FATMA'NIN KANSER KOĞUŞU..

     Bir kanser vakası duyduğumuzda hepimizden ortak kelime çıkar."Allah kimseye vermesin".Daha ilerlemiş kanser hastalarını ziyarete gittiğimizde ağlayıp sızlayıp,adet olduğu üzerede helallik alınıp "allah oyalamasın ,ölüm paklık" v.s türünden  içerisinde gene Allaha bir sürü görev yüklediğimiz kelimelerle  görevimiz biter.Kanser hastalarının en ihtiyacı olan kelimeler zaten bunlardır.İçinden Allah'ı geçirdiğimiz her teselli cümlesi,yada yardımlaşma cümlesi biz müslüman olanlar için yeterlidir.Birde çok edilmesi gereken dualar vardır.Biliyorsak onlarıda söyleyebiliriz.Mesela" fatmacım bak bu hastalık için bilmemne duası iksir gibidir oku emi.."yada  "biz toplanıverelim arkadaşlarla bir kırk yasin okuyalım yada selavatları dizelimde Allah bakalım netçek"..Hastanın yada bakanlarının tek ihtiyacı Allaha havale edilmek,çoğunlukla vicdan ve müslümanlık mastürbasyonu adına dualara sığınmaktır sanki..

       İşte Allah'ın insafına bırakmakta sakınca görmediğimiz bir olayın kahramanı fatma ve eşi...Az bir zamanı kalmış gibi gözüken bir eş..ve ona bakmaya çalışıp duasını ettiği sevgisini verdiği halde parasını yettiremeyen,ihtiyaçlarını gideremeyen bir kadın fatma..

       Hastanın ayağa kalkma ihtimali azaldı artık.O kadar dualara ve gelipte çok üzülen insanların gözyaşlarına rağmen ayağa kalkamadı.

       Yemek yiyemiyor.Bir süre öncesine kadar doktorun verdiği mama denilen besini alabiliyordu artık onuda yiyemiyor.Sadece su..Yarısı ağızdan içeri yarısı burundan dışarı su..Birde nefes alamıyor..Oksijen tüpünden gelecek bir tutam nefes onu biraz daha yaşatacak.Burda da "Allahım sen ona oksijen olda hayrını göster" türünden dualar edilmiştir muhakkak ama yok işte oksijen yok..Çünkü bu hasta insan Türkiye'de kanser olma şanssızlığına yakalandı.Sağlık bakanlığına göre oksijen parayla..Çokta değil aslında günlük onbeş milyon.nolcakki ayda dörtyüzelli milyon yapar.Ama işte "allahım sen gökten zembille indiriverde oksijen alsınlar" türünde bir dua da yok..Üstüne üstlük fatmanın parasıda yok.Bu yüzden idareli kullanıyor oksijeni..

     İsyan etmek üzere.Çok karmaşık bir durum.Bir yanda inançları bir yanda bulamadığı yaratamadığı,imkansızlıklar.Diğer yanda kendine geldiği zamanlarda pikniğe gideriz yazın diyen bir hasta..Kimse yok..Türkiye sınırları içinde çıkarıp bir günlük oksijenini ben vereyim diyen kimse yok.Zaten ölecek gözüyle bakan birine yapılacak maddi yardım boşa giden yardımdır zihniyetiyle "sabır "deniliyor fatmaya "sabır fatma Allah yardım edecek".Tam sabırlı olacakken fatma,hırıltıları duyuyor nefes almaya çalışan ağrılarından dolayı morfinlere gark olmuş  eşinin hırıltılarını duyuyor.Sabır nefesle yerini değiştiriyor.

    Şüphelerinizden arınarak,kendinizin bir günlük rızkını vermekte çelişkiye düşmeyerek yardım edin..Belki fatma dolandırıcıdır.Eşi hasta değildir.Belki çok paraları vardırda duygu sömürüsü yapıyordur.Olsun..Bu fatmanın sınavı değil.Bu yardım etmeyenlerin,ne yapsada şeytanını öldüremeyip edemeyenlerin sınavı.Bu müslümanlığın sınavı.İnsan olmanın paylaşımın,içini rahat ettirmenin sınavı.

   Biraz kıpraşın.İçinizden gelen neyse o kadarını verin.Etrafınızdan destek isteyin.İki ay kalmış olan ömür şu anda bir aya iniyor.İki ayın içine bir günde siz koyun.Ama biraz çabuk olun.

