BAYRAM GELSİN ÜLKEME...

      Bütün camların tertemiz olduğu sokaklarda,mantar patlatan çocuklar,renkli tokalarını başına takmış küçük kızlar,heyecanla ve telaşla aile büyüklerine giden insanların olmayacağı bir bayram daha yaşanacak.Pastanelerden hazır alınmış fason tatlılar var.Eskiden her el öpülen kapıdan verilen renkli bez mendiller yok...

     Milletçe arka arkaya gelen olayların yoğunluğundan biraz yorgunda gireceğiz bayrama.Cenazesi taze çıkmış evlerde bayram yerini başsağlığına bırakacak.Ateşin düştüğü yerde gözyaşları içerisinde tatsız baklavalar olacak.Telaşla ve tedirginlikle bayram geçirecek olan ,evlatları orda burda kurşuna ,mayına aday olan ailelerde biraz gergin geçecek bayram..Göz kulak gelecek haberde olacak,bayram sevinci ve anlamı bölünecek biraz.

     Oysa ne kadar hakettiğimiz ve şu anda çok ihtiyacımız olan bir bayram yaşamalıydık milletçe..Herkes ortak bir mutlulukla,eskiden kalma alışkanlıkları hatırlayarak,törene dönüştürseydi bayramı.Kimse bayramı tatil bellemeseydi,herkes börekler dolmalar yapsaydı,kızkovalayan patlatsaydı çocuklar,davulcular gümbürdeseydi.Namazdan çıkanların elini cami önünde bekleyen çocuklar sıra sıra öpseydi.Huzurevlerine gitmek gelseydi vakti olanların aklına.Sokak çocuklarına bayramlık alıverseydi zengin iş adamları.Çikolata bu kadar pahalı olmasaydıda herkes birbirine götürebilseydi.

    Ve sınırdakiler bilinmezliği yaşamasaydı.Ölümü tatile yollasaydık.

    Toprağımızın ,dinimizin kendine yakışan bayramlarını ne zaman nerde bıraktık.

    Çabuk geri çağırmalıyız kaybolan bayramlarımızı.

    Çok muhtacız  bayramlarımıza farkına varmalıyız.

    Koskoca  bir yıl içerisinde tek onlar kaldı sıkıca bağlandığımız..

 

    BİZİM TOPRAĞIMIZDA BARIŞ DOLU SONSUZ BAYRAMLARA.. 

Yorum (11) Yorum yaz!

YOL AĞZI

    Değiştirilemeyen şeylerin başında sabahlar olduğunu anlıyor.Uyanmanın hersabah aynı güne başlamanın dayanılmazlığının ,ruh kırıcı bir durum yarattığının bilincinde artık.Varlığının belkide her sabah tazelendiğini düşünen kadınlardan olmasının ona yıllara malolduğununda bilincinde.Bugün düşünmek adını verdiği ve kendince felsefelerle beynine yüklediği olaylardan arda kalmış herşeyin,ilerde yaşlılık yıllarında pencere önünde bir bir aklına geleceğini,belki o zaman bile ilerisi için fikir depolamaya çalışacağını düşünüyor.

    Zaman kıyıma uğratıyor aslında bütün insanlığı.Hayatın bir köşesine atılmış bütün insanlarda görülen o sindirilmişliğin bakışlarıyla bakıyor Kemal'in yüzüne.Yorgunluğu baktıkça artıyor.Sanki gözlerinde anlam yüklemeye çalışsada doldurulamayacak bir boşluk var ama değiştiremiyor.

    -Artık gitmek istiyorum..diyor.

    -Başladığım yere tekrar dönmek istiyorum. Geçmişte kendimi bıraktığım   yere dönmek istiyorum.Bunları söylerken elleri kısa kesilmiş saçlarının arasında dolaşıyor.Eline gelen birkaç saç telini usulca yere bırakıyor.

