DOLAMA..

  Küçükken ne zaman sokağa çıkmak istesem engellerdi anneannem.Aman derdi ya çingeneler seni kaçırırsa..Alimallah kırıverirler kolunu bacağını dilendirirler..Tekrar bir hamle yaptığımda, kalaycıyı görüyon mu??Onun sırtındaki çuvalda kaçırdığı çocuklar var..Otur camdan bak..
  Sonra kırklı yaşlara geldiğimde çingenelerin alasıyla karşılaşıp çingeneliğin ne olduğunu gördüm.Beni kaçıran bir çingeneye rastlamayıp,kalaycı çuvalında yer tutmasamda düşkün karakterli bir çingenenin erkeğimi elimden aldığına şahit oldum..
  Küçükken ne zaman televizyonda erkek-kadın yanyana olsa anneannem hemen geçer televizyonun önüne bakma allah baba kör eder gözlerini,içinede ateş doldurur derdi..İlla bakmak istesem kapatır televizyonu,haram haram derdi..Ama o zamanlar Erbakan ve Demirel çıktığındada çaydanlığı yanına alır,demlediği çaydan arka arkaya koyar,bağdaş kurup oturduğu televizyonun önünde kendinden geçerdi..Bu yüzden Demirel ve Erbakan'dan içim çıkmıştır..Hiç resim koyamazdık evimize.Onlarında günah olduğunu bilir puta tapmanında ne olduğunu anlayamadan put gibi boş duvarlara bakardık.
  Sonra kırklı yaşlara geldiğimde resim ve televizyonların çokta korkulacak şeyler olmadığını anladım.Putlaşmış ve önünde eğilmiş insanlara millet muamelesi çeken siyasetçileri,kıçını başını açan kadınların sanat anlayışı içinde çatır çatır soyunmasını,yolsuzluk yapanların ellerinin çolak olmadığını,harama göz dikenlerin gözlerininde Allah baba tarafından oyulmadığını anladık.Hatta Allah o kadar evrim geçirmiştiki,bir zamanlar kendine küfür edenlerin dilini kızgın demirle dağlama cezası verirken,şimdi kendi adını her alanda sapıkça kullananlara bile birşey yapamaz hale gelmişti..
  Hep cinli perili hikayeler anlatılırdı yaramazlık yapınca bize..Hatta bir peri varmış ve yemek yumurta yemeyen küçük kızları yeraltındaki evine götürür birdahada getirmezmiş.Sonradan anladık ki insanların birbirini çarpması cinleri gölgede bırakmış.Aslında bütün cinlik kişilerdeymiş..Yumurta hala yemem..
  Nerden geldiyse aklıma geçen gece..
  Saat 3..Sabah ta değil gecede değil..Medusa nın gözleri geliyor gözümün önüne..Bir yandan anneannemin kafamdan aşağı döktürdüğü kurşunlar.Çok korkardım kurşun dökme işinden.Ve anneannem anlatırdı.Onun bir kardeşi varmış.3 yaşında bebecik.Nazar değmiş yavruya hemen kurşun dökelim demişler.Kurşunu döken çingeneymiş.Yanlışlıkla su yerine çocuğun sırtına dökmüş kurşunu.Yavrucuk bir haftada sizlere ömür..İşte derdi düzgün durmazsan sırtına dökülür..Korkardım..
  İşte saatin 3 olupta gece ve sabahada uymadığı o saatte anneannem,korkunç korkutma tarzı ve nedendir medusanın gözleri..Gitmiyor gözümün önünden.Çatal çatal saçları ve anneannemin elinde şakırdayan tespih sesi..Suratıma okuyup üflediği dualar..
Bide Azrail gelirmiş.Çocuklar çok korkunca..
Elinde dikenli bir tel olurmuş.Sokarmış onu boğazına çocukların.Bir daha anneanneni üzersen böyle olur dermiş..
Bide çingeneler çok pis olurmuş.Hep kirli ve bitli olurmuş kafaları.Kıçlarını yıkamadıklarından hep bok kokarlarmış.Bu yüzden kaynak sularla yıkanıp az keselenmemişimdir anneannem tarafından.
Şimdi kırklı yaşlarımda gecenin yada zamanın 3 sularında aklıma getirdiğim bu korkularla,aslında neyin beni korkuttuğunu düşünüyorum.
Azrail mi??Olamaz tanıştık azbuçuk önceden.Elinde dikenli tel yoktu..
Kurşun dökmek mi..Değil kurşun atmanın her çeşidini gördük .
İnsanların işkencelerini gördük.İşkenceden sonra delirenlerin cinler tarafından korkutulmadığını gördük..Sokağa çıkıp kaçırılmak mı..
Oda değil.Sokakta zaten aklını kaçırmış bir millet var artık kimse kimseyi kaçırıp dilendirmiyor.Dilenen insanlar ve onlara birkaç kuruş atan siyasetçilere kaldı bu işler.
Televizyona bakmak mı..Hiç değil.
Hergün birbirine top atar gibi çamur atan liderlerimizden korkmuyorum.Ama onların getireceği düzenden korkuyorum.Giderek kaybolan insanların bir daha bulunamayacağından korkuyorum.
Ama en çok o çingeneden korkuyorum.Birdenbire ortaya çıkıp ,boklu haliyle yüreğime al atan o imansız çingeneden korkuyorum.
Ve gecenin bir zamanında,yada sabaha ait bir zamanda ..
Bana medusanın gözleriyle bakan,beni yüreğime soktuğu dikenli tellerle hırpalayan o çingeneyi unutamıyorum..
Uyumuşum sonra..Rüyamda gördüm medusayı..
Ben dedi en iyi büyücüyüm..
Benim yaşadığım saatlerde ve zamanlarda dünya bana mecburdu..
Şimdi sadece gözlerim kaldı.Ve kork çingenelerden..Onları büyüde tutmaz dua da etkilemez..
Sakın kirli gezme.Çingeneler çarpar seni..
Sakın onlara el verme kolunu bacağını kırarlar..
Sakın arkalarından laf etme..Kulak cinleri var onların her dediğini duyarlar....
     ..........
Uyandım sabah..
Korkudan dolama çıkmış parmağımda..
Çok acıyor.
Hem yüreğim sıkışmış acıyor..
Hem parmağım şişmiş acıyor...

