BEN VE KABUK..

  Çok soğuk bir hava var.Yağmur..Biraz sis.Akşam içmişim belki birazda bu yüzden başağrısı.
Bir gülümseyişte hatırlıyorum seni.O ana ait olan ve bugünde yer bulamayan bir içten gülümsemede.Bir sürü ayrıntıyı ortaya çıkardığım eski zamanlarda kalan bir gülümseyişte.Yorum getirmeye doyamadığım şeylerin bir yağmur damlası kadar küçük olduğunuda bugünkü kendi gülümseyişimde adlandırıyorum.
Bir kadın olmanın içgüdüselliği belkide.Yağmurda,çamurda,güzel havada,bayırda yokuşta..Hatırlayacak birşeyler bulmak.Ve bugüne vuran bir öğreti buluyorum ..Kadın olmaktan önce insan olmak..
Bir eski zamandı bilirim.Adı üstünde geçmiş zaman.Miş'li yada di'li geçmiş zaman.Ve sözcükler bitince elde kalan tek şey,yağmurun bugünkü sesi ve yeni yüzlerdeki gülümseyişlere razı olan şimdiki zaman..
Hatıralar yazmalıydım belkide.Yada mutlu anılar.Birkaç anı anlatıp mutlu edebilmeliydim kendimi,yada ağlatabilmeliydim.Yola çıkmadan önce geriye bakıp gözlerime son kez yazdığım senin masalını,sana ait acıları,sevinçleri ama en önemlisi masalda da olsa kan akıtan gerçekleri bugünde ne kadar tanıdık bulabilirim..???
  Eskide kalmış bir dünyadan hatırlıyorum seni...
Mücadelenin sonuç vereceğine inandığım,korkusuz dolaşmanın cakasında olduğum bir dünyadan..Aşk ve serüvenlerin içinde gördüğüm,başka gözle bakmadığım dünyadan.İki kişilik olacağına kendimi safça inandırdığım başka bir boyuta ve başka zamana ait olan dünyayı bugün ne kadar yakın bulabilirim???
Kendi içimde sildiğim bir ben den hatırlıyorum seni.
  Bir masalın bitişi kadar heyecanlı ve güzel.
Aslında kendi masalımmış biten ve kendi gidişimmiş izlediğim.Artık yoruldum ve serin bir gölge bulup kuruldum.Şimdi aldığım nefesten hatırlıyorum seni işte..
Kan ter içinde ,elimde bavul yollarda hatırlıyorum seni.Bazen bir başka masada bir başka kişinin önündeki rakıda.Ve kendi kuyruğu peşinde dönen bir tilkiymişim aslında.Eski kendimi hatırlıyorum seni hatırladığımda.
Yok anlatamayacağım.Eskide kaldı zaman.Ahde vefa,geçmişe saygı aslında seni bugünde bana hatırlatan.Yokolmam adına bencilce yapılan her devinimde bir yaratılış mucizesi şimdiki ben.
İnsanlığımda hatırlıyorum seni bugün.Eskide kalan geçmiş canımda..
Birgün diyorum kendime birgün..
Anlayacaksın onun sana yaptığı iyiliği.
O seni sana buldurdu.Onda kaybolmana razı olmadı ve yeni seni sana zorla doğurttu.Her doğum zor geçerdi.Yırtıldı belki kalbin ama yeni bir can doğurdu.
Yok yok anlatamayacağım ben.Yeni kendime nasıl bu kadar tanıdık olduğumu anlatamayacağım.
Ayrıntılardamı sanmışım zamanı..Peh..
Yada yerine konmazmıymış kimse..Yok öyle birşey..
Emek verdiysen sen verdin..vermeseydin der elalem..
Sadakat sadece kelimeymiş ve yokmuş hiçbir anlamı..
Benden başka yok sanmışım..Siktir ordan kaynıyor ortalık.
Mal kaçırmakla eş bazen ihanetler..
Ve sana düşen miras işte sensin aptalım.
Ne kadar düşkünmüşüm birisine yapışmaya..
Ağda yanında halt etmiş gerizekalı mübarek..
Sen dünyayı döndürürüm mü sandım kızım..
Arkadan çevrilirmiş bütün işler.
Bir sevişmeyi ,ve bir masa başını değişebileceğin şey yoktu demi.
İşte kendimden hatırlıyorum seni böyle..Eski canımdan..
Geçmiştekiler bugüne ne katarmış öğrendim.
Zaman yağmur damlası kadarmış işte.Gördüm gözüme soktum.
Pişmanlık değilmiş geçmişe uzanan.Kızmak sinirlenmek,ağlamak,değilmiş.
Tırnaklarını geçireceksin etine ve biraz kanatacaksın elini..
Yeni elin var nasılsa..
ve hep geçmişe gider yaşanan zamanlar.Yarın çok yakındır ve dünde birikir zamanlar.
İşte anlatamayacağım.
Yok ne yapsam anlatamam ben yeni beni.
Belki çok alıştığımdan eski kendime yada ihanet duygusu gibi geldiğinden kenara bırakmak.
Anlatamayacağım ben beni.
Bir zaman..
Eski bir zamandı ve ekimdi aylardan.Yağmurda yoktu siste .Ama gene biraz içmiştim akşamdan.İşte o zaman başladı bendeki ben gitmeye.Ölmedide sanki görevi bitti.
Bir yaraydı belki bütün yazdıklarım.Anlatamayacağım işte..
Yeni bende kabuk mu bağladı??
İçindeki irin mi aktı..
Yaramıydım??
Neştermiydim??
Anlatamadım işte gene..
 

