Bir şizofren yakarış.

  Sabah yedibuçukta dikildim başına.Oğlumdu ve ben onu doğuştan sevmek zorundaydım.Uyandırdım her sabahki gibi.O büyümüştü ve çalışmak zorundaydı.Kalktı yüzüme baktı ve güldü.Her sabah gülerdi ve sanki buna zorunluydu.Biraz oyalandı çıktı gitti.
  Mutfağa gittim.Otomatiktim.Kahve yapmasam olmazmıydı.Bilmem .Belki olurdu hiç düşünmemiştim.Genede içtim.Bugün nasıl geçmeli gibisinden salak soruyu hersabahki gibi sordum.Sanki planlar hep tutuyordu ve her plan özgürmüş gibi..Sonrasında düşünce bölümüne geçtim.Ne olacak?ne olmalı?niye olmadı?olurmuydu olmazmıydı?Böyle gidersem sıyırırmıyım ve farkedenler neden sıyırdığımı sorgulayıp,sıyırmış halimden ders yada sevgi çıkarırmı??Hiç sanmam dedim.Birşeyler yapmalıydım ve dağılmalıydım.
  Mesela bir ilaç bulup başlasam..Bir antidepresan alıp anksiyetemi rayına soksam.Çokmu burjuvazi kaçardı .Rezene içsem ayar çekermiydi ki..Bak kızım dedim ufaktan gönderiyor aklın seni..Artık ilacın kralı gelse,doktorun Allahı ..İflah olmaz bu kafa..Zaten biraz daha sık dişini sonunda alışacaksın otçul bitki olmaya.Bugün masada kuş sütü içsen,yarında çöpten çürük elma..Farketmeyecek beynin.Yada şuracıkta  şafağına bir kurşun yapıştırsan,yanlız gebereceksin..Yada birileri halini rastgele farketse,farkettikleriyle kalacak.Bide üzerine farkedilip bana acınması dahada dellendirecek.
   Yada diyelimli öldün.Ağlarsa anam ağlıyacak,oda yalandan zırlayacak.Kızanlar biraz yalpalayacak,bir kasaba kopuğu içip içip sıçacak.Yani ölüncede değerim olsun da insanlar arkamdan telef olsun türünden bir trip arayışıda boş.Gidenin gittiği yerde belli değil.Ama değilmiki dünyanın sonu bir şekilde gelecek.Bugün ölmesen yarın öleceksin.O halde daha fazla tekleyip durmaya ne gerek var.Ölüm şekli öbür tarafta ne fayda sağlar.Yada vazgeçip silkinsemde açılın bre desem de atlasam ortaya..Konuşsam sus denecek..Susunca ay azcık iki laf et.Yorgunum desem gençsin,heyecanım var kıpraştım desem yaşın başın kemale gitti.İşte ağlayasım var mesela yakışmıyor gözyaşı..Bi kahkaha patlatsam,hiç komik değil.Ama benim ölesim var çok ölesim az yaşayasım.İntihar edesimde var azcık ama bunu çok netleştiremeyesim..Yaşarsam da yazı yazasım .Kafası dağılmış bir çift şekerli olarak,bozuk zihin yazıları yazasım var ve bunları hem beyinde taşıyıp hemde okuyana aktarasım var.Bu ağırlığı kaç kişi taşır birde merak..
   Yada şimdi öleyim.Soru sorsun yaratan...
    Ey kızım ne dürtükledi senide kıydın bu cana..
    Valla ben yaşayıp gidiyordum bir anda yükseldi beynim işte..anlamadım ki.Bi baktım burdayım..
   Biz demedikmi verdiğimiz canı biz alırız deyu..
   Sen alsaydın o zaman yüce rabbim..Başkalarına bırakmasaydın..
   Ne demek başkaları.Sen içtin bir kutu hapı.Yetmedi kendini astın..Zındık.
   Yok öyle olmadı.Ben yaşıyordum aslında.Birgün annem bastı üstüme.Meğer kendi hayatına koşuyormuş görmedi beni..Tam toparlandım kalkıyordum,bir koca taş indi gövdeme.Baktım Türkiyeymiş,parçalanırken bir parçası yapışmış yüreğime.Emekleyerek tam dikildim ayağa,bir kasaba piçi binmiş otobüse,kafamın üzerinden geçti tekerlekleri.Onuda bekleyenler varmış acil,görmedi tabi ezdiğini..E  düzülmüş bir beyinlede yaşamanın imkanı yoktu.Napsaydım yaradanım..
 Desem..Yada demesem..Öldüğümü farketmesemde farkettirsem.Yaşadığımı bilmesemde yaşayamadığımıda bilmesem.?.Pert gözüyle baktığım kendime modifiye uygulasamdamı yaşasam,hurdaya çıkıpta fiyatı düşük can olup azrailimi beklesem?..İntihar edenlerin canınıda azrailmi alır,yoksa kendisimi azraildir o anda.?Oğlan sabah kime güler ben ölünce.?.Annem koşarken başka ezecek böcek bulurmu?Piç şöför ehliyeti kaptırırmı yoksa tövbe eder yayamı devam eder yola..Kaç parça çıkar ülkemden bahse değermi??Allahtan korkmalımı yoksa sevmelimi..
   Ölmelimi..Ezilmeli mi..Hamamböceği ..Antidepresan..
   Şşşitt bir tıkırtı var..Genemi kriz geldi..gelmedi..Geldi..
   Son noktayı ben koydum Allahım..Vallahi sadece son noktayı.
    Ne biçim bir Allahsın be sen..
   Ne biçim bir stildir bendeki yaratılış..Yaşayamadan ve ölemeden acaip bir arada kalış..
 aman be ...Valla...
  
   

    

Yorum (6) Yorum yaz!

ÇATLAMADIM..