Yorum (6) Yorum yaz!

ABAKÜS

   Bir gitme hikayesi bu..Dönüşü olmayan gitmelerden herhangi birisi.Ne gidilen yer uygun aslında ne giden kişi yolcu olmaya müsait...
  İşte benim kemiklerim acıyor..Ve biraz değil çok burkuluyor içim..
  Hani bir takvimin son birkaç yaprağı,
  Yada evdeki son ekmek parçası,
   Yada Filistin'deki son canlı bebek..
    Aslında çok isterdim uyumlu halimle hatırlanmak..
    Ne kadar salaktım oysa çocukken.Başkalarının oyununu tırnak yiyerek izlerdim ..Sakin ve dövülmüş bir zaman dilimiydi gençliğim..
  işte tek kelime etmesem diyorum .Sussam ve kemiklerimi ovalasam..
  Ama anlatılası bir gitme hikayesi bu.Gitme diyemeyeceğim kadar ..Biri gidiyor işte..
   Hani Azrailin ilk ve son ziyareti kadar kaçınılmaz,
    Yada sıklaşmış doğum sancısı, rahimin en açılmış hali,
     Yada Gazze'nin son doktoru..Yani ölüm doğum meselesi..
      Aslında çok isterdim sakin halimi gösterebilmeyi.
       Ne kadar çok insan tanıdım bilinsin isterdim.
        Kadınları,erkekleri,yaşlıları ve bebekleri sevdim ben..
         Mevsimlerdeki maviye iltimas geçtim belki ama siyahıda bildim
          Aşklarım oldu insanlara ve şehirlere..Ama en çok İzmir'i sevdim..
           Dolu geçen zamanlarım oldu ama hep kavgacıydım büyüdüğümde..
             Savaşlara karşı savaştım..Askerde bendim taktik verende, ne kadar yanlızdım aslında..
Ve çocukluğumu görmedi kimse ne kadar salaktım..
  Yağmurda dışarı çıkamayacak kadar boğulmaktan korkan,
    Ve anne eli tutmuş her çocuğu kıskanan,
      Divan altlarında ağlayanda bendim çocukken..O kadar silik ve ıslak.
        Neydi beni sonradan piskopat yapan..Ben hiç düşünmedim.
          Sadece yaşadım..
Sayı saymak gibiydi aslında..
  Bir..İki..üç............................sekiz..
   Bir abaküs bitti..
     Sayı saymaksa sonsuz değilmişki sayılar..
       Kusursuz bir çocukluğu kim yaşamış ki hayatta..
         Ve kimse kalamazki zaten sayılı olan zamanda .Ve kemikler acır ovalasanda..
Hoyratlıksa Allahına kadar girmişim zaten.
  Hataysa kralı herkeste var.Alnım açık diyebilmek mi cesaret.
   Ve işte böyle gider her gelen başkalarına yer açılsın diye.Ben yazarım başkaları okur. Kimi anlar kimi ağlar..Kalan boş abaküs dizileri işte..
  Şimdi ne söylemeli son söz olsun diye..
    Hazin çocukmu dile gelmeli.yırtık rahibe gibimi davranmalı kim bilecek bunu..
     İşte bu yüzden sakin olmadım büyüyünce.Kimse bilmediğinden ben bildiğimden de değil.Susanların eğik boyunlarını ,yularlarını ben çektiğimden mi
  Yok hiçbiri değil aslında..Çokta düşünmedim zaten şimdiki zamanda..
     Bir saat zembereğinin boşalması kadar gerçek bir gidiş var ortada
      Tesir etmemiş dualar gibi sanki
       Yada şifası alınmış ilaç var bir avuç..
         Oysa birkaç saniyelik orgazm için sevişmez mi insanlar..
          Ne kadar karşı konulmaz bir dürtüdür bu yaşamak bilinmez mi..
             Ve ne kadar acıyor kemiklerim,acısını ben bilirim..
 Şimdi gidecek birisi işte vakit tamam.
  Kendimi terkediyorum diyemeyecek kadar dilsiz ve okuyamayacak kadar bozuk gözleri..
  Kader okunmaz zaten ..Remil dök istersen,yada tarot aç defalarca..
   Çıkmaz beklenenler ve dokulara iner zamanla acı hiç unutma..
    Şimdi gene gırtlağımdan küfürler etmek istiyorum
     Ve Allahı indirmek aşağıya suçu vardır belki..
      Neyse..Git hadi çık yola..Siktir git hadi..Ebeninkine kadar yolun var
        Ve çıktığın yere gireceksin nasılsa..
Bir abaküs al eline ve say dur bakalım..
Kaç sayı kaldıysa o kadar ömrün kalsın geride isterim.
Tahta bir abaküs bul kendine yada kemikten olsun
Tek tek saydıkça seninde inecek dokularına acı..
Kura çekmek gibiydi işte gidişin.
Son kurşunu tam atacakken tutukluk yapmasıydı silahın,
Giderken taşlara basacaksın kan akacak gözlerinden,
Kavgaların olmayacak hep sakindin sen,
Yıllarca beklemeyecek kadar olgunsun
Bir esrar saracak kadar kederleneceksin sayarken
Ciğerlerin kaç kez kaldıracak işte o kısım en meçhul..
Abaküs gibiydi işte..
Kemik acısı ve yürüyemeyen dizleri olacak birinin
Birisi küfür duymak isteyecek ve biraz sevişmek isteyecek canı
Bir ekmek bölünecek sanki
birisi dönüşsüz gurbete çıkacak
ve kuşlar yolunu bulamayacak göç zamanı
Genede cesaret gerek korkma ve unutma ki,
Deniz işemedi asılırken ve Mahir'in kovanları boşaldı da zor öldü.
Genede ürkeceksin bilirim,bomba gibi düşeceksin yeni attığın her adımda
Ölüm doğum meselesi apaçık.
Bir Filistin acısı işte ne farkı var.
İşte doğum ve ölüm.
Yada kendimce hırçın söylemeliyim son sözü
Korkma giden kişi sana olmayacak bu son küfür.
Ben kendime söylüyorum acıyarak birazda
Geldim ,gördüm ve sıçtım aslında şu anda..
Ama saydım.
Abaküs sende artık.
Bir..iki..üç...sekiz....

        

 

Yorum (5) Yorum yaz!

BULGUR TAŞI CEBİNDE..