Yorum (20) Yorum yaz!

QUASİMODO VE İÇ KANAMA...

Sabah..
Bir kışkırtıcı topuk sesi gelir uzaktan.Adam kaldırmaz başını.Öne eğilir..Uzaklaşır nal sesi..Bir daha gelecektir birazdan..Bir göğüs dekoltesi görür adam ufukta.Yaklaşınca eğer başını..Büyüktür göğüsler ve kaplamaktadır görüş alanını.Adam kapar gözlerini..Bir şarkı çalınır kulağına adamın.Dinlemez kapatır kulaklarını..Susar şarkı.Sabırla bekler nasılsa çalacaktır birdaha..Hastalanır bir kadın ve kriz geçirir planlıca.İlgilenmez adam.Eğer başını..Hafiften bakar göz ucuyla..Biraz daha eğecektir başını..Bir hediye gelir birgün.Sonraki gün bir daha ,birdaha,Beğenmez atar kenara adam.
 Ve zamanıdır artık ..Kadın aralar bacaklarını.Bakmaz adam.Biraz daha aralar.Bakmaz adam..Sonuna kadar açılır bacaklar..Göz kararır..Baş döner..
Gece..
Açıktır bacaklar..Adam açar fermuarını ve al der işte gözüm kapalı..
............................................................................................................
 Bugün..Bir başka kadın .Midesinde sanki sancı..
 Rakel geliyor aklına.Uçurduğu güvercin.Sevdiceğim dediği güvercin .Quasimodoyu hatırlıyor.O çirkin ve özürlü zangoç benziyor kendisine.Çirkin ve sevilmeyesi.Yenisiyle değiştirilesi.Ve bir resim çakılıyor gene beynine.Bir spazm geliyor .Midesinde sanki sancı.Ağlamıyor.Ağlarmış gibi buruşuyor suratı.Yaşları çıkmıyor gözünden..Su verdi bana su verdi bana diyen iğrenç sesi kulaklarına geliyor quasimodonun.Ortalıkta topallayıp koşturarak herkese verilen suyu haykırışı..Bir yudum suyu vereni sevmesi, ağlayarak koşturması..
 Dinliyor bir başka kadın..
 üzülme geçecek diyor ucuz felsefeyle..
 Yok diyor midesi sancılı olan..Hatırlasana.Kırbaçlanmıştı quasimodo..Sırtı yaralanmıştı.Yüzü gözü kan revan..Esmeralda geldiydi hani..Yaralarına dokundu.Quasimodo esmareldanın elini tuttu.Ve kalbine götürdü..Sırtımda değil yaram midemde hiç değil,kalbimde..
..........................................................................................................
Gene bugün..
Bir bilinen şehirde hep bilinen oksijenle solunum yapan bir başka kadın..
Bir bildiği şehirde çingeneler zamanının çağırılmayacak figüranı.Başrolde yönetmenin yatağından geçip alt kadroda kaldığının resmidir diyor hafızandaki spazm veren resim.Bir yerlerde korkusuz ve anlık iniltilere göz kapatmışların eserisin sen.Dimdik duracaksın ve sıradan olacaksın.Sevilmediğini kabul edip,onurunla olduğun yerde kök salacaksın.Ve fedakarlıktır çoğu zaman sevmek..Ayağını uzatıp keyiflice yaşamak değil.Sayki sende araladın bacaklarını ve şimdi kapadın..
............................................................................................................
Hep bugün..
Leş kuşlarına..
Kalça kıvırp gerdan bükenlere,sağda solda seyirtenlere,gösteripte vermeyene,almayanı dövenlere,açana kapayana,aralıktan su içmek için içeri dalana,her zamanda her yere yağmur olup yağana,değerini mezatta biçene,oturup adam gibi içene içmeyene..Ve zavallılara ,üstüne para versem orospu olamayacaklara,bulduğunu hatırlayıp avuç yalayacaklara,topuklarını kanayana kadar yere vuracaklara...herbirine herşeye...İçimden çıkana kadar kusarak cezalandıracağım sizi..
..............................................................................................................
Son perde..
Hiç su içmeyeceğim belki ve suya kandım susamayacağım diyor bir kadın..
Quasimodo öldümü diye soruyor bir diğer kadın.Öldüğünde kalbi yaralımıydı...
Geçecek üzülme diyor bir düşkün bilge..
Bir bacak aralanıyor ve içine giriyor adam burnunu kapayıp.Kötü kokuyor ama nasibine razı oluyor..
Bir topuk sesi uzaktan hoş geliyor.Yakından bitirici..
Bir kadın intikam yeminleri etmiyor.Yüreğinden kanayanları tükürüyor ve ciğerleri susuzlukla doluyor..
Önce boktum şimdi koktum diyor bir menemen çingenesi ve kokusundan tiksinmiyor..
.................................................................................................................
Şehir...Bugün..
Dip yapmış bir kadın..Bir masal anlatırcasına.Kendi masalını anlatıyor kendine.Bir gülümseyiş bir rehavet..Dip yaptım diyor.Yüzmeyi bilmeden dip yaptım.Aradığım neydi bilmedim .Boğulmadım ,ölmedim..Dip yaptım ve çıkardım..
İnci avcısıyım ben.Gene dip yapar gene bulurum..Ne ölürüm ne boğulurum..
...............................................................................................................
Yarın..
Varım..Kapatın artık son perdeyi..
Çanları çalın ve uyandırın kalbi yaralı quasimodoyu..
Varım...