     Burda hiç deniz yok.
    Gözün alabildiği yerde insan sürüleri.Bir yere giden bir yerden gelen telaşeli yada sakin insanlar topluluğu.Birbirine benzemeyen,bazıları ilgisiz bazıları yanbakışlı,kimilerinde yüksek yopuk kiminde göğüs dekoltesi.Bakarken yorulmak,yorgunluğu atabilmek için gerekli deniz.Hayal kurup gözleri daldırmak için değil.
    Ama burda hiç deniz yok.
   Belkide ağlayan şehir burası.Bakıldığında umudun döl tutabileceği bir yatak yok.Bir yerlere sıkışmış beyinlerin,vıcıklaşmış ilişkilerin ve umarsız dostlukların ,güvensiz sevgilerin kol gezdiği bir şehir.Belkide Filistin'e eş,yada Bağdat'a kardeş..Bunuda kimsenin farkettiği yok..Yakında kan kokusu çıkacak belkide.Kimsenin ilgilendiğide yok.Hava almak istiyor insan ve biraz oksijen yedeklemek..
   Ne yazık ki burda deniz yok.
  Deniz uzakta da değil aslında.
  Belki şimdi bir kasaba meyhanesinde gel-git yapıyor.Belki çok sarhoşlayanların yakınında serinlik veriyor.Bazen rakı kokusunu taşıyor özlem duyup içemeyenlere.Belki dalgalarını kıvırıyor,kıvranmak isteyen bedenlere öncülük yapıyor belki..Bir orospu yıkanıyor belki içinde..
    Ama burda değil deniz.
   Belki birilerini taşıyordur göğsünde.Uzakları yakın ediyordur bilinmez.Sıkıldığı olmuştur belki.
  Yada içine atılan çöplerle boğuşuyor.Bir zamanlar dökülen kanla ,şimdi atılan çöpü kıyaslıyor belkide.Yada bir anne şefkatınde,usul usul balıkları sallıyor.
   Burda değil deniz.Burda hiç olmadı.
   Bende isterdim bir rakı kokusunda ,iyotu meze yapmak.
   Bir dalga boyunda uzun uzun öpüşmeyi isteyende çoktu belkide.
   Ve birileri isterdi denize karışıp yokolmak.
   Ama deniz burda yoktu.
   Bir deniz olsaydı eğer....
   Ve ben uzaktan görebilseydim..Bir ıslatabilseydim ayaklarımı ..Ve yosunları sarmalasaydım açık yaralarıma..
   Deniz yok burda.Kesin bildiğim bu.
   Bugünde çatlamadım....................
   Hani bir uzaktan görseydim nolurdu.Bir damlası avucumda olsaydı..
   Yoktu .Yoktu.Deniz burda yoktu.Köhne şehirde yaşayanlardan biriydim bende.Kaba duygulardan arınmamış insanların yan komşusu.Ve ağızbirliği edip,yemin bozmayan cahillerin,kara beyinlerde günah büyüten,solukları kötü kokan,ağızları  güzel lafa yabancı,kendilerince ağır hayatlarınca içi boş insanların yanında bir eğreti fani .Bir yamuk hayatın ortasında bir dalgalı deniz arayış bu şehir yüzündendi.Ama biliyorum artık, burda deniz hiç olmadı.Burda asfaltlar vardı ve çürürken çürütenler.Burası satılmışlara mekandı ve mezata çıkmaya meraklı olanlara.Burda deniz yoktu ve arınamazdı kimse.Bir Filistin,bir Bağdat,bir Kabil belki de daha yakındı denize..
  Bugünde çatlamadım.Bugünde deniz bakındı gözlerim.
  Hani bir görüverseydim uzaktan,bir yudum rakı olup aksaydı kursağımdan..
  Bir çarpsaydı suratıma dalgasını ve ıslatsaydı baştan ayağa..
  Beklemedim .Çünkü yoktu.
  Bugünde çatlamadım.Düşündüm düşündüm düşündüm.
  Denizin sonu yoktu...............
  




 

Yorum (2) Yorum yaz!

ORTAYA KARIŞIK SÖYLENMİŞTİ HAYAT..