    -Şimdi olduğumu zannettiğim yerde kalabilmek için çok çaba harcadım.Kimsenin istediği yerde kalamadığını anlıyorum artık.Keşke bambaşka sandığım bu tarafı hiç denemeseydim diyorum bazen.Uzatılmış ihtimalleri aramaktan,sanrılarda mutluluk bulmaktan kendimi kaybettim.Bir zamanlar bulduğum küçük mutlulukların ne olduğunu unuttum.Nelere sevinirdim,nelerle üzülürdüm hiç hatırlamıyorum.Belkide benim beklediğim hiçbir yerde bulunmayacak birşey.Unuttuklarımıda hatırlamayacağım belki ama dönmek istiyorum.Şu anda hissettiğim cesaret değil zaten,en çaresiz insanlarda bulunan ümitsizliğin ,umudu bekleyen yüreklerindeki heyecan.Hani belki...cinsinden birşey.Kalan zamanımda kimse için söyleyecek birikmiş sözlerim olmasın istiyorum.Kimseden duymak istediğim söz de kalmadı.Çünkü anladımki hiç konuşmamışım.Kimseye anlatamadım.Burda kalmaktan sıkıldım.Konakladığım yerde beynimin kalamıyor olması artık çok taşıyamayacağım bir hale geldi.Kendimi nerde bırakmıştım?Yada kendimi bulduğum zannettiğim yolağzı neresiydi.Gitmek istiyorum en çok istediğim şey bu.Hiç bir şey yaşamamış olduğum başlangıcıma geri dönmek istiyorum.Kendime ayırdığım paylarla sanırım ömrümce idare edebilirim.Kimse olmamasınında bir önemi yok.Okuduğum kitaplarda bitti zaten.Kimse yenilerini getirsin istemiyorum.Okuyarak zamanımı buraya adamış olacağım belki.Kalmamalıyım.Biraz daha oyalanırsam burda,ayaklarımda beni taşıyacak hiç güç kalmayacak gibi geliyor bana.Hayatımda oyalanmak istiyorum.Kitaplarda ve dışarısını seyrederek değil.

    Usulca dinliyor Kemal.Zaman zaman yaptıkları bu konuşmalara pek benzemeyen türde konuşan Aysel'i sakinleştirmeye çalışamayacağını ,çünkü ilk kez bu kadar sakin olduğunu anlıyor.Konuşsa bile şu anda ona uyum sağlayacak cümleleri bulamayacağını anlıyor..Saklayabileceği hiçbir şey olmayan ve çok iyi tanıdığı bu kadının şu anda sadece kendi cümlelerini duyabileceğini,başka her sesin onun kulağına yabancı kalacağını seziyor.Bunun iyi bir ihtimal olduğunu düşünüyor.Karar verme derecesinde olması,uygulayamayacak olsa bile geçmişe özlem duyması ,şimdiye kadar konuşmalarının işe yaradığının göstergesi.Genede yabancı sözler duyduğundan ,yabancı gibi bakıyor Aysel'e..Şimdiye kadar kendisine hayatının en derin yaralarını açıklayan,aşklarının içinden çıkardığı acılarla ağlayarak konuşan,ailesinden arta kalan hiçbir dayanacak duygusal hatırası bulunmayan bu kadının ,depresif tavrından çıkıp sıradışı bir sakinlik içerisinde aldığı ama uygulayamayacağı kararları,kesin bir ifade ile anlatması hoşuna gidiyor.

     Onun düşündüklerini sezmiş gibi devam ediyor Aysel.

     -Mucize diye birşey varmıdır sence?.diye soruyor.En zor zamanlarda oluşmuş ve işe yaramış kaç mucize duydun ki..Gitmek isteyipte gidemeyecek olmamın mucize ile halledilecek bir tarafı varmı?..İki yıldır kaldığı odanın demir parmaklıklı camına doğru yürüyor.Dışarıda dolaşan iki kişi camın önüne gelip ellerini uzatıyorlar.Çok alışık olduğu bu manzara artık onu ürkütmüyor.Biraz seyredip dönüyor yerine.

    -Hadi diyor .Doktor Kemal..İlaçlarını iç ve uyu.Yarın geldiğimde devam ederiz.Bunları söyledikten sonra çıkıyor odadan.Biliyorki gidecek kadar hazır değil.Camdan elini uzatanın yanında bir kadın daha beliriyor.Dağınık saçlarıyla ağlama taklidi yaparak,kolunu camdan içeri sokmaya çalışıyor.

   Gidebileceği tek yer olan yatağına uzanıyor Aysel.Kilitlenen kapının çıkardığı aşina ses çalınıyor kulağına.Yırtılmış ve yastık altına sokuşturduğu kitap sayfalarının hışırtısını duymadan ,mavi duvarlı odasında kaç gitme telaşı yaşayacağını bilemeden örtüyor üzerini..

................................................................................................

YAZMAKTA OLDUĞUM KİTAPTAN ALINMIŞ BİR BÖLÜMDÜR...

 

  

Yorum (7) Yorum yaz!