 

Yorum (9) Yorum yaz!

SAHİPSİZDİ TERLİKLERİN

   Her sabah,her akşam ve hergün hep aynı.

   Kimsenin tanıyıpta selam vermediği sokaklarda dolaşmanın sıkıntısını bugünde duyacağım bilirim.Telaşla çıkmış olmam bile aslında birşeyleri örtme çabasıdır kimse anlamaz.Bir tarafımda yarım bıraktığım ne varsa onlar, diğer tarafımda yarımları tamamlayamayacak olmanın bir garip rahatsızlığı.

   Son zamanlarda aklıma takılıp duran bir çift terlikle dertte başım.Kapı ağzına koyup bıraktığım sahipsiz terliklerin.Giydiğini bile bile, çok acısın diye içim gözümün önünden gitmez ne zamandır.Kapıyı kendin açarsın,bakarsın orda seni beklerler ve giyersin..Yanlızlığı hatırlatır onlarda, belki bu yüzden takıldılar aklıma..Sahipsizdiler bence sen giysende..Yanlızdılar çünkü giyeni beklediler gün boyu.

   Birazdan çıkacağım ya selamsız sokaklara.İşte o zaman tüküre tüküre yürümek gerektiğini de bilirim.Yarım yamalak bir insan olarak,hayatı anlamaya çalışarak geçirdiğim tüm yılların para etmezliğini tükürmek isterim.Oysa kaç kişi tükürürde gitmez bu saçma sıkıntılar..Bazende kızamıyorum aslında.Çünkü birazı yaşanmamış çocukluğum.Hani taranmamış saçlarım,el değmemiş,okşanmamış başım.Yada ayaklarımın üşümesi ve çorap giydirmeyi akıl edemeyenlerin bugün verdiği sıcak acı.Yani kabahat bugüne vuranda değil,birazı benim yaşamamamışlığım,kalanıda alışmışlığım.Kendime güvenemeyişimde var işin içinde.

   Terliklerini düşündüğümde işte o taranmamış saçlarım geliyor aklıma.Kapı ağzında bekleyen giyilmemiş terliklerin gibi beklemişim taransın diye saçlarımı.Bugün kızsam anneme ne çare..Alt tarafı saç işte.Yolunsada,taransada alt tarafı saç işte..Ama ihanet işte sonuçta.Geçmisin bugüne gelmesi ihanet.

   Birgün patlayacağımı sanarak beklemekte salakça.Patlasam da kendime zararım.Önümde mutluluk yürüyor terlikli haliyle de,bir garip yetişememek korkusu.Korkumla yüzleşmek güven ister ,ama saçlarım çok dağınık çocukluğumdan beri.

   Birazdan çıkarım dışarı.Kimse nasılsın demez.Zaten telaşla çıkacağım kimse farketmez.Sayki,kaçan bir kedi,ipi kopuk bir uçurtma,surata çarpan bir toz kadar hafif.Ama bir ufak tıkırtı takip eder belki.Bir terlik ne kadar ses çıkarırsa o kadar da sessiz.Ve yağan yağmurun ıslaklığı,üşümüş insan yüzleri,bakımlı kadınlar,açlık çekmiş çocukluğum..

   Çilemi dolduruyorum.

   Galiba kırk yıl hatırı varmış acının.

   Ve ne kadar sahipsizse kahverengi terliklerin,o kadar sahipsizdi saçlarım..

Yorum (4) Yorum yaz!

KAF SİN KAF ZAMANI .....BEBEĞE...