    Bugün sorguluyor geçmişi aysel.Yaşamın bittiği yerde hiç gözü kalmadan,gerçekleri kabul etmiş olmanın verdiği sakinlikle sigarasını içerken sorguluyor.Hızlı geçen bir hayat yaşamadığını biliyor artık.Herşeyin çok durağan geçtiği ,sıradanlıkta yaşayan insanların içinde bitmeye dem vurmuş zamanlarını gözden geçiriyor...
    Geç kaldım diyebileceği hiç birşey yok bitmesini istediği hayatında..Yetişemediği şeylerden kurulu bir ömür var ..Yetişmek adına canhıraş çaba gösterdiği,akıllı manevralarla gücünün tükenmesine aldırmadan koşturduğu yıllarında  yetişemediği ne çok şey var ve ne kadar yetişemeyecek olduğunun da bilincinde.
   Hatırlıyor işte....
   Bir yanlızlık heykeli gibi duruyor hatırladıklarının ortasında..Bir nefes daha çekmek gerek diyor ..Biraz daha işkence yapmak zevkini almalıyım.Başkalarından gelen işkencelere ses çıkarmadan diş sıkarak katlanılmış hayatta ,biraz daha tütün acısını yüklemek gerek ciğerlere...Kişinin kendine ettiği kötülüğü kimse edemez demişti birgün bir bilen adam..Sözü hatırlıyorda kişi kayıp hafızasında.
  Güvenmeye çalıştığı insanların yüzlerini hatırlamaya çalışıyor.Birgün ne demişti birisi...Ben hep varım ,arkandayım..Önüne baktığı zamanlar için arkada durmayı göze almış biriydi ama kimdi onu bilmiyor.Düştüğünde ,dizleri kanarken yanına gelip dizini silen öğretmeni geliyor aklına birden.Şimdi ölmüş olmalı diyor..Çok çekmek gerek tütünü ve keşke sert bir içki olsa..Bir şey kırmak istediği günlerin ne kadar uzak kaldığınıda getiriyor aklına..Evdeki tozlara bakıyor,dağılmış kültabağına..Annesinin bir sözü geliyor aklına..Bu kadar titiz olma kafayı yersin demişti günün birinde..Söz aklındada annesini hatırlamıyor.
   Sevişmeleri geliyor aklına..Seviştiği insanların çetelesi yok.Sanki her sevişmede yeni bir insan var yatakta.Ve heyecanmış aynı insanı hep yenilenmiş hissettiren diyor kendi kendine..Oysa aylardır öpüştüğü yok..Kendisine iş atanları ,yatağa götürmek için takla atanları bir bir biliyor.Korumaya aldığı gönlünün neden terkedip gittiğini bilmiyor.
   Kuralalrıyla kişiyi bağlayan toplumda,yaşadığı şehirde sınırları çizilmiş ,haberi olmadan verilmiş kimliğinin sorgulandığı zamanların acısını çekmeyide kenara bırakmış bir genç kadın aysel..Hedeflerini ıskalamayı artık önemsiz kılmış,yoğun bakım özeniyle düzenlemeye çalıştığı,steril hale getirmek için farketmeden yaşlandığı yıllarının hesabını tutmayı bırakmış ,aklını kaçırmış gibi görünsede,hayattan kopmuş gibi görünsede,farkında olmanın ve kabul edip köşeye çekilmenin eşiğinde bir genç kadın aysel.
   Bir isteğinin olamadığı zorunlu yaşamda,sessizce inzivaya çekilmektense kalan son gücünü ölüme gidebileceği yolda kusursuzca kullanabilecek bir zavallı kadın..
   Ve soruyor Allaha...Ölüm zorunluysada intihar etmek günahmı?
   Sevilmediğini bilerek ve beni seven kimse yok diyerek,kendisini sevmeyenlere zorunlu yalakalık yaparak yaşamaya çalışmak ahiretin hangi bölümünü tutturmaya yetecek puan kazandırıyor..
    Ve soruyor Allaha..Sınav uğruna gönderildiği hayatta kendi sınavını kaybedip,başkalarına verdiği kolay yaşam kopyalarından hesaba çekilirmi??Parasız kalarak geçirdiği yıllarda gösterdiği sabırla ,inandığı kişilerden yediği kazıklarla,bu kazıklara kızarak arada geldiği galeyanlarla günaha girdimi..Sınavı kazandımı..
   Ve hatırlıyor aysel.Yaşamı içerisinde ne kadar küçük şeylere tutunup havalara uçtuğunu..Hakkını kullanamadan geçirdiği haksız zamanlarıda hatırlıyor..Ortaya karışık söylenmiş hayatında yenildiğini de kanıksıyor ve vazgeçiyor artık..
   Ve sigara içiyor sık sık.Sert nefesler çekip ciğerini yaralamaktan sadist zevk alıyor son zamanlarında.Bir yerde okuduğu bir yazı geliyor aklına.Boğaz köprüsünden atlayan bir gitarist haberi..Ve gencecik bir gitarcının atlamadan bıraktığı not."kalamam artık aranızda"..ne kadar üzülmüştü bu habere ve ne kadar hayranlık duymuştu bu cesur söze.."kalamam artık aranızda..Bazen muhabbetlerde konu etmiş ve anlatmıştı arkadaşlarına bu hazin ama etkili ölümü..Birgün bu sözün işine yarayıp onu ateşleyeceğini hiç düşünmeden..Gülüyor..Gözyaşı damlıyor eline..Gülüyor.
   Bir insan beyninin bu kadar çok şeyi hatırlayabilmesine imrenerek Allahına şaşırıyor..Bu şaşkınlıktan ukalaca güç alıp soruyor gene..Haince bir gülümseme yüzünde..Ey büyük yaratan..Sadist tarafın bana çok koydu desem kızarmısın??Yada sende faşistlik tavan yapmış allahım..sevmedim bunu desem..Kalkıyor ayağa..Aynada boyuna posuna bakıyor.Küçücük olmanın ceremesimiydi bu bitiş diyor.Kendi küçük olanlara istihap haddi ölçülmezmiydi hayat terazisinde..Sigarasından sert nefesler çekiyor durmadan.."kalamam artık aranızda"..
  Ve soruyor Allahına..Bana mı denk getirdin hep alicengiz oyunlarını??Ve bana vuranların elleri yere döşenecekmi günün birinde??Gülüyor.Gözyaşı damlıyor eline..Sıcak olmalıydı diyor bildiğim gözyaşlarından olsaydı.Soğuk olmamalıydı..Gülüyor..Bir hakkım daha olmalı diyor.Bir hakkım daha olmalı ve ben bu hakkı kendim için kullanmalıyım..Külleri yere atıyor ve zevk duyuyor bundan.Gözyaşı damlıyor eline..Dağınık ve pis ölümü seçiyorum diyor.Cahide sonku geliyor aklına.Bok içinde azraili karşılayışını anlamaya çalışıyor..
  Tamam diyor..Hakkımı kullanmak istiyorum.Başkalarının gaspettiği haklarımdan farklı olarak kendi ölüm hakkımı kullanmak istiyorum..Hesap çetin geçecek diyor gülerek..Karşılıklı kazık sorular sorup barajı geçmeye çalışacağım..Keşke gitmeyebilsem ve kalabilsem,keşke beni birşey yakalasa diyor.Gülüyor kimsenin bilmediği bir tarzda.Ve gözyaşı damlamıyor eline.Olanca soğukluğuyla kalıyor yanağında..Gülüyor..Oda durdu diyor akmadı  tıpkı hayatım gibi durdu..
  Yerinden kalkıyor.Balkona çıkıyor.Sekiz kat yukarıdan aşağıdaki ,aşağılık hayata göz atıyor..
  Bir ses olsa diyor..Ağlamak istiyor olmuyor.Gözyaşı uçup gidiyor yanağındaki yerinden..
  Bir ses bekliyor..Bir kedi sesi olsa keşke..
  Bir kedi sesi duysam..Miyavlasa..Gülüyor gökyüzüne bakıp..
  Bir kedi sesi duyamayacak kadar mucizesiz mi hayat diyor Allahına..Bir ses olsa...duysam..kalsam..
  Aşağıya bakıyor..
  Sigarasından son nefes ..
  Ses gelmiyor...Ortaya karışık hayat.............."kalamam artık aranızda".............kedi sesi yokmu???
  Yok...
  Hiç olmadı...Olmayacaktı..
  Yokmu gerçekten???Yok tabi ne sandın..............yok.............kalamam artık aranızda...
  ...............................
.....................................................................
    