  Bir arabanın içinde olsak.Arka koltukta otursak başkası kullansa arabayı.Soğuk olsun ve kar yağsın bir yandan ,camlar buhar olsa görünmese iklimin kendisi..Aslında yeni tanışmış olsak birisiyle.Yanımdaki yeni tanışılan olsa..Yanyana oturduğumuzda dizlerimiz değse ve bundan irkilimesek anlam yüklemesek..Sonra müzik çok açık olmalı mesela ve ne söylediğimizi duymasak..Eğilse kulağıma birşey söylese,nefesi boynuma değse ve irkilmesem,anlamda yüklemesem ama sıcaklığı duysam...Hiç yaşamadım.Bu yıl yaşasam..
  Sonra bir yerde mola versek..
  İnsek ve kar olsa yerde.Üşüsem mesela yada o üşüse ve umrumuzda olmasa kimin neden üşüdüğü.Bencil olsak ve takmasak..Köpek sesleri duyulsa uzaktan.Aç olsa köpekler ve ben anlatsam kedi köpek baktığımı.O cebinden bulgur çıkarsa ve ekmek kırıntısı.Bak dese hep yanımda taşırım bunları kuşlar için..Karın üzerine atsak..Hiç görmedim..Bu yıl görsem.
  O bana kadınlarını anlatsa ..Biraz uzatsa konuyu.Bilmediğim birinin bilmediğim kadınlarından hiç irkilmeden ve anlam yüklemeden dinlesem..Ben erkeklerimi anlatamam ,sayısı az desem oda ilgilenmese.İnsan olarak yanyana olsak o anda.Cinsel kimlik kağıtta yazılı kalsa mesela..Hiç bilmiyorum bu temizliği..Bu yıl görsem..
  Hoyrat ve hırçın tanırlar beni desem..
  Aslında çocuktum ve annem babam yoktu,oynamadım seyrettim dışarısını diye başlasam anlatmaya..Sıkılsa dinleyen..Bunlar beni ilgilendirmez dese..Hoyrat yada sakin ol..Bugündeki halinle yanımdasın dese..Ellerim çok üşüdü desem ve eldiven giyseydin dese.Hani benden çıkmaz klasik şefkatler çünkü gözüm yok sende dese içinden ..Ben bunu hissetsem..Rol çizmese yanımdaki..Bir bilsem..Bu yıl bilsem..
  Arabanın arka koltuğunda dizlerimiz değse..
  Boynuma nefes gelse sözcüklerle birlikte..Kulağıma ses olsa tonu önemsiz o anda...
 Sonra..
 Camlardaki buğular inerken,tamam dese yol bu kadardı işte..
 İn arabadan.Git yoluna..Bilmediğin sıcaklıkta bir nefes aldın git evine..
 İnsem.Gözüm arkada kalmadan yeni yıla girsem.
 Eski yıllardan farkı olsa ..
 Net olsa hani insanlar.Yorumlanmayan şeyler yaşansa..
 Bulgur taşısa insanlar ceplerinde kuşlar için..
 Köpekler zevkten havlasa..İnsanlar köpekleşmiş olmasa biraz.
 Kadınlar korkmasa yanındaki dizden ve nefesten,boyunları ısınsa sesten..
 Eskimiş yıllarda ne varsa yeni gelen yıllardada aynısı olacak bilirim..