   Geçen senelerde olduğu gibi başlayacak herşey.Tatil hazırlıkları.Ben hep aynı acemilikte birkaç kez neleri unutmuş olabilirim kontrollerini yaparken,meselem hep aynı titizlikte ama sakince bana birşeyler hatırlatıcak.Şimdiye kadar hiçbirşey unutmamış olmama rağmen gidene kadar içimde acaba kalan birşey varmı tedirginliğiyle devam edeceğim yola..

   Akşam erken yatmalıyız sabah erken yola çıkarız kararına uymayıp,gene geç yatacağız .Sabah yedi civarı yola çıkılmış olacak.Kahvaltı edilmeyecek çünkü yaren bildiğimiz bir çorbacımız var.Sıradan tabaklarda,ev yapımına benzeyen mercimek çorbasını içerken  meselem gene acı biber yiyecek yanında.Ben hep sorduğum soruyu soracağım"ay nasıl yiyorsun sabah köründe acı biberi".Gülecek bütün yüzüyle hep güldüğü gibi.Yollarda pamuk işçilerini arayacak gözlerim,iki senedir yoklar..Bir sürü satıcı olacak yol kenarlarında.Bu sırada meselem hep iyi çalan bir radyo kanalı arayacak bulamayacak,arada kapatacak ama çok geçmeden gene açacak.Bir şarkıya eşlik eden ben gibi nadide bir sesi "sus azcık"diye kendi çapında azarlayacak.Arada beni kızdırmak için"oh beni bekleyin kızlar geliyorum" diyecek".Kızmam ki ...Neden kızayım..Artık yaşlanıyor, kızlar neden ona baksın ki..Hem baksınlar nolucak.Onlar sadece bakar ben yanıma alıp hava atarım.." diye geçiricem ben içimden.Sonra benim çocuklar gibi birkaç kez tuvaletim gelecek.O sabırla duracak çiş molası için.

    Hergün sahile gideceğiz.Kendinden çok beni kollayacak.Çünkü ben denizden korkuyorum .Bu yüzden oda istediği ve özlediği gibi yüzemeyecek.Hani ben yüzemiyorum o yüzerse üzülürüm diye beş dakika girip hemen çıkacak.Her yıl yaptığım gibi ilginç insanlar bulacağım tanışmak için.Hayır demeyecek.Geçen yıl birkaç travesti bulmuştum mesela..Ondan önceki yıl bir eroinman..Ben insan tanıma merakımla bulduklarımla muhabbetteyken o dinleyecek sıkılmadan.Birileriyle muhakkak tartışma çıkaracağım.Bana batan birşeyler olursa kavgada edeceğim ,gene arkamda olacak.Sahilde ona bakarken sevgiyle,o bana üzülerek bakacak.İçinden geçenleri anladığım halde susmayı sürdüreceğim.Bilirim "keşke bende senin sevdiğin gibi seni sevebilsem" anlamları geçecek gözlerinden.

    Sonra üzüleceğim..

    Bunlar olurken ve tatildeyken ,yani mutluyken,benim aklıma beş yaşında bir bebek gelecek.

   Yazdığım bir yazıyla bir babayı nasıl üzdüğümü hatırlayacağım birden ve annesiz bir bebek gelecek aklıma..

    Kendi çocukluğumla bağlantısı olan bir bebek gelecek aklıma.

    Ve kaf sin kafına edeyim hayatın diyeceğim..

   ........................................................................................

   Bebek..

   Hep oyna parkta..

   Ama benim gibi olacaksın sende..

   Parktada düşsen sen kalkacaksın.

   Yolda da yürüsen yanlız başlayacaksın.. 

Yorum (6) Yorum yaz!

Arkadaş hatırına..

   Bugün bir arkadaşım hiç aşk meşk yazmıyorsun.Kaskatı yazılar çıkıyor senden diye eleştirdi beni.Düşündüm .Aslında belki haklı.Dalıpta uzun aşk sözcükleri falan çıkaramıyorum ben.Hani böyle sevgiliye yazılan şiirler falanda yok bende.Kişiyi gözümde büyütüp normal hayatta hiç söylenmeyen süslü püslü sözcüklerle anlatamıyorum.Gerçeğin ötesinde sadece yazılarda kalan şeylerle sevgi falan olmaz gibi geliyor bana.Çok ısrar etti bu arkadaşçağızım .Yaz bakalım bir duygusal diye tutturdu.Maksadı bir yandan beni denemek,bir yandanda taze bitmiş aşkına uyacak birkaç kelime yakalamak..Ekrana bakıp birkaç girişim yaptıysamda sildim hepsini.Onun istediği tarzda birşey çıkaramıyacağımı anladım kendi tarzımın da onu tatmin etmeyeceğini.