Yorum (1) Yorum yaz!

OLDURULMAMIŞ ZİKİRLER..

 

Arasıra saçma sözler etmekten birşey çıkmamalı aslında  .Kendi saçmalığına kendin izin vermelisin  ,fikrinin zikrini becerdiği zamanların tadını damakta tutup tutup aklına yeni formüller getirmelisin..Şimdiye kadar hiç lazım olmayanlarla bugünlere geldik.Mesela "pi" sayısını "ti"ye almanın haklılığı sonradan çıktı ortaya..Eşkenar üçgenler,dalya oyunları,tatlı cadı ve kaçak dizisi,inşaatta eskiden bulunan dönmeli çimento makinaları .geçmişte kaldı bugüne hiç uğramadı.Özlem duyulanlarda geçmişteydi ve geleceğe sadece umut duyulurdu özlem pek yakışmazdı.  

Yani hiçbirşeyin sırası değişmedi.Geçmiştekiler nostalji diye isim buldu ve yarınlara hep iyi beklentiler yükledik .Felsefelerde çürüttüğümüz her düşünce aslında yoktu ve bildiğimiz halde sorguladık durduk.Erkeği çıldırtmanın yolları diye gazetelerde düz yazılar okudukta okuduk.Tecavüz mağduru olduk yeni nuri alçolar sade gazozlar ürettik.İklimler değişti,sera etkisi falan diye çevreciler yırtındı,kadınlar aldatıldı bitap düştü,her aşk yazısında ağlak olduk ve en imkansız aşkları nedense hep kadınlar yaşadı.Oysa değişseydi yerler..Mesela pinokyonun burnu apışarası muhabbetlere konu olsaydı..Küfürler bu kadar komazdı..Erkekler işlevi kenara çekip boyla tatmin olsaydı,yapay sevişmelerde sahte orgazmlar açığa çıksaydı.Seralarda insan yetiştirebilseydik mesela..Kirlenmemiş ve insanlığına ket gelmemiş insanları boylarına ve renklerine göre ayırıp meraklısına birinci elden orjinal sunsaydık. 

Oysa hep bildik oyunlarda ,kendi koyup uygulayamadığı kurallarda yandı yakıldı insanoğlu.Ve Allah inancı aslında memnun etme anlayışıydı.Tanrıya saygı duymaktan çok ,korku duyduk ve ona nasıl yaranırız diye çareler aradık.Dualarda bile onu yücelttik ,ağdalı kelimeleri hep Allaha sunduk..Azaltılmış ve tanrıya yapılanlar kadar olmasada büyük adamlarada hep eğik durduk.Salyalarımızı akıtarak etraflarında ebelek gibi dönendik ve bir başımızı okşasın diye büyüklerimiz çocukken bile sevimli olmaya çalıştık.Ve bunlardan hep şikayet ettik düşünce zamanlarımızda..Bir yandan yüz bulamayınca isyana gitmek,bir yandan yüz bulmak için takla parende atıp şaklabanlıkta numara çekmek..  

Kutsal değerlerimizi miğfer yaptı bazıları ,kıbleleri camiler falan oldu ve işemekten de cami duvarları  mundar oldu.KadınI örttük kapattık genede ereksiyon tam gaz..Bir müslümanlıktır aldı başını gitti ve kimsenin tutamayacağı hale geldi.Hala peşinden koşturan var ama nereye varacağını bilmeden..

İnsanız beşeriz diyoruz sıkıştığımızda..Dilin kemiği yok diye savuşuyoruz bazen.Edepli olmayı sözlerde ararken ,islam ,bayrak vatan muhabbetinde çeşitlemelerle ahkam keserken birden döndürek oluveriyoruz ve alkışlamaktan da avuç patlatanlar var.Yani edepsizce yaşıyoruz..

Oysa birgünlüğüne samimiyet olsaydı.Geçmişin tekrarı insanlığın tekrarı olmaktan kurtulsaydı.Saçmalıklarda anlaşılır olurdu o zaman yada gerekli olurdu.Bir aykırı fikirdeki saçmalığın hayata geçirildiğinde belkide işler yönü bulunabileceği göz ardı edilmeseydi.Ve biz fikri neyse zikri de o olan insanlar olarak ölüme varsaydık.Yalanlarımızı dualarda kotarmanın sahteliğiyle, tanrıya kavuşmayı korkar halden çıkarmış olurduk.Dinazor kanından gelen soyu meçhul siyasetçilere el-pençe divan durmanın vicdani ağırlığını yaşabilenlerden kurulu bir senatoya evet diyebilirdik mesela..Örtülü örtüsüz bütün kadınların cinsel obje olduğunu dile vurabilseydik ve çatışmaya götürmeseydik.Param yok yalanlarını yardım etmemek için pelesenk etmek yerine ,içimden gelmiyor demek düsturumuz olsaydı..Ve bugünkü müslümanlığın Allahsız olmak ve ilkelerine karşı koymakla eş olmaya gittiğini söyleyebilseydik ama taşa topaca tutulmasaydık.Yani bir günlüğüne insan olabilseydik..Edebimizle bir gün yaşayabilseydik..Konuşabilseydik..Korkmasaydık ve saklanmasaydık..

Saçma gelenlerede hayat hakkı tanıyabilseydik bir günlüğüne, bu saçmalıkların aslında susturulmuş hür fikirler olduğunu görecektik..Prim yapacaktık belkide insanlıkta.Saygı duymayı ve dinlemeyi kıvamında tutacaktık.Kendimiz olmanın zevkine varıp çığlıklar atacaktık..

Olmadı..Oldurulmadı..

 

Yorum (2) Yorum yaz!

LANET OLASI...GEBERESİ..

    Biraz votka etkisi vardı  beynimde ve alışık değildim votkaya..Zaten senle konuşmuştum ve hayvanca bir yanın vardı..