İNATÇI LEKELER

     Ferah bir ortam bekliyor sizi.Işık alan bir evde,geniş odalarda salınacaksınız.Kocaman bir salonda at koşturabilmenin zevkine varırken,geniş ve oturunca minderleri basılmayan koltuklarda oturup televizyon seyredeceksiniz.Ayağınızı sephaya uzatıp keyif çatmakta cabası.Hiç bir zaman yokluk yüzü görülmeyecek.Devamlı dolu olan bir dolaptan malzemelerinizi seçip istediğiniz yemekleri yapabilecek,şaşmayan yemek saatlerinde günlük muhabbet eşliğinde karnınızı doyurabileceksiniz.Düzenli bir hayatınız olacak.Hafta içi rutin geçsede iş gereği,hafta sonları her çılgınlık serbest.İçkiler gelecek,mezeler olacak,yetmezse geceleri alemden aleme akma talebiniz gerçekleşecek.Gittiğiniz yerlerde hep ön masalarda oturacaksınız ve sanatçılar masanıza gelecek.Onların çoğuyla arkadaş olacaksınız.Yada evde kalıp gitar nağmelerini sakince dinleme hakkınızda olacak.Sorun yaşanmayacak.İstediğinizi söyleme hakkınız var.Özgür ve demokrat bir ortamda konuşabilmenin tadına varacaksınız.Sevişmeler yaşanacak tabiki..Bazen sıradan diye beğenmeyip iyisini bekliyecek,bazen en iyisi buydu diye tekrarını isteyeceksiniz.Bazen tartışmalar olabilecek.Bu olasılık için herzaman yara bere merhemleride elinizin altında.Kapınız hep başkalarına kapalı olacak.İki kişilik bir dünyada çok kişilik yaşıyorum zannedecek kadar hayal aleminde dolaşacaksınız.Bazen çok duygusal şeyler beklerken bulamayacak bazen hiç beklemediğiniz anda havalara uçacaksınız.

   Bir süpürdünüzmü yere dökülen saç tellerimi mis gibi olur ortalık.Birkaç böcek çıkabilir mutfakta.Ben soktum eve onları geceleri cam açıp..Kedilerim de var sokakta.Bir süre beklerler cam altında giderler zamanla dert değil.Çiçek falanda yok sulamayı gerektirecek ben kuruttum hepsini.Kapıda üç kilit var güvendesiniz,ortam hep sıcacık üşümezsiniz.

  Yani sahibinden satılık.

  Limitsiz kullanımlı,her anlamda donanımlı,hani nerdeyse sahte cennet.

  Yani sahibinden..İhtiyaçtan değilde zorunluluktan.

  Yani satılık yarım kalmış büsbütün ilişki.

  Tek kusuru var bildiremedim en başından beri.

  Lekeler çarpacak yeni sahibinin gözüne orda burda.Aynada,yastıkta,duvardaki tabloda,mumlarda,resim çerçevelerinde..

  İşte o lekeler varya o lekeler..Çıkmaz uğraşmayın boşuna.

  O inatçı lekelerin birazı geride kalan gözlerim..

  Kalanıda parmak izlerim..

   

Yorum (4) Yorum yaz!

ADI RUKİYE..

   Birkaç gün önce tanıdım onu.Zaten birkaç gün tanıyacak zamandaydım.İlk gördüğümde masaya eğilmiş birşeyler yapıyordu.Belki yorgun belki mahçup bir merhaba dedi emin değilim.Sonra ufaktan başladık konuşmaya,çok güzeldi ilk gördüğüm bu..İki yaş küçükmüş benden.Daha küçük duruyor aslında..Benziyoruz onunla ama kadın olduğumuzdan değil..

    Dedimya yüzü güzel..Benden daha güzel..Sıcak sıcak dolaşıyor bakışları heryerde..Derin bakıyor bence ..Evet kesin derin..

    Sabırlı olduğu belli oldu ilk konuşmadan..Çok konuştum ona bir gece..Çok rakılıydım o içkisiz..Çenem düştüde tutan yoktu beni konuşurken,ne varsa anlattım.Çok dinledi az konuştu..Bıkmıştır belki yada sıkılmıştır ama belli etmedi..Burdan birazını anladım sabrının..Kalanını sonradan..

   Ben gibi anneymiş oda ve aynı bendeki gibi iki çocuk.Eminim benden daha iyi bir annedir..Hem güzel hem sabırlı çünkü.  Çok şey sormak istedim sana Rukiye..

   Ama zamanda yaratmadım ,çoğuna cesarette edemedim.

   Kadın olmak değildi benzerliğimiz.

   Çok sıradan da değildiki ortak yönlerimiz. 

  Biliyorumdum anladın üzgün zamanlarımı.Keşke sen gelip sorsaydın bende anlatsaydım gene çok konuşarak..

   Sana eksik yönlerimi, bildiğin şeyleri ,kendi acılarımı katarak anlatsaydım ne iyi olurdu..Anlardın biliyorum.   Benim en yakınlarım çok canımı acıtıyor deseydim sana..

   Hastalık çok farklı biliyorsun değilmi Rukiye?

   Hani en iyi olduğun zamanda ,sadece canın acısın diye yüzüne vuruluyor.

  Yada nasıl desem..Tam kendini insanların arasında buluyorsunda ,birden ufacık bir sözle orda olmadığını anlıyorsun.

  Ya biliyorsun işte..

  Kaç kez düştüğünde kendin kalktın yaralarınla?

  Kaç kere Allah'a sordun ağlayarakta ses gelmedi?

  Yüzüne  söylenemeyenleri kaç kez sen uzaklaşırken arkandan söylediler bi anlatsana Rukiye..