   Gene dün son günlerde bulduğumuz ve bize pek yakıştığını düşündüğümüz "canbağı" şekliyle bağlantım olan birisi(meselem) benim için gecenin bir vaktinde çok küçük birşey yaptı.Bir süredir kullandığım ilacın yan etkilerini benim için öğrenip bende hasıl olan dertlere çare oldu en azından sebebini bildirdi.Bunu yaparken yorgun ve sinirliydi.Yani aslında kimsenin sıkıntısı onu ırgalayacak halde değildi.Seçimden çıkardığı kendince üzüntüleri vardı ve zaten hayatı da  gergin günlerdeydi yani ıvır zıvıra zamanı yoktu. Gecenin bir vaktiydi ben şikayetlerimi sıraladığımda.Onun tam şekerleme zamanlarına rastladı.Yerinden kalkacak ilgili reçeteleri pür dikkat okuyacak ve bana aktaracaktı.Yani başkası olsa yapmazdı.Ama benim için yaptı.

   Doğadaki karşılığının hayat olduğunu bildiğim bu insan hiç süslü sözleri olan biride değildi ve bana bir kıta şiir okumadığı gibi beni mehtapta romantizmlede tanıştırmamıştı.Yani hiç ay falan seyretmemiş birbirimizin gözlerine saatlerce bakıp yağmur yağarken sokakta koşturmamıştık.Salıncakta sallanmamış ve hiçbir ağacada kalp kazımamıştık.Kafamdan gül ve benzeri çiçekleri atmamış hatta çiçek niyetine ıspanak bile almamıştı.Yedi yılda bu herkese nasip olan şeyleri hiç mi hiç yaşamamış ve aşk meşk özürlüsü iki  insan olarak bugünlerede gelmiştik.

   Ama..

 Mesela biz birbirimizin burnunu silmiştik.Geceleri üstümüzden yorgan düştümü diye üşümeme kontrolleri yapmak için uyandığımızda olmuştu.Yaralamıza bepanten sürüp tımar etmiştik birbirimizi.Bazen omlet yerken suşi yiyormuş gibi değişik tat almıştık.Farkında olmadan saatlerce kavga edip gene farkında olmadan sohbete devam etmiştik.Aynı anda başımız ağrımış,aynı anda acıkmış ve aynı anda mesaj çekmiştik.Herşeye rağmen sevilebilmenin rahatlığıyla aşksız meşksiz geçti işte...

  Benden duygusal birşeyler yazmamı isteyen kara talihli aşk meşk mağduru,acılarını şiirle ve ilerde erkeğine söylesin diye zulasına atabileceği birkaç söze sığdıran arkadaşım,benden çıkanlar bunlar.

   Heves uğruna yaşanmış aşkları yaşamadım ki yazayım.

   Canbağındayım ben.

   Gamdan değil demden benim yazdıklarım..

  

Yorum (8) Yorum yaz!

Mutluluk çubuğu..

     Bir cenaze sonrası alınmış , sahte kimliğe çok yakışacak kararlarından birindeydi  o..Taze toprak görmenin sıcak etkisiyle,hangisi olacağına karar veremediği kendisine yeni bir kriter daha oturtması gerektiğine inanarak ve kırıcı cümlelerle ukalaca sarfedilen yabansı sözlerle ne kadarda kararlı olduğunu anlatmaya çalıştı.Belkide kendisi gitmişti cenaze törenine. Geride bıraktığı ,ama olmaya çalışıp olamadığı kimliğiydi bu kararı uygulayamayacak olan.

    _" Herkes ölüyor,kırmadan yaşamalıyız insanları.Ben artık kırmamaya kararlıyım.Bu kararlarımdan en çok sen etkileneceksin,çünkü ben senden etkilenip kırdığım insanlara artık başkaldırmayacağım,sen üzülsende bunu yapacağım,mutlu etmem gereken insanlar var. " Bunları duyduğumda sinirlendim mi bilemiyorum ama defalarca incelip kalınlaşan kimliğin bir kez daha kopma noktasında olduğunu görmek beni çarptı.Nasıl taşıyabildiğine şaşırdım.Nasıl olupta ceket çıkarmak kadar kolay değiştiğini algılamaya çalıştım.İnancımın kaç kez sarsıldığını,bunun yıpranmışlığımızdaki payını,kim olamayıp ne olmaya çalıştığını düşündüm.                                                              

       Kendi olamadan yaşanmış yıllara sorduğun hesapların cevaplarında beni bulduğunu ,bunlara benim her defasında birkez daha inanıp,gerçeğini sahtenden ayırt etmek adına beraber yapılan ayıklamalara yenilerini ne kadar yeni heyecanlarla kattığımızı hatırladım.

       Hayatta sevginin ve getirilerinin önemini her konuşmamızda vurgulamak mı eskitmişti  kişiliğini.Benim gözden kaçırdığımmı yoksa görmekten korkup görmediğim sen miydin cenazeyi indiren?Ben ölümden dönüşte anlamış ve anlatmıştım hayatın ne olduğunu sana,benim kadar anlamanı beklemesemde anlamış gibi yapmanmıydı rolünde yazdığın...