    FATMANIN KANSER KOĞUŞUNDA OKSİJEN BİTMEK ÜZERE..

///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

   Kanser nöbeti tutan fatma bir blogcu arkadaşımızdır.Eşi akciğer kanseri.Ve çok zor durumda..İnanmak isteyenlere fatma kamerasını açıp gösterir.Hortumlar içinde bir parça can görebilirsiniz..

   

Yorum (7) Yorum yaz!

BULANTI..

 Rastgele gözüme takıldı bu gece bir tv kanalında.Bütün dizilerde ve ucuz senaryoların hepsinde ısrarla işlenen bir kanser hikayesi var.Bütün aşık kadınlar genelde kanser oluyor ve kanser olan bütün kadınlarda hep o acıklı hayat dilenme ifadesi var..Çevrede herkeste cıvık cıvık bir ağlama krizi.Gerçi genelde kurtuluyolar o kadar umutsuz gösterildikten sonra ama..Yanlış aktarılan bir konu daha bu tv lerde.Kanser olmak sadece ağır bir hastalığa yakalanıp ölümü beklemek değilki.Ve hiçbir kanser hastası öğrendiği andan itibaren hayata küsüp köşede beklemiyor ecelini.

  Hayatın bir kerelik sunulan özel bir ihsan olduğunu düşününce ,kanser olmanın ayrıcalığı da ortaya çıkıyor.Her ölümde yada her hayatta, verilen her önemli hastalıkta diğer insanlara çıkan paydan önce kişinin kendisine kalan pay var.Hayat payı..Kanser olununca zaten üzerine düşen görevleri yapan doktorlar her zaman var.Çevrede ahlı vahlı magazin oluşturmak işten değil,hatta sırf ağlamak için gelen hasta ziyaretçileride bulmak mümkün.Bunlar kansere yeni birşey katmıyor zaten bilinenler bunlar.Hasta kendine iyi bakılacağını biliyor,herkesin özel ilgisine maruz kalacağınıda anlıyor kısa zamanda hatta akıllı biriyse bu ilgininin yapayını gerçeğinide ayırabiliyor.Ama asla filmlerdeki gibi kimsenin gözünün içine bakıp da banada yardım banada bi günlük hayat demiyor.Çünkü içteki enerji yaşayacağına dair hep muhafaza altında.Ağlayanlar yada üzülenler aslında sıkıyor onu çünkü normali neyse onu yaşamaya devam etmek istiyor . Bu özel ve abartılı ilgi onu unutmaya çalıştığı hastalığını hatırlatmaktan ve geri götürmekten başka birşeye yaramıyor.

   Medyada bu olayın bu şekilde işlenmesi ,acınası senaryolara kanser ajitasyonuyla dahada iğrençlik katılması aynı zamanda toplumada kötü örnek.

   Böyle değil kanserlinin dünyası..O normal insan olmaya devam etmek ölecekse bile sanki bilmiyormuş gibi ölmek istiyor. Büyük hastalıklardan sonra devam edebilen insanlarda hep hayata daha farklı bakış oluşur..O sıkıntılı dönemlerde çevreden ve ölüm-hastalık muhabbetinden bunalan bu insanlar kendilerine tutunacak şeyler bulmaya çalışırlar hep.küçücük ilgilere ve kocaman sevgilere adarlar kendilerini.İlacı ve tedaviyi alt destek olarak indirebilecek kadar kuvvetli tutunuşlardır bunlar..Meseleleri kanser değil hayattır onların.Acınası olmaktan nefret ederler doktorları  küçük görürler bu konuda konuşmayı atlattıktan sonraya bırakmak isterler.Allahı her zamankinden çok severler yada kızarlar. Ama içlerinde hiç bırakmaz yaşam dürtüsü..Ellerindeki tutunma malzemesine bir dayandılarmı hayatı malzeme edecek kadar profesyonel olurlar.

   Kanser dizilerdeki değil.Kanser beyinde.kanser hayatın altında, üstüne basılıp gidebilmekde altına girip göçebilmekde eşit şansa sahip.Tek istenen kanserlininde yaşayacağına inanılması..Midem bulandı dizideki kanserden..

Yorum (6) Yorum yaz!