    Bir silah dayamaktan söz ettin aklımda kaldığı kadar.Kafaya silah dayamak ve anlamsız hayatı bitirmek..Bende isterdim votkalı votkasız ölebilmeyi.Zaten epey zamandırda hazırdım.

   Adın necatiydi.Ben takmıştım bu ismi ama gerçek adın neydi unuttum şimdi.Çok ta farketmezdi ki,isimlerde ölürdü insan öldüğünde.İnsancıl yönlerin olabilirdi belkide herkes kadar ,ama vücudundaki hayvanlık oranı fazlaydı yaşadığın şekle bakarsak..

   Votka etkisi vardı ben bunları yazarken,Öncesinde zaten ölüm etkisi..

    Bir hayvan gibi sağa sola seyirttin evinde..

    Yanlızdın ve farkındaydın bu yanlızlığın.Aradıklarınla ,konuştuklarında unutmaya çalıştın.Ama mide doldurmak gibi değildi  ki yanlızlık doymadın.Bir fazlalıktın bencede hayatta.Sabah kalkıp işemek,hayvan gibi yemlenmek işe gidip eşinmek,akşam eve gelip gerinmek..Bir eşeğin de yaptığı gibi yada kulubesinde bir köpeğin...

   Lanet olası...Geberesi necati..

   Hani ettiğin dualar nerde??Hani Allaha şükür ederdinde oda duyardı..Bir dua almak adına yaptığın cılız iyilikler..Onlar nerdeki..Gördün dimi sende.Hayat bir eşek yanlızlığında geçiyor.Bir koyun gibi düşünüyorsun ki,en aptal hayvanıdır dünyanın.Ve bir tavuk gibi uyanıyorsun gelen sabahlara..Bencede silahı daya ve karış ahiret kalabalıklığına..

  Bak oraya gidenlerden hanidir ses yok..Canları sıkıldımı,geri dönmek istedilermi bilen yok.Uğruna iyilik yapıp puan toplamak adına yetişemedikleri hayatın söylenilen sahibine kavuştular.Boş yada dolu gittiler önemsiz..Votkalı gidende oldu şaraplı gidende..

   Tülin vardı tanımazsın sen..Tamerin eşiydi..Geçen çiçek götürdü tamer ona..Toprağına bıraktı.Üstelik o istemeyerek gitti,hiç ölmeyecek kadarda gençti..Avnide öldü aylar önce..Necatide ölebilir bence,üstelik ölümle anlaşarak gelinmiyormu bu hayata..En son nokta ölünmüyormu ki ..O zaman bu yaşamak iddiası niye..Geber necati...Lanet olasıca geber..

   Biraz votka etkisi vardı ve ben alışık değildim votkaya..

   Zemin ölüme müsaitti..Yazı yazmanın bile zor olduğu zamanlardı.Kuşatılmışlık diz boyu ve nefes almak baskılardan aralık bulup zordu.Bir yer tutma savaşıydı etrafta görülen.Yalakların yeri güzeldi.Ceket tutan ve kafa tutanlar olarak ikiye bölünmüştü hayvanlar.Hayvanlık revaçtaydı ve insanlık mezatta bile bitmişti.Öl necati öl..

  Bir gıdım yaşam için satılamayacak kadar değerli senin cinsin.

  Ve kırmalarla yaşayamayacak kadar  yabancı.Geriye kalacak postun da yok üstüne oturacak dostunda yok..Geberde çık kapıdan..

   Hayat kocaman bir kapı değilmi zaten

   ve sende canlı girip ölü çıkacaksın o kapıdan..

   Bir yudum votka içimi kadar ölüm.Anında ahiret görüntüsü.Bir melek kanadındamı gidersin ,zebani mi tutar elini bilemem,şansına kalmış..Ama bencede öl artık..

   Birileri üzülürmüş,ardından ağıt yakarmış siktiret bunları.Ağıtlar üç günde şarkıya döner,üzülenler kendi yaşamları için def tutar.Yerine yeni insanlar saf tutar..Bunları düşünüp engelleme ölümünü..Geber..

   Bir boka yaramadın ve kendi adına birşey yapamadın.Git ve kendin için ölebilmeyi becer..

   Lanet olası..Geberesi..hayvan...

  

  

Yorum (3) Yorum yaz!

KARAÇALI ...MEZAR BEKÇİSİ..

   
Bir yaşındasın..Bir tepede doğdun annen söyledi.. Uzaktan bayrak görünen yerin oralarda..Gavur İzmir'de..Ve hep sevdin anneni  sonraları.Bazen gölgelik oldu sana bazen şemsiye..
Dört yaşındasın pijamalı resimde.Abinle yanyana .O zamandan bükük biraz boynun.Minicik bir kalbin var göğsünde.Ayrılmıyor sonrada sevgi aramaktan.Yanıbaşında hep kendin varsın,resimde kalıyor abi,kendinle hep yanlızsın..
Altı yaşındasın.Sarılıp belkide ağlıyor annen.Yetimliği ilk o zaman tadıyorsun.Bir kasabanın okulunda yanlız yürüyorsun sabahları ve kahve yapıyorsun mangalda.Geceleri ağlıyorsun biraz öksüz biraz cılız.Yanıbaşında sen varsın gene ve babasızsın ve annesiz. Kasabadasın ve ailen yok yanında.Gurbete gidenlerin geride kalan çocuklarından birisin..Sonrasındada sadece kendinsin..
Sekiz yaşındasın.Ankaradasın...İngilizler arasındasın ve bilezikleri var annenin. Kesekağıdıyla geliyor eve para.. Ve bütün öğretmenler teyze..Aklında kalan bu.
Oniki yaşındasın.Bisikleti var abinin ve sen boyacı çırağısın.
Bir arabada bekliyorsun sahilde babanın macerasının bitmesini ve o zaman görüyorsun zengin kahvaltı sofrasını.
Ondokuz yaşındasın.Bir şişman kadın koynuna alıyor seni genelevde ve üşümüşsün sen, ilk kez o kadar ısınıyorsun.
Bir orkestra başındasın gençsin ve istekli...
Yakışıklısın ve istekli...
Hünerlisin ve istekli...
Notalardasın ve köstekli...Engellisin ve eskiden kalma yetim.Ve boyacısın ve duvarlara vuruluyor kafan.Sonra alışıyorsun baba dayağına.Askerden sonrada ...
Bir yaşındasın..Buraya kadar yaşananları saymazsan..
Sonraları evin oldu..
Otuzbeş yaşındasın yanıbaşında bir geçkin kadın..Sonraları karın oldu...
Bir ince nota gibi kopan ah sesisin..Bir bitmemiş beste bütün kadınlar..Bir orkestra şefisin kendi şarkında..kendi yazmış kendi dinlemiş..Beni sevin...beni anlayın sözleri şarkının..Ama kimse söylememiş kimsede dinlememiş..
Kırküç yaşındasın...Seni döven yok artık.Döven babanın mezarının başındasın, belki hala tokat acısındasın...
KIrk dört yaşındasın..bir yuva daha bitmiş.Bir ev yanmış kim görmüş.??Yangından arta kalana bakarsan yaşanmadı bunlar say,bir yaşındasın..