     Tampon olmaktan bıkmadığın hayatında senin pansumanına gelecek kimseler olmamıştı bu kanatırdı seni hep,kanayan yerlerine " ben " koyarken benden aldıklarınla yaşadım dediğin zamanlardan mı soğudun?Herkes ölecek derken sen ölümsüzlüğünü mutlu ettiğin insanlardan toplayamadığın hayatlamı garanti edeceksin.Haketmeyenlere sundukların senden giderken ,kendini yanlızlığının içine bir adım daha götürdüğünü bilerek mi kararını uygulayacaksın.İyilik yaptıkçamı sever insanlar birbirlerini??Seni camdan fanusundan lazım olduğunda çıkarıp kulananların sevgisi yeni açılan yaralarından ömür gibi akmayacak mı?

    Ölümlü olanlardansın sende..Mutlu olmak seninde temel hakkın..

     İşi bitik insanlara takılır mutluluk çubuğu....Sen  kaç kullanımlıksın??                                                       

Yorum (7) Yorum yaz!

AH ULAN MESELEM..

      Geride kalana bakmaktan önüne geleni göremeyen zamanların insanıydın sen ben geldiğimde.İsyanlarınla ve acıyanlarınla faydasız pansumanlarınla,zamanlarını başkalarına adamış bundanda zevk alıyormuş gibi içini kanatacak kadar da hoyrattın kendine.Sonra...Sıkıldığın geçişlerdesin şimdi bunların kalıcı olmasının vazgeçilmez korkusundasın..Birşeyleri aramaktan vazgeçmenin kendine kalmak olduğu felsefesini başarısızca uygulamaya çalışmaktan yıprattın ruhunu.Kendinle barışık olduğunu sandığın insanların yabancı kimliklerine neler verdiğinin muhasebesinde açık verdin..Hesaplarında bir eksiklik varda ne olduğunu bilip söyleyememek gavurluğundasın.Kalabalıklarda artık sıkılırken ,biran önce yanlız kalmalıyım diye yanlızlığına koşarken tökezlediğini de anlıyosun o kimsesizlikte..Bugünün dünle örtüşmüyor.birşeyler olduğunu bilmenin yakıcı paranoyasında pervane olduğunu da görmekten belki ateş alıp birdaha deniyorsun.Bir tadımlıkta olsa özgürlüğünü yaşamanın ne kadar doyumsuz ve bulaşıcı olduğunuda yaşayarak gördüğünden,aradığın bulamadığın ortamın sıkıp sıkıp gevşetiyor seni.Yapamazsın meselem.Hayata karışıp gitsende içindeki habis ur tetikleyip durur seni.Bu öyle ondan inip ona bimeye benzemez.Aradığında bulduğun kendini ,bulduğunda sevdiğin kendini kenara atamayacak kadar bağımlısı oldun artık.Başaramazsın meselem..kendini kenara koymayı unutup başlamayı kıvıramazsın artık.Çünkü sen en uygun zamanında yakaladın özgürlüğünü..Tam kendince bitti bitecek yaşarken,bundanda sıkılmışken yakaladın.İfadesinde zorlandığın şeylerin silinip silinip yoka karışması gerideki zamanlarında seni üzerken,özgürlük zamanında gözüne batmadı.aradığın arayacağın kendinsin artık.Divane olmak var bu seyahatte.Yoldaş bulmak var.kovulmak var tanıdık hayatlardan.Ama özgürlük ayakta durmak demek.Konuşabilmek yırtınabilmek,kavuşabilmek,göze aldığın kendinle barışabilmek,aydınlığa karışabilmek,bugünde yaşayabilmek,vefa duymak kendine,yılın kıymetini bilmek demek.Bozdurup harcanılan şahsını bütünleyip kendine en karlı yatırmak demek..Yapışkan bişey özgürlük ama salgın değil.Hakedene konan bir böcek.çırpındıkça batacaksın özgürlüğüne.Aradığın kendini yakalayana kadar koşacaksın.Mimledi seni bu olgu.Ne senin çıkabileceğin ,ne başkasının girebileceği mesele oldu.Özgürsün artık meselem...Ulan  meselem ...Çizdirme bu kez kendini ..deldirme  ulan.Yalayarak iyileştirdim ben açılmış hürriyet lerini.Yamalarım kaynadı artık belli bile olmaz.Sana sen bıraktım ben mesele çocuğu..Öküz olmada boyunduruk attırmadan yaşa şunu be..

Yorum (2) Yorum yaz!