SAÇ DÖKÜLMESİ VE BAKIMI

Hava şartları,mevsim,beslenme şekilleri ve yaşa bağlı olarak saçlarımız zaman zaman dökülür.Hangi nedene bağlı olursa olsun,evde uygulayacağımız küçük ve zevkli bakımlarla bunlarıda önleyebilme şansımız var.Günde her insanın 100-150 tel saçı dökülür bunlar ölmüş ve kendini yenileyecek olan atık saçlarımızdır.Strese bağlı dökülmeler kesinlikle doktor tarafından müdahele gerektirecek dökülmelere girer.Dökülen saçlara sahip değilseniz ;sağlıklı ve canlı saçlara sahip olmakta mümkün.Haftada bir kez uygulanacak bakımla bunu sağlayabiliyoruz.Boyanın kuruttuğu ve matlaştırdığı saçlar için en azından haftada bir kez elma sirkesi ile kompres yapmak iyi sonuçlar verebiliyor.Yıkamadan önce saç diplerine elme sirkesini sürüp yarım saat bekletin.Ve saça uygun bir şampuanla yıkayın.Kremli şampuanlar saçın derisini havasız bırakabileceği için ayrı ayrı kullanmakta fayda var.Gene haftada 1 kez:1 yumurta,2 kaşık badem yağı ve 1 kaşık buğday yağını karıştırarak elde edeceğimiz maskeyi saça sürüp ,havluya sararak bekletelim.ve yıkayalım .Kısa sürede parlaklığı farkedeceksiniz.Yumurtada bulunan B-5 saçın yapılanmasına,badem yağı nem dengesine yardımcı olacaktır.Buğday yağının hücre yenileyici özelliği zaten biliniyor.Yine dökülmeler için;bir kaşık kuru mayayı suyla eritip saça yedirin ..Dökülmenin hemen kesildiğini göreceksiniz..bunu çok sık yapmamak gerekiyor.10 gün aralıkta uygulanabilir..Balyaj ve röflenin yıprattığı ve kırdığı saçlarada 3 günde bir uçlara zeytinyağı sürüp 1 saat kadar bekletmek kaybolan nemi tekrar geri verecektir..

Yorum (1) Yorum yaz!

ERKEKTE CİLT BAKIMI

basit güzellik reçeteleri: Olgun yaşalara gelmiş,karakter çizgileri oluşmuş ama kendine önce kendi için bakmayı bilen erkeklerin seçme özelliğini geliştirmiş kadınlarca beğenildiği muhakkak.45 yaş üzeri olan ve artık vücuttaki hormonal dengenin değişmesiyle de yüzünde oluşan kalıcı çizgileri, birazda olsun durdurmanın ve gelen yeni çizgileri birazda olsun ertelemenin basit ve ucuz yolları var.Bunlar evde rahatlıkla uygulayabileceğimiz türden ve denenmiş reçeteler.Ben 3 yıl denedim birinde ordan biliyorum.Kulakların dahil her yerin hem çınlasın hem ötsün cihat.Aşamalarla bunları paylaşacağım.En önemlisi cildin bakıma açık hale getirilmesi.yani arındırma işlemi.bunun için evde peeling öncesi kendi uygulayacağımız buhara biraz dayanmak gerekiyor.evet bir miktar su kaynatıyoruz ve havluyla örttüğümüz yüzümüzü bu buhara bir süre tutuyoruz.Tabi bunu yaparken cildi açacağım diye nefessizde kalmayalım.7-8 dakika yeterli olacaktır.terlemeyele toksinler atılacak ve gözenekler açılacak.bu işlemden sonra nazik oluyoruz ve kompres şeklinde cildi kuruluyoruz. evde bulunabilecek olan gülsuyu işimize yarayacak.pamuk yardımıyla bunu cilde sürüyoruz.şimdi geldik basit maskemize.en basit olanla başlıyalım.1 kaşık yoğurt,1 kaşık bal ve 2 damla limon.bunları homojen hale getirip cilde göz kenarlarını sakınarak sürüyoruz.10 dakika sonra ılık suyla yıkayıp,yine nazikçe kurulayıp,buğday yağı sürerseniz işlem bitecektir.Bunu haftada 2 kez yapabiliriz.buğday yağı hücre yenileyici özelliğiyle cildi zamanla onaracaktır.denemekte kayıp yok..Yeni reçeteler devam edecek...

Yorum (4) Yorum yaz!