  Canın yanarken sadece kabul görmek adına kaç kez ayağa kalktın nolur bir haykır be..

  İçtiğin zamanlarda hiç mi nefret duymadın bi söyle be..

  Mesela anladın değilmi bendeki durgunluğu.

  Kolumun tutmadığını farkettin.

  İşte kadın olmak değildi benzerliğimiz .

  Anne olmak hiç değil.

  Hani birgün sarılıp ağladın boynuma.Ben gurur yaptım yada nedense ağlamadım.

  İşte benzerliğimizdi seni omuzumda ağlatan.

  Susma.

  Konuş.Gözyaşında yakışıyor yüzüne gülmelerin kadar..

  Ama susma konuş..

  Birde ben konuşurken tükettim galiba..

  Birşey istemeliyim senden..

  Bende hiç kalmadı,sanırım sende fazla..

  Rukiye.........

  Biraz sabır versene..

 

   

 

 

 

 

 

Yorum (11) Yorum yaz!

SEVGİ MAYİYE ÇALAR...

   Bir durağanlık içindeydi zaman ve asılsız zamanlara gebeydi...

   Altı yıl önceydi çok net altı yıldı ve sınırsızdı yada ben öyle sanmıştım.

   Bir kadın vardı ben başladığımda "okta" yada seraptı adı zorlasam hatırlarım.

   Ninelerimizin bizi korkuttuğu öcülere verilen isimdi belkide,bugün olsa gene korkarım..

   Zamanım olmasada yarattığım zamanlardı,oluşturulmuş zamanlara gebeydi.

   Altı yıl netti en iyi bildiğim bu.Şiir falan değil yazdığım cümleler kopuk olsada ,

   Kopuk zamanlardı kopararak alınmıştı hayattan.Bu yüzden alt alta sıralı cümleler.

   Çok sesli bir koroyu oluşturmaktı.Netti ve benim sesim birbuçuk oktavdı.

   Tınılarda mantralardı duyulan çok sesten kasıt renkti maviydi tonlarıydı.

   Bir kutsamaydı anlaşılamazdı anlatmaya boşa harcanan zamanlardı.Bugün devamı belli olmayan..

   Hayattan çaldık diye sıradan ifadeyede sokabilirdik ama hırsızlık değildi sunuydu sanki tapınaklarda.

   Gözden kaçmak,göze almak,göze batmak en derindeydi görülecek gözü bulmak

   Altı yıl netti bundan emindim.Bugün yediden emin olmasamda ..

   Kabuslarda olduğum sapık zamanlardı belkide beni dürtükleyen,belki magdalalı meryemdi bize gizemi öğreten

   İsada bulurdum bazen anlamlı gerçekliğimizi,bazen denize dayanırdım,hep vardı deniz ve netti.

    Bugün bitti altı zaman.Net bitti.

    Koruyan gerginlik değil esneklikti .Hatırlanan hatıra değildi,kopuk zamanlardı hiç birleşmemiş.

    Bugün soruyorum kopara kopara kendimi.Ne zamandır korkudayım?

    Masal öcüsü gittimi??

    Serap serap gelirmi?

    İçimi niye çürüttü? Hani sadece uyumayınca gelip korkutacaktı beni.Karanlıkta korkuturmu?

    Her karanlık geceyse maviye döner günler.

    Netti ve altı kopuk zamandı.

    Ben vardım birde renkler vardı.Palet fırça olmadan,en büyük Ressam boyadı belkide gökyüzünü.Kesin tanrının bir parmağı vardı.

    Sevgi maviye çaldı...

  

   

  

     

Yorum (5) Yorum yaz!

DÜŞÜK TETİK

    Gecenin ilerleyen bir saatinde "birisi" olarak aradı beni.O anda arkadaş,sevgili,eş falan değildi ulaşmak istediği .Sadece kendini dinleyebileceğinden emin olduğu birisine halini anlatabilmek niyetiyle başladı konuşmaya..

   " Ben dayanamıyorum artık insanlara..son birkaç saattir ölümü yaşamak isteğiyle doluyum.Yaşayamadığımın iyice farkındayım artık ve elimden birşey gelmeyeceğinide çaktım..Neden ?? neden?? benim tek isteğim anlaşılabilmekti.Süründüğüm bir hayat yaşar hale geldim.Kimseye yük olmadan sadece kabul görmeyi bekleyerek bütün sevincimi yitirdim.Öğlenden sonra aldım bu kararı.Bunu gerçekleştirmek üzere eve geldim.Kimse yoktu evde zemin hazırdı.Pompalı tüfek elimde bekledim uzunca bir süre..(ağlamaya başladı bu sırada).Benim derdim kendimle..Yaşayamadıkça kendimi başarısız buluyorum.Yaşam hakkımı kulllanamadıkça dengem bozuluyor.Günden güne içime kapanan bir tip oldum ben..sen bilirmisin ağlamadan ağlamak diye birşey vardır.Bunu hep hissediyorum artık gözümün yaşları içimde bir yere akıyor.İçime akıyor.Ölmek istiyorum ben.Uzun süredir ölüme soğuk bakmıyorum.Arkamdakilere kıymet bildirmek niyetimde yok.Yaşayamıyorum artık.Ya ben sikeyim bu hayatı ya..yaşayamıyacak olduktan sonra zorlamanın ne gereği var"