Bir işçinin yanındasın bazen,eylemdesin yada yürüyüşte,bir mitingte su verensin yorulmuş bir kadına,,Bir sol şerit neferisin..Her soldaki gibi yanlız kalmaya mahkum bir insan çeperisin..
Niye işkence ettiler sana.??.Çokmu kötü söyledin...
Göz koyanlarımı ,gözden çıkaranlarımı,yoksa sevdiklerini mi hırpaladın..???
Kırkdokuz yaşındasın kulağın ölen askerlerde..Bir şehit haberi duymamalısın üzülürsün ama kimseye anlatamazsın.Çünkü sen baba olmadın ve inandıramazsın...
İşte bir yaşındasın..Yaşamadıklarında kalsaydı yaşadıkların.
İçki masalarının en aranılan insanısın sen..Mezesin .Sonra unutulan ama yemesi çok tatlı olan  ve tadı damakta kalan..
En iyi sen taşırsın sırtında sakatları..
Ve iyi bakarsın hastalara,kucakta hazır sedyen..Kusmuk silersin,tokat yersin bir deli kadından,bir orospu siner içine bazen de ,sen sinmedin kimsenin içine.Uygun sözler edersen sevilirsin kendi şarkını söyleme..Kırıcı cümleler niye yok sözlüğünde.Ve bir bebek kokusu hep ukde içinde..Sen para verensin uzakta bekleyenlere ,bazen şarap alırsın berduşlara,ve yakışıklısın... ve kokun güzel.... ve bir gam var portede,do ile si arası bir sene....Sen bir yaşındasın...
Sen baba olamamış bir çocuksun.
Bir yaşındasın sen.Sadece ruhunda itsin ve  kopuksun.Ömrünü bir rakı bardağına sığdıracak kadar az yaşadın..Belki biraz taşacak kadar..
Ve bir yıllık ömründe düşündün okunacak fatihaları.Okunmayacak olduklarını bildin bir yaşında.Kimse olmayacak korkusuydu hep duyduğun.Kimse olsundu yanında istediğin buydu.Kimse olsundu .Bir can olsundu ölürken ve sonrasında fatiha bilen..
Arşı alayı sorgulamıştın ellibir yaşında.Vermedi bana istediklerimi derken kızgın biraz ama gene temkinli..Oysa sen işkenceden geçmiştin,senin işkencense biraz güzel gitar çalmak,hep haklıdan yana olmak,insanları birbirinden ayıramadan yanına almak ve bir lokmayı kıskanmadan sunmaktı..Hiç isyan etmemekti senin işkencen ve susmaktı...her kötü söze yutkunup susmak..sabırdı senin en büyük işkencen..   Bir kadın dövmüştün bir keresinde.Ve hep pişman olmuştun ....Sen duvara vurulmuştun,ve bıçaklara gelmiştin.Ve çocuğun olmadı senin ve sevenin oldumu hiç emin olmadın ve istekliydin,..ve istekliydin bir gitar başında ve duydun kimsenin duymadıklarını..İstekliydin herkes kadar yaşamaya..Ve köstekliydin ..Hep engelliydin..
Bir yaşındasın...
Ve soruyor insanlar kim yatıyor bu mezarda..
Ben biliyorum diyorum.Bekçisi benim.Ben okurum ona hep fatihaları.Hayatında alt yazıydım ben onun.Lafıma göre şekil verende bendim.Bıçağı ben salladım ve ben ısırdım onun boynunu..Herkesten çok ben emdim kanını..Bu yüzden hafız benim şimdi derim.
Beğendiremedi kendini yaşadığı müddette insanlara.Bir mırıltıydı kimse dinlemedi derim.Çok konuşurdu içtiği zamanlarda derim.Mezeydi.İmdat koluydu annesinin.Bir yaşında yaptı bütün bunları derim.
Yaşarken hep ayrık otuydu yoldular derim.
Şimdi işe yaradı.Toprak oldu çiçek bitti üstünde.
Ve ben bir karaçalıyım.Elimde bir rakı bardağını taşıracak kadar su,
Damla damla dökerim suyu ,dilimde bir küfür bir dua..
Bir yaşında öldü derim.  ama toprak oldu ve çiçek bitti üstünde...

 

 

Yorum (11) Yorum yaz!

TOPUKLU AYAKKABI-BİTKİ ÇAYI

    Bazen ayak sesleri önceden geliyordu.

    ..........................................................................................................................