Maksat huysuzluk olsun

Bugün canım yazmak istemiyor.İçiçe geçirdiğim cümlelerle uzata uzata anlatmak istemiyor canım.Bugün noktalar virgüller olmadan,paragrafsız,düzensiz şeyler yazmak istiyorum.Kısa cümleler kurayım küfürlerimi edebileyim istiyorum. En deliğine girecek kadar laf sokmak istiyorum bugün.İki yakası bir araya gelmeyenlerin Karşıyakaya gitmesini istiyorum.Mavi'yi en sevmediğim renk yapıp,altıyı uğursuz rakam bilmek istiyorum.Güzel yüzlerede tahammülüm yok bugün,mutlu olan benden uzak,huzurlu olan ırak olsun.Bugün dizi seyredip embesil olmakta var hedefimde,paketlere lastik takılmasın,küçük poşetler toplatılsın istiyorum.Balık yenmesin ülkede uzun bir süre.Bütün erkekler kıllı olsun yayılsın pikniğe diliyorum.İzmire kar yağsın yolları bağlansın diye bir türkü de dinleyebilirim.Petrol yan ürünleri yada bizzat kendisi petrolün,Amerikaya verilsin kanaatindeyim.Bugün elimi belime koyup kavga etmek istiyorum.Kendimden başlayıp en ecdadıma kadar giden sövgüleri kendim söyleyip kendim duymakta çok  güzel olur bugün.Tavukların kanatları kopsun da istiyorum yada sofraya gelmeden uçsun.Çarşıda çift gezilip kalabalık yaratılmasın diyede bir fikrim var.Çocuğuna Cihat ismi koyanlara mahkeme celbi gelsin,gülay koyanlara recm uygulansın.Tehlikeli laflar etmek istiyorum birde bugün.Çok konuşmadan tek lafta yıkmak.Bugün çarpık günümdeyim ben.Biri olsada yansıtsam istiyorum,olmayınca haliyle daha bir çarpılıyorum.bugün kusmakta istiyorum herkesin suratına.En sevdiğime taaaa diye başlayan bir küfür edememenin sinirindeyim.Bugün ben ters günümdeyim.Düz geçen günleride sayıp dökmek,analı babalı ifadelerle yadetmek,tükürmek,içmek içmek köpürmek en istediğim şey.Birde bunları yapa yapa yaşamakta istiyorum.En çok istiyorum

Yorum (9) Yorum yaz!

MESELEMİZ HANGİMİZİN.....

Hafta sonu anlamsız geçti meselem.Hayatımın anlamsızlığından olsa gerek,anlam veremediğim şeyler olmaya devam etti.Ben seyirci konumunda,sorgulamalarımı kendime yaparken,cevaplarımıda kendime verirken,sana yaptığım uzun cümleli konuşmaları kime yapamayacağımı düşündüm.Ne kadar kalabalıktılar meselem.kendinin farkında olmayan,hakkını aramayı öğrenmeden hak iddia eden,haksızca saldırılarda bulunanlar ne kadar çoktular..Bu kalabalığa katılamamış olmakla,suçlu konumuna konmuş aykırı insanlar ne kadar azdılar buna karşılık.Ben yada sen katılamadıkbu kalabalıklara.Bu yüzden bitmeyen bir öfkem hep oldu.Ses çıkarmanın zevkine varmamda bu yüzdendi belki.biz kendimiz olmakla kendimizi ne kadar iyi hissettiysek o kalabalıklar o kadar rahatsız oldu.Ben olamadım o standart ama makbul kadınlardan.Şişme kadın gibi geldiler bana hep.Sabah uyanıp şişene kadar kahvaltılarını ettiler,sabah programlarında aciz hayatları,akşam dizilerinde uzak yalan dizileri seyredip beyinlerini şişirdiler.Çoğu gece şişme women görevlerinide başarıyla ifa ettiler.Ben olamadım.Suçum buydu.Kurallara uyamamak.Kimin koyduğu hiçte belli ve önemli olmayan kurallar hep çelişki doğurdu bende.Yemek yapıp çocuk doğurmanın sıradanlığında yaşayamadım hiç.Kadın olmak eylemdi benim için.Bulmak,tutmak,paylaşmak,farkına varmak. Hırpalanmadan da sahip olunmuyordu bunlara.Bana yada sana yapılanlar ne kadar yaşam tarruzuydu.İnsan olmanın şahsi ayrıcalıklarına yapılan bu saldırılar,yaşamın yada Türkiye'nin fiziğinede çok uyumlu olduğundan çoklu kuvvetler oluştu.Bugün kim başarılı bilmiyorum.Kazanan kazandığının farkındamı?kaybeden meselem miydi?Sorgulayıp kimle paylaşacağım meselem.Yarıda kalanlardan mıyız şimdi.yoldan sapanlardan mı?Canımın en zor zamanları .Hissettiğim kızgınlık ve kırgınlık kendimemi,kalabalıklaramı,tanrıyamı..Bunu sana sormak,hala varolman,ama olmayacak olman.Bu çelişkiler büyüyor meselem..Kapattığım yerden açılıyor tekrar herşey.Uzantıların hayatın her yerinde.Bittiğin gerçeği de ...