     Ne diyeceğimi bilemedim.Kültürüne o anda cevap verebilecek kelimeleri bulup çıkaramadım kendimden.Yapma etme demek onu dahada koparacaktı hayattan.Hayat güzel ve devam edecek lügatınıda parçalayamazdım.Çok iyi tanıdığım bir hayata aitti ve şu andaki söylemlerinin hepsine hak veriyordum.Kısıtlanmış bir yaşamda onun gibi birinin ne kadar az nefes aldığını,içine atma yeteneğinin ne kadar geliştiğini,çevresindeki baskıcı tutumu çok iyi bildiğimden,ölümü beni çok hırpalayacakta olsa o anda ona hak verdim.İki saatlik bir konuşmaydı.Tek derdi kimseye hesap vermeden ama kimseyi rahatsız etmeyen doğrularıyla yaşamak olan bu ölümlünün ,sımsıkı tutmaya çalıştığı hayat değerlerinin elinden alınıp yere atılması,yok sayılması bugün onu çok stratejik bir noktaya getirmişti.Giderek bu nokta baskılayacak ,kemiren bir kurt haline gelecek,kopsun artık kavramında huzur bulacak ve intihar etmesede yaşayan bir ceset halinde kalan yıllarını geçirecek,bunada fazla dayanamayacağı için süründüren  ,uızun soluklu bir intiharda kaybolacaktı.Ölmeye çalışırken ,yaşamının acıları giderek büyüyecek,en küçük aksiliklerde bile patlamalar yaşayıp tekrar tekrar isyana gidecek,sığıntı hayatında kimsesizlik bunalımlarında yanlızlığını sevemediği kendisiyle küsecek ve yokolmak için henüz erken diye düşünmeyecekti.

    "Ben insanlara hep hizmet ettim.Kısa sürecek bir kendim macerasına çıkmayı çok gördüler bana.Taş uzaktan gelmedi.İyi günlerimde dostum yokmuş bunu anladım.Benim mutlu olduğum zamanları içine sindirebilecekler yok etrafımda.Çok sıkılıyorum artık ben çok..İçimde bir sıkıntıki her geçen gün beynimi  bitiriyor.Hiç birşeyle oyalanamıyorum.Geçen gece sadece  annemle aynı ortamda olmamak adına,onun dizisini seyretmemek için gidip kitap okudum.Gözlüklerim olmadığı halde okumaya çalıştım.Yanlız olmak zorunlu olunca çok dayanılmaz bilirmisin??İnsanlara bakıyorum .herkes bana ağır geliyor artık.Benim olamayacağım insanlarla kuşatıldım.Konuşmaları,yürümeleri,sözleri bana zul geliyor.Bak gene akıyor içime gözyaşlarım.Yuvam olmadı,çocuğum hiç olmadı,ben ne edeyim söylesene..Neydi benim yumuşak karnım?Acıyan yerlerim daha ne kadar acısın.Belki bugünkü birinci sınamaydı..Belki birkaç sınama daha yaparım.Bunlarıda paylaşırım belki senle ..ama birgün ses gelmeyecek benden..aniden yapabilecek güç bulucam kendimde.yada bu güç değilde senin bana öğrettiğin "anı yaşamak" ilkesinde gerçekleşicek.İşte o an diyerek ölüm anını yaşıyacağım.Hiç korkmuyorum biliyormusun.Hani sen hep derdin ya "benimde öbür tarafta Allaha soracaklarım var" diye..bende soracağım..beni neden üzdün diyeceğim beni neden mutsuz olmaya anlaşılmaz olmaya mahkum ettin diyeceğim.Yaşayamıyorum .İnsanlarla yaşayamıyorum"

   Biraz ağladı sonra.Ben sustum yine.Sonra geçmişteki sevinçli konuları buldum çıkardım.Hatta ona sinirini bozacak başka şeylerden söz açtım.Konu dağıldı azıcık..

    "Sen bana iyi geldin herzamanki gibi" dedi.

   "Ben yanına geleceğim deneriz hayat konusunu çözmeyi.Anlaşamazsak dönerim ben sende ölürsün" dediğimde kahkaha atarak güldü.Sevindim ben..Bu gecelik yırttı dedim.Gecenin üçüydü..Gel-git yaşayan "birisi" o anlık dönmüştü.İlk kötü olayda tekrar gitme modunda dolaşmaya başlıyacak bundan emindim ama o anlık burdaydı.