    Bir arkadaşla konuştuk gün boyu.Pazardı.Ve yanlızdım.Aldatılmış bir kadın olmanın verdiği hazımsızlıkla ağladı durdu.Çok karmaşık cümlelerle,haksızlığını en duygusal sözcüklere sokmaya çalışarak bana anlattı.Tek soru vardı aklında.Neden?? neden aldattı beni??Cevabı bilinsede verilemeyen garip sorulara giriyor bence..Kadınların aldatıldığı kişilerinde kadın olması.Bazen evli insanların gene evli kişilerle aldatma olayında rol alması,toplumsal boyut,ahlaki kısım,acı veren tarafları,edilen intikam palavraları..Ama en acısı aldatılmanın götürdüğü keskin ve cevapsız sorular..Aldatılan kadınlar biriyle paylaştıklarında,genelde aynı olayı başka kadınlarında yaşamış olmasını istiyorlar.Hani ya kendilerine destek yada bu olayı aslında her kadının yaşamış olduğunu duyup,hafifletici sebep gibi görmek..Sonra kıyaslamalar başlıyor..Benim ondan ne eksiğim var??benden farklı neresi var??en son kısımda yapılanlar yüze vuruluyor..Kimse hakedilmiş olarak görmüyor aldatılmayı..Ve bana komik gelen ve her aldatılanda rastladığım teoride.."köpek gibi gelecek karşıma" kısmı..Yani kadın gönlü,aldatılmayı unutup rövanşı bekliyor..Açık ifade ile erkeğin gelip,ben ettim sen etme demesiyle zaferi kazanan taraf olma hayaliyle ovunup duruyor..

   Sordu aldatılmış arkadaşım.."sen hiç aldatıldınmı?

   Bekliyordum bu can alıcı soruyu..Yoo dedim ben aldatılmadım hiç..Şaşırdı ve bozuldu azıcık..

    Yalan söyledim...Söyleyeceklerimden öğreti çıkaracak biri değildi..

     Ayşe teyzenin sadece çamaşır suyu reklamında oynamadığını,toplumda ne ayşe'ler olduğunu,

     Her kasabada,şehirde bir nevin bulunduğunu,

     Sibel'in piyano dinlemeyi sevdiğini,sahilde yemek yediğini,

     Gülşenin sonradan başkasıyla evlendiğini,

     Gülçin'in öğretmenim diye yalan söyleyip,ucuz fahişe olduğunu,

     En iyi zayıflatıcının, yaprağı, yada çayı değil Funda'nın kendisi olduğunu,

     Topuklu ayakkabı sesinin uzaktan bile hoş gelmediğini,

     Serap görmekten ödümün patladığını.

      Söyleyemedim..

      Yuvarladım konuyu..Geçiştirdim.

      Bırakmıyacaktın kızım dedim.Topuklu ayakkabı sesine verecektin kulağını..

      Ortada kalan it leşine önce çakallar yetişir..

     

     

Yorum (4) Yorum yaz!

ANLIK BİR RUH HALİ..

    Epeyce zaman olmuş yazamayalı..Dahada epeyce zamanlar olur yazamadığım..

    Blogları dolaştım.Arkadaşlarımı okudum..Yorum yazamadım halsizdim..

    Bir sürü kişinin aynı hızda yazdığını gördüm..

    Aynı tarzda devam eden kişilerin aynı tarzını severek okudum..

    Herşeyin rutininde gitmesinden başka yol olmadığını,

    Değiştiremediklerimizin değişmeyeceğini bilerek değişir umudunda dönüp durduğumuzu,

    Yaşamın aslında boktan olduğunu ama avuçla yediğimizi,

     Çok akıllı kabul edilenle aptallığı tescilli olanın aslında bir kategoride olduğunu,

     Kadınların cinlikleriyle,

     Erkeklerin azgınlıklarının pekte örtüştüğünü,

     Yapılan manevraların geri tepebildiğini,

      Hayatla inatlaşmanın fasaryadan bir durumsuzluk örneği olduğunu da ...

      Bugün bunları yazmak değildiki niyetim..

      Ben türban kıyımını yazıcaktım aslında..Sorun değil diyecektim türban için..

      Faşizm aracı olmasına ramak kaldı diyecektim..Ülkede tek sesli koro oluşuyor heryere yağma uygulanıyor da farkında olmak zorundayız falan demekti niyetim..

      Sonra vazgeçtim..Rutin vardıya..Teker aldı başını gidiyordu..Önüne geçen değişimden geçiyordu dönüşmüş oluyordu yada yok sayılıyordu vazgeçtim..

     Heryerde hayat bildiğini okutturuyordu insanlara..Kimileri iyi hatipti okuyarak uyutuyordu..Kimileri dinlemekten ayılamıyordu..Bildik manzaralar oluşuyordu sonra.Dön baba dönelim oynama zevkindeydik hepimiz..

    Sonra hayat yaşanıyordu işte..

    Biryerlerde birşeyler bekliyor,biryerlerde tehkikeli kazanlar kanıyor,

    Birileri aldatılmışlığın sessiz köşesinde ağlıyor,

    Bazıları ben yaparım inadında..Kaybedenler de var hep kazananlarda..

    İnat yapanla geri tepik yiyende aynı hayatta..

    İşte bir ruh hali bu yazıyı yazdıran..Herkesin var bir ruh hali..

    Karmaşalarla geçen kolu ,dalı heryere uzanan bir ruh hali..

    Kaybettiğini bilenlerden,hedeflerini rafa kaldıranlardan bir örnek ruh hali..

    Yolda yoldaş bulupta götürecek evi olmayanlara da örnek biraz..

     Gidilecek yolun değilde varılacak yolun önemli olduğunu geç anlayanlarada misal..

    Kızmaları,isyanları ve yakarışları bazende hesapları sahibine sorup ses alamayanlarda var içinde..

     Eline çantayı alıp aslan kesilemeden fare gibi korkak caddede dolaşanlar yok mu ..

    Herşeyi hakettim de alamadım diyen haksız hayat mağdurları,

    İşte bir ülkede yaşayan bir ruh hali..

    Son bir dilekte var içimde..

    Herşeye ,farkındalığıma rağmen şunu söylemek istiyorum hayata yada sahibine..

    Gavursun be hayat..Kaktırıp duruyosun biyerlerde..

   Vurduğun yerden de ses geliyor..Sıvaşıyor kuduz köpüklerin...

    Gavurluk senin ciğerinde benim değil..

    Ne yaptıysan yaptın ama...

     ACIMADIKİİİ   ACIMADIKİİ.. 

    

Yorum (10) Yorum yaz!

KAHKAHA AT ALLAHIM..

    Bazen birşeyler olmuyor.