 Kuşlara bulgur atmayacak kimse ve karlı havalarda arabaların arka koltukları hep üşüyenlerle dolu olacak..
/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
BAKA BAKA HAL OLDUM....T.A.K....

Bazen anlıyorum aslında gitmenin ne demek olduğunu.Vakit geldi diyorum.Geciktirmedik zaten sadece duraklamaları oynadık.Hani diyorum uzata uzata sakız olur bazen konular.Şerefsiz yaşamlarda uzatılır bazı konular ve muallakta bırakılır önemliymiş gibi..Öyle birşeydi işte.Çok baktım herkese derinden..Bakıyordum mesela..Görüyordum.Temiz bir yüz.Bir cesaretki sezara beş basar.Bir şekil çizilmiş kazımaya kıyamazsın..Sonra görüyordum içerisini.Transparan bir ciğerden çıkıyordu bütün davranışlar.Ve kokmuş...ve kirli..ve aslında bitirimdi bütün tanıdıklarım..T.A.K..
 Kalmanında ne demek olduğunu anlıyorum..Sevenlerinin terkettiği bir ülkede yaşamanın ne olduğunu biliyorum.Sokaklardaki çocukları,kadınları,geviş getiren zamparaları seyrediyorum.Ve bacak arası sürekli ıslak kadınları dışardan seziyorum..Omuz omuza kalmak gerekiyor.Bazen kafa göz dalmak..Çıkılmıyor bu kuşatmadan..Bindirme üzerine bindirme..Ruhlar desen indirme..Alaşağı edilmiş sistemde kimlik sorgulanmaları yaşanıyor ve hesapta veriyoruz eşekler gibi..Gidecek yer bulamadığında işte,gitmenin vakti geldiğini bile bile bir gıdım oksijen alayım diyorsun.Fani olmak böyle birşey diyorsun.Ve kıçına sokulmuş kazıklardan zevk almaya çalışarak,kendinede binbir fersah uzaklaşarak kalıyorsun.T.A.K..
   Sevdalara bakıyorsun hani en önemli şey sevgiya hayatta..
   Hepsi işlek.Giren çıkana bilet yetişmiyor..Günübirlik yaşamazsan aptal sayılıyorsun.Kim gelirse değerlendir felsefesinde yanmış bedenlere bazen gıpta ediyorsun bazen hayrete düşüyorsun.Evinde kocasına oynaş,içinde başkasına kaynaş kadınların pişirdiği yemekleri düşünüyorsun.İçine hangi sevgiyi katarlar,hangi özel çıktıyı bu yemeğe serperler diye kafayı kaşıyorsun..Erkeklerin yangınını da görüyorsun baka baka..Bir seks girdabında dönmüyorsa hepsi kolumu keseceğim..Boy yada işlev değil artık sorun.Veren varsa alan da var..İğreniyorsun işte bakarken.Kendince en temiz yer bile leke içinde ama gidemiyorsun,kalamıyorsun.Dolap beygirimisin be insanlık diye kendi naranı kendine atıyorsun.T.A.K.
  Mesela öyle bir baskılanmışsınki yazdıklarını bile sansürleyip yazıyorsun..T.A.K....
 