   "Gel özledim" dedi."Bekliyeceğim seni belki bana yakından daha iyi gelirsin.Hatta bak şu anda zeytin istedi canım.Çişimde geldi" dedi şımarıkça.Tanıdığım neşesine kavuştuğunu sezdim hafiften.İçeriden bir ses duyuldu o anda.Annesiydi  elli yıllık hayatın..

   "Kapat telefonu artık..gecenin üçü oldu..kapat diyorum sana ..sonra dünyanın telefon parası gelecek..ne anlarsın bu kadar konuşmaktan" ben sustum..gülmek gitti..hayat o anda bir kez daha anlamını yitirdi..O sustu..Birşey söyleyemeden sessizce kapattık telefonları..

    "Birisi" konuştu."diğeri" susturdu iki kişilik canlılığı.

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Masalcı

Birkaç zaman gitmek niyetindeyim.

Kendi masalıma gidiyorum boyut atlamada üstüme yok. Dar bütçeden değil ama ikikişilik bir masalda esas kız olmaya gidiyorum. Sahilde biyerde yaşayan,yunan tohumuna sahip olduğu hafif erosluğundan anlaşılan bir asıloğlanla bikaç gün bilmediğim ,anlık senaryoları yaşamaya gidiyorum. Gerçeğinden sıyrılabilenlere özgü geçici mutlulukta kanatlanıp uçmaya ihtiyacım var. Yaşamımdan sıkıldığımda kendimi dar attığım ve hep kadro bulduğum masalevinde,kanaviçe yastıklarda rakı içmenin benim hakkım olduğunu bilerek gidiyorum işte banane ..Uyutulmak adına anlatılmayan bu masalda ,yakında destana dönüşebilecek yeni bölümlerde bilmem kaçıncı sahneyi tekrar çekmeye gönüllüyüm.Beyaz atı olmayan ama ata binmeyi bilen ,prenste olamamış,çok gençte diyemeyeceğim adı daha konmamış,gökten düşen elmaları kafama düşmesin diye yakalayan meselemin kucağına sığınmaya gidiyorum diyorsam gidiyorum..evvel zamanda başlattığım ahir zamanda da devam edecek olan bitmemiş masalımda yaşadıklarımı,daha öncekiler gibi kalbur samana saklayarak da geri döneceğim.Anka kuşuyla gitmeyi düşünüyorum egzotik olsun diye.Çil horozun öteceği sabahlarda,çok katlı,bahçesiz ve panjursuz bir yerde uyanacağım , oynayıp zıplayan çocuklarda olmayacak;onlar gelecek bölümlerde şimdilik rolleri yok.Zehirli ve hormonlu elma satanların giremeyeceği baştan garanti,masalevinin kapısına ağzından ateş çıkaran ejderhayı nöbetçi bırakacağım.Çok sıkışırsam la fontaine ye  danışırım.

     Birkaç gün yokum.Masaldayım.

Yorum (3) Yorum yaz!

Kayıp aranmıyor... kadınmış nasılsa..

Pazarda iki kadın takılıyor gözüme,çamaşır satan bir tezgahın önünde durmuş iki türbanlı kadın.Biri geçkince.Evde kalmış havası uyandırıyor,diğeri tazeden  heyecanla eline alıp baktığı stingi yerine koyup bundan evde de var diyerek,başka modellere doğru yöneliyor.Geçkince olan alıyor eline diğerinin bıraktığını.İçimden bir anda acaba kadınlar gününde giymek üzere mi alınıyor diye biraz hınzırca bir düşünce geçsede birazda kendimden utanarak ama içimdende gülerek uzaklaşıyorum oradan.

Daha küçücükten annelerinden alınan terbiye gereği  velinimet bilinmesi gereken erkeklerine,senede zaten bikaç tanecik olan güzel günlerde sunumlar yapmaya meraklı olan kadınlar..evlilik diye atladıkları şeyin kendilerine hayat hakkı tanımaz,emireri olmaktan zorunlu haz duymayı gerektirecek kadar zorba olduğunu çaresizce kabul etselerde çıkamayacakları  bu olguda kimi zaman küçülerek kimi zaman büyüdüklerini hayal ederek,ama sürekli olarak erkeğinin hayallerine göre yaşamaya ve ona ait bir yaşamda  hapsolan masal zavallısı kadınlar...

Şişirile şişirile teoriler üretildiği halde bunları hayata bir türlü adapte edemeyecek olduklarının farkına varmadan yaşayıp giden gittiği yolun yol olmadığını,aslında yolun değilde yolculuğun ve yolculukta yaşananların önemli olduğunuda anlayamayacak kadar herkezin ağzının içine bakan aptal kadınlar.