Yorum (yok) Yorum yaz!

KİMDİN???

Hayat performansı ve yorumu benimkine çok benzeyen biriydin sen.En güzel olan her şeyin en güzel taşınabildiği de bir model.İçinden çıkarmadıklarınıda yayabilseydin hayata,belki en örnek insanda olacaktın.Olgunluğun zorunluydu bazen.Bu olgunluk yaşayamadıklarından kalmıştı sende.Yaşam pratiğine kırgınlıklarını,çocuksu yanlarını,kızgınlıklarını ve güzelliğini eklediğimde o kadar dolduruyordun ki benim ruhumu.En güzel sen gülerdin bence..Gülmelerinde bulduklarımı hayatında yaşadıklarınla bağlardım bazende,acıtıcı olurdu ama kapılırdım genede.Sen yürürdün,seyretmekten doyamayıp arkandan yürümek gelirdi bana.En asparagas şeyleri,daraldığım zamanlarda öyle gerçek anlatırdın ki,başkaları duysa manşet olurdu inandırıcılığı.Susup konuşamadığın zamanların anlamını bilirdim. Söylemediklerin,söyleyemediklerin,söylemeyeceklerin. Arınmışlığınla kaldığımız bize ait zamanlarda ben ölsem gam yemem moduna girebilecek kadar kopsamda hayattan;bir yandanda yedek ömür olsada kullansam derdim.Belki bana öyle geldi ama yaşamının bazı yönlerinde işgaller gördüm hep ben.Yarıp çıkamadığın kuşatmaların vardı.Çoğu saldırılara verdiğin o sessiz tebessümlerde olurdu bazen.Seni taşıyabilmek bir kadın için ne kadar zorsa benim için o kadar elzemdi. Başkaları çengel atardı hep,atılmayacak gibide değildin.Görülmesi pek mümkün olmayan erkekler sınıfında olduğundan,herkes kendi sınıfını atlayıp unutup yaklaşmaya çalışırdı sana.Uzaktanda bir o kadar çekiciydin.Her özelliğini bilirdin de bunları bildiğini çaktırmayacak kadarda pervasız bir beğenmişlik içindeydin.Aldığın haz önce ruhuna ordan yüzüne yansırdı.Bir o kadar daha güzelleşirdin.Bulabileceğim herşeyi aramadıklarımlada sunacak kadar açmıştın kendini bana.Çok kasılırdım ben bu yüzden kendimle.Seninle yürürken başka bakışlar bu yüzden pek etkilemezdi beni ve dahada havalandırırdı bunlar.Allaha şükretmek seni incelediğimde şart olurdu.Yada yaratıcılığını sana çok sunmuştu da örnek diye yollamıştı.Sürekli tetikleyen bir yönün vardı beni.ben senle çok özelliğimi unuttum.Kin tutamadım sana hiç,kızamadım,sana tavırlar alıp arkasında duramadım,6 yılda azalan değil yeniliklerle artan heyecanlar besledim sana.Kapıyı her akşam açıp muziplik yapmayı öğretende sendin.Soktuğum lafları üstüne alınmayıp beni gıcık edende.Sallamadığın zamanlar oldu beni çok bozulsamda gücüne hayran oldum.Çocuk gibi olurdun bazen ,haksızlılk mı yaptım diye sorgulardım kendimi.Aydınlıktın sen.Bazen karanlıktan kendin çıkacak kadarda cesur.Sabırlıydın ki,ben taş olsam çatlardım.Ama çok güzeldin.Bir daha rastlanmayacak kadar güzel.Güzelliğin bitmeyecek kadar rezerve edilmişti.Seçilmiş bir insandın.Seçimlerini kendin yapabilseydin eğer belki tanrıda çok mutlu olacaktı. Bugün yoksun.Artık yok.Ben çirkinliklere düşsemde ,sahip çıkacağından emin olduğum özelliğinle avunacağım.Merak edeceğim şeyler olacak sana ait,hallettiğinden emin olacağım. Asla kaybolmayacağımı bildiğim sencil değerlerde durduğumu bilerek,ama çok acıtarak içimi seni kendime anlatmaya devam edeceğim.Meselem;sana ait ne varsa sen onlarla bütünsün.Parçalanma.Kendinden hiç soğuma.Yürü meselem hayata yürü.Koşacak kadar harcıyacak cahil enerjimiz yok.Adımlarını kendine at.Bırakma.Birlikte tuttuğumuz iplerin ucunu elinden bırakma.Çektikçe uzat hayatını.Hani o gözü olanlara söyle:bensiz ortamlarda olmaya çalışanlara söyle,onların hava attığı yerde benim hala rüzgarım eser.Söyleki hayat sarsılsın.Kim ne olduğunu anlasın.Kim sen olduğunu anlasın.Meselem yarım kalmasın...

Yorum (2) Yorum yaz!