaratılış mucizesi şimdiki ben.
İnsanlığımda hatırlıyorum seni bugün.Eskide kalan geçmiş canımda..
Birgün diyorum kendime birgün..
Anlayacaksın onun sana yaptığı iyiliği.
O seni sana buldurdu.Onda kaybolmana razı olmadı ve yeni seni sana zorla doğurttu.Her doğum zor geçerdi.Yırtıldı belki kalbin ama yeni bir can doğurdu.
Yok yok anlatamayacağım ben.Yeni kendime nasıl bu kadar tanıdık olduğumu anlatamayacağım.
Ayrıntılardamı sanmışım zamanı..Peh..
Yada yerine konmazmıymış kimse..Yok öyle birşey..
Emek verdiysen sen verdin..vermeseydin der elalem..
Sadakat sadece kelimeymiş ve yokmuş hiçbir anlamı..
Benden başka yok sanmışım..Siktir ordan kaynıyor ortalık.
Mal kaçırmakla eş bazen ihanetler..
Ve sana düşen miras işte sensin aptalım.
Ne kadar düşkünmüşüm birisine yapışmaya..
Ağda yanında halt etmiş gerizekalı mübarek..
Sen dünyayı döndürürüm mü sandım kızım..
Arkadan çevrilirmiş bütün işler.
Bir sevişmeyi ,ve bir masa başını değişebileceğin şey yoktu demi.
İşte kendimden hatırlıyorum seni böyle..Eski canımdan..
Geçmiştekiler bugüne ne katarmış öğrendim.
Zaman yağmur damlası kadarmış işte.Gördüm gözüme soktum.
Pişmanlık değilmiş geçmişe uzanan.Kızmak sinirlenmek,ağlamak,değilmiş.
Tırnaklarını geçireceksin etine ve biraz kanatacaksın elini..
Yeni elin var nasılsa..
ve hep geçmişe gider yaşanan zamanlar.Yarın çok yakındır ve dünde birikir zamanlar.
İşte anlatamayacağım.
Yok ne yapsam anlatamam ben yeni beni.
Belki çok alıştığımdan eski kendime yada ihanet duygusu gibi geldiğinden kenara bırakmak.
Anlatamayacağım ben beni.
Bir zaman..
Eski bir zamandı ve ekimdi aylardan.Yağmurda yoktu siste .Ama gene biraz içmiştim akşamdan.İşte o zaman başladı bendeki ben gitmeye.Ölmedide sanki görevi bitti.
Bir yaraydı belki bütün yazdıklarım.Anlatamayacağım işte..
Yeni bende kabuk mu bağladı??
İçindeki irin mi aktı..
Yaramıydım??
Neştermiydim??
Anlatamadım işte gene..
 

Yorum (20) Yorum yaz!