Gazetelerde filmlerde ilgi çekilmesi gereken her yerde kadınlıklarını arsızca tüketen,bunuda bir bok sanıpta hava basan ,bastığı havayı tanrının koyduğu delikten topluma dağıtan kadınlar..

Türkiye'de olupda berdele,töreye,şiddete,kumaya yaren olmuş,tarlada çalışan ,akşam evde yatakda yorgunluktan ayakları tutmasada,yattığı yeri bilemesede üzerine çıkana razı olan kadınlar

Türkiye'de yaşayıp da okuma yazma bilmeyen adlarına kampanyalar düzenlenen,okula gönderin diye çığrışan,eşeğe dağdan odun yükleyip de gelirken aynı eşeğin belkide  ortağı  olduğunu bilmeyecek kadar  yorgun olan ,sormamayı adet edinmiş her sorduğunda çene yapma diye susturulmuş ,kimliğinde kadın yazan kadınlar.

Okumuşta meslek sahibi olmuş,eli ekmek tutmuş da ayakları üzerinde durmuş,kariyerde yapmış çocukta yapmış,mutluda olmuş mutluda etmiş ,konuşabilmiş dinlenilmiş ,bir avuç içine sığacak kadar az sayıdaki kadınlar.Şarkı armağan edilen arkadan da copu yiyen cumartesi anneleri...onlarda kadınlar..

Saçlarını örtmüş ama muhakkak da uzattığı için tepesine topuz yapıp örtünün içinde koca bir kafa daha varmış gibi görüntü oluşturup,içinde yanıp tutuşan azgın duygularınıda bu örtünün altına hapsetmiş,çaktırmadan göz süzen norm -garibaldi kadınlar

Dünyanın en eski mesleğini eskitemeyen toplumda,erkeklerin en dayanamadığı yerlerini paraya endekslemiş ,kimileri halka hizmet diye işi ucuz tutup yol kenarında bekleyen,elitlere veririz diye aracılarla hizmet veren ,bugün altına yatıp parasını aldığı adamla yarın yolda karşılaşınca hatırlanmayan kadınlar,

Hanım hanımcık dursada en ummadığı erkekten bile bacakarası sinyal alacak kadar kadınca koku salan,ancak artık kuşları ötmeyenlere dertlerini anlatabilen,bu yüzdende erkeklerden korkan uzak duran babalarına bile temkinli olan kadınlar,

Kendilerini temsil eden vekillerinin çoğunu tanımayan ,tanıtmak için kadın adına bişey yapamayacak kadar menapoza kesmiş vekilleri olan,tacize son mitinglerinde pankartçıdan pandik yiyen,otobüste forda gelen kadınlar.

Dul olunca potansiyele katılan,evliyse sağlama alınan,Atatürk'ün tepesinde gezdirdiği,bugünkülerin eve kapama hazırlığında olduğu kadınlar,

Yarını amanın dünya kadınlar günü diye kutlarken bu hediye günün, görülmemiş görgüsüz sarhoşluğuyla,sosyalist biri tarafından gündeme getirildiğini bilmeden ,biri gelsede ,kutlasada ,bende önemli pozisyonda olabilsem diye ondan bundan bişeyler duymayı bekleyen acuze kadınlar

Kadınlar günü  kutlu olsun.

Senede 1 gün kadın sayılmanın resmiyeti içinde kutlayın gününüzü.

Diğer günlerdekinden farklısınız bugün..Kadınsınız.Biryere kaybolmayın akşamada lazımsınız.

Sonra:

Kaybolmayı kabul etmiştiniz yıllarca .  Kaybolsanızda kayıp sayılmazsınız

 

Yorum (8) Yorum yaz!

SANA SÖZ OĞLUM..

Oğlum askere gidiyor.Gereksiz bulduğum uzun bir süre olmayacak aramızda.Herkesin yasalar çerçevesinde yapmakla yükümlü olduğu bu görevi ben annelik duygularıyla değil,insani düşüncelerimle çok uzun buluyorum.Bir süreden beri ortada bir askerlik muhabbeti dönüyor.Herkes kendi askerliğinden örnekler vererek olayı abartıp büyütüyor. Ağaca selam verildiğinden,yerden izmarit toplatıldığından,mercimek yemenin sakıncalarından oluşan askerlik anıları içinde bir sürü gereksiz ve basit taraflarını anlatarak gitme psikolojisinde kendi yolunu çizmeye çalışan,belledikleriyle anlatılanları çakıştıramayıp,sorularına cevap arayan olan oğlumu dahada bunaltıyor.Yada herkes en kolay nasıl yapılır onun tüyolarını veriyor..Komutanı kafaladınmı tamam..Masa başına geçtinmi yırttın...Hele posta olursan yaşadın.Yani herkesin giderken kabartılmış milli duygularla uğurlandığı,"en büyük asker bizim asker" naralarıyla havalara atıldığı,anaların gözyaşı döktüğü bu askerlik herkesin ağzında aynı dialoglarda dolaşıyor..Hep iyi yere düşmek,kolayından bitirip gelmek..hafifiyle yapabilmek ve görevi en büyük olarak gidildiğinden ,yapıp geri dönmek.Ben bu kaygıları taşımadım hiç.Bir asker anası olmanın o ruhani yanınıda taşımıyorum.Oğlumun askere gidiyor olması beni geçici süre için milliyetçi falanda yapmıyor.Vatanın sadece askere giderken içte hissedilebilecek kadar küçük kutsallık taşıdığınıda düşünmüyorum.Zor yerlerde,dağda tatbikatta,yada yolsuz yollarda ,üşüyerek yada kavrularak yapılan askerliklerin methe layık olduğunu düşünüyorum.Bundan haklı gurur duyulabileceğini.Ailece iyi yer kebap askerlik kaygısıda taşımadık.Zaten vatanın lüksünü değil,varoşunu dağını bayırını üstün tuttuğumuzdan gidilen yere de üzülmedik.