     Umudun çok yetersiz bir sığıntı olduğunu bile bile umut beklemekle de olmuyor.

      Anlatmaya çalışsanda anlamayanların çoğulunda tek kalıyorsun olmuyor.

        Hayat aslında kendi gelişine yaşanıyor istediğince değil.

           Tam iyiyim diyorsun ,en kötü halin arkadan geliyor.

             Oh rahat etme zamanı uzatayım ayaklarımı diyorsun aslında ağrıdan yorgunsun.

  Sonra; bazen yanlız olduğunu hatırlıyorsun ki aslında tümüyle yanlızsın.

     Hep ilerdeki yıllara dağıttığın planların havada asılı kalıyor.

        Tam zamanı geldi diyorsun olmalı diyorsun.zaman geçmiş oluyor.

          Aslında çoğu şeyi beklemekte zaman kaybı..

             Sonra diyorsun ki;hakettiğim hayat bu değil......kim hakkını sökebiliyor ki....

                İnsanlara adıyorsun bazen senelerini.kendin veriyorsun kimse istemeksizin.

                  Bir ufak bekleyiştesin azcık ama ,gelmiyor kimse yamacına.

  Sonra diyorsun yoruldum,yıldım,bittim,yaşamak istemiyorum,

    Bir cenaze görüyorsun sokakta,ölümü geri yolluyorsun aniden.

      Ve bir zaman olmalı ki diyorsun Tanrı beni bulmalı.

        Oysa o gökyüzünden melekleriyle eğlenerek bakıyor sana ,

          Yırtındığımız zamanlarla alay ediyor,övünmelerimize gülümsüyor.

            Hiç çaktırmadan eğleniyor belkide bizimle,

               Çabalarımızın ne kadar boş olduğunu en iyi o biliyor...

  Hep kendini yaşayamamak sıkıntısı var içinde,kimse kendisi değil...

     Herkeste bir hayat gailesi,ama hiç kalıcı değil.

       Aşklarda yaşıyorsun sevgilerde...Yaralarında var kesiklerinde..

         Unutulmaz dediklerin birkaç yılda hatırlanası da değil..

           Hem isyandasın dünyada hem istekte..

             Hem imkanların az hem taleplerin çok.Hiçbirşeyde kesin değil..

  Bazen birşeyler olmuyor.

    Olmalı diye itirazların da duyulası değil.

       Hak etmek ve hakkı yenmek aslında tanrının elinde senin değil..

         Gelmişsin gidiyorsun da bu yorgunluk niye??

           Sanki baş aktörümüsün tanrının,figüranlık yazılmış defterine..

              Bazen birşeyler olmuyor..

                Ve tanrı gülüyor yukardan yazdığı piyese..

                   At kahkahanı tanrım,hepimiz döküldük sayende..             

         

 

 

 

 

Yorum (6) Yorum yaz!

KEŞKE gebersem..

     Annemin en sevdiği kelimedir keşke..Benle ilgili önemli cümlelerin hepsine kondurur bu keşke kelimesini..

     Keşke bu yemeği azcık daha yağlı yapsaydın be kızım..

     Keşke hanım hanımcık giyinsende daha bir yaşına yakıştırsan..

     Bu kitapları okumasaydın keşke bak yedin kafayı..

     Yılların harab oldu keşke evleniversende düzelse biraz yaşantın..

     Keşkeli cümlelerin heman akabinde ise sihirli ve karşı konulmaz cümlesi vardır..

    Ben senin iyiliğin için söyledim..Yani senin iyi olman beni çok ilgilendiriyor bu yüzden de kendi iyiliklerimi sende görmek istiyorum.Daha faşist düşünceyle de ;benim dediğim olsun..Daha duygusal anlatımla;anneler kötüyü istemezki..Keşkelerle başlayıp devamında sonuç bulunamayan durumlarda örnek olarak;bak emine hanımın kızına anasını el üstünde tutuyor.Sen ayak altında bırakıyorsun demeye getirilmiş bir ifade.En olduramadığında da can acısın diye..Keşke seni doğuracağıma taş doğursaydım..

   Birde  sevgilerin içerisine çok serpiştirilen keşkeler var. Keşke bu balığı senle paylaşabilseydim.Bu sokaklarda senle dolaşabilseydim keşke..Şuracıkta oluverseydinde iki çift, bir tek laf etseydik ne iyi gelirdi dimi...Keşke  içimde saklamasaydımda sana hepsini deyiverseydim diyeceklerimin içimde kaldı bak şiştim..Keşke o ağır lafları etmeseydim nasıl pişmanım köpekler halt etmiş..Keşke gel diyebilseydim sana..Keşke gitmene izin vermeseydim..

     Kişisel keşkeler en söylenemeyenleri..

    Keşke ben senin kızın olmasaydım anne..Doğurduğun ben kesinlikle taş gibiyim.Bunca ağırlığa dayanacak kadar taş..Keşke beni doğururken taş olarak değil kızın olarak doğursaydın.Keşke benim de hayatım olduğunu anlasaydın be anne..ben o zaman az daha yağlı yapardım ki yemekleri..Emine hanımın kızını bin yapar geçerdim ki..Keşke beraberce beni bulsaydık..Beni anlayabilseydin keşke..keşke sen kadar benimde aklım fikrim ve özgürlüğüm olduğuna ikna edebilseydim seni..

   Keşke balık iki tane olsaydı ve yeseydik beraber..Tek başına olduğun için o balıkta beni aramaktasın.Keşke tek başına keşkelere düşmeden konuşsaydıkta lafları çiftleştirseydik.Keşke giderken geri gel deseydin ilerlemeden..Keşke şişene kadar tüketmeseydin de patlayasıca olmasaydın..

   Keşke beni bulsaydın anne..

   Keşke ayrılmasaydık..

   Keşke bu noktaya varacağımızı anlasaydık..

  Keşke yanlız kalmasaydık..Keşke balık yasağı olsa..Keşke gebersem..Keşke anlamasam böyle herkesi..Keşke yazamasam bunları..Keşke gebersem keşke..

         

Yorum (6) Yorum yaz!