Askerlik olayının bu taraflarıyla değil,gerçek anlamıyla bilincinde olduğumuzdan,bu dialaoglardan sıkılmış olarak doğal bir soğuma oluşuyor oğlumda.Sadece kişilik baskısı olarak anlatılan taraflar ve bunlardan yırtma stratejilerinden oluşan önerilerle belkide bir sürü insanda zorunlu hale dönüşüyor.

Sen oğlum...Nerde ve ne şartta olursan ol vatan bilincini yitirmeyeceksin.Nasıl kazanıldığına değil nasıl ileriye gidileceği seni daha çok ilgilendirecek.Hangi bölgede çatışırsan çatış,Türke ve Kürte insan gözüyle bakacaksın.Senin etiketlere ihtiyacın yok.Birlikte olduğun insanlarada bu bilinci aşılamak için çaba sarfedeceksin.Yine nerde ve ne şartta olursan ol,ölme ihtimalin var..Ben kendi irademle sana söz veriyorum;bitirip geldiğinde geliştiğinden emin olarak gurur duyacağım.Bitiremezsen de sen emin olki;cenazene Milliyetçi duyguları taşımayanları,Şehit olmakla yan gelip yatmayı ayıramayanları,sana layık olmayanları ,asla ve asla sokmayacağım...

Yorum (2) Yorum yaz!

SADIK DOSTLARIMIZ

Hep yanımızdaydı onlar.Evimizde, sokaklarda ya peşimizde dolaştılar ya yakalamak için koşup durdular.Evden kaçanları oldu sahiplerini özlediler,asilik yapanlar yeni bir sahip adına bildiği bütün numaraları yaptılar,birşey olmayınca belediyeden saklanıp bir saçak altına sığındılar.Evde yaşayanlar şanslıydı.Yemeklerini yediler tv ye bakarken uyukladılar.Canları sıkılsada nemelazım ev ortamı diye razı oldular.Av merakı olanlar,sokaklarda burnu havada bilge edasıyla kokladılar kokladılar..Bazen iyi bir koku yakalayıp iyi bir avda buldular ama yaradılıştan aç gözlü olduklarından,yeni avlara doğru yol aldılar.Sosyete arasında süs gözüyle bakıldıklarından, sevilebilmek adına ellerinden gelen maskaralığı yaptılar hopladılar,atladılar.Dağlarda doğup da kangallıklarını unutanlar  iklim farkına uyum sağlayamadı şehir boylarında yokolup gittiler.Çok hünerlileride vardı,farkedilenlerden sirkte iş bulup ticarete atılanlarda oldu.Filmleri bile oldu ;atıl kurt,lassie,co falan diye çağrıldılar.Yerelde yetişip de,bütün ırksal özellikleri harmanlayıp farklı bir türde piyasaya çıkanlara genelde tasmasız kırma dendi ki;en az olanı bu cins olduğundan kadınlar arasında pek makbul oldular.Beğenilerini kuyruk sallayarak,kızdıklarında uluyup havlayarak,acıkınca bulduklarını yiyerek,umdukları ters gidince kuyruğu sıkıştırıp melin melin sıvışarak ,hep en iyi olduklarına inanarak yaşayıp giderler aramızda.Her eve birtane düşecek kadar çoktur sayıları.Kuduz olanları tehlikelidir de 40 güne çıkan görülmemiştir.Alıştık onlara..seviyoruz..eğlendiriyorlar bizi..Sadık dostlarımız..İtaatlerinden hiç şüphemiz yok .Cami duvarına işeyenler hariç..Onlarda belediyeye emanet..Onlarsız yapamayız.Elimizin altında tutabileceğimiz en kolay canlılar olduklarından vazgeçemeyiz.Can dostlarımız..Erkekler..

Yorum (5) Yorum yaz!