 
 
 

Yorum (2) Yorum yaz!

PİSKOPAT FARENİN ŞİZOFREN RUS RULETİ..

 
 

Şarap olmalı şimdi en ucuzundan.Ben şişeyi dikip içmeliyim.Ağzımın kenarından akmalı birazı.Kırmızı olmalı dudağımın kenarı ve elimle silmeliyim.Konuşacak kimse yoksa ve sıkılıyorsa can,denemediği şeyleri yapmalı insan .İyi niyetle ve iyi gelir niyetiyle.Sonra şişeyi yere atıp ayağımla itmeliyim.Racon tam otursun cinsinden ..Şarap yok evde...Yanlızım..
   Kendimi bildiğimden beri böyle bu.Kimsesizliğin can sıkıntısı.
  Kalu beladan beri böyleyim..Olmasına oldu bazen birileride ya ben korkutup kaçırdım.Ya onlara nöbet geldi  havale olup gittiler..
  Biri vardı önceden göğsüne yatardım.Bilirdi deli olduğumu ses etmezdi.Her zaman arkamda bilirdim,para verirdi bana zor günlerimde.İçi kocamandı ne söylesem alırdı.Ben piskopatım ya sandımki hep bana kalır..Olmadı .Birgün çıkmış evden gitmiş birisine ilaç alacak.Yığılmış kalmış eczanede..Öldü sonra..
  Babamdı..Mehmetti adı..
  Bugün sesler duydum.Fare sesleri..Tıkır tıkır..Evde gezdiler..Duydum duydum..Biri erkek biri dişiydi.Seslerinden bildim.Kapan kursam olmaz canları acır.İsim koydum dişisine.Adın gülay olsun dedim başını salladı.Erkeği kaçırdım kovalayamadım..
 Kimsem yok benim.Fare var işte şimdilik..Dişisiyle şaraplanırız belki birgün..
 Bir erkek vardı tanıdığım.Gitar falan çalardı barlarda.Hapçıydı.Sahne almazdan önce avuçla yutardı.Sonra kayboldu ortadan.Geçen duydum.Siktir çekmiş gitara..Sarılmış haplara o sinirle.Tedavi görmüş uzun süre.Saçlarını kesmişler hastanede..Almanyaya atmış kendini..
 Adı Barış'tı.Savaşı kaybetti işte..
 Karakız var bir tane..Kara cadının teki..Kazan kaynatır durur koca gün.Acılarını atar kazanına bazen umut pişirir.Çıka çıka dert çıkar onuda afiyetle yer bitirir.Güvenirim.Sağlam gacıdır.Vurduğu yerden de ses getirir.Aşık olmayı istedi hep.Çok aldatıldı geçmişte.O zaman cadı olmadıydı henüz.Dün söyledi.Evlenecekmiş.Bulmuş birini.Gülmeyen yüzünü güldürecekmiş.
 Adı Güler zaten.Gülmese olmaz..
Yok böyle birilerini anlatmakla gitmeyecek can sıkıntısı.Yanlızlıkta aşılacak değil..
Oyun oynasam biraz kendimle.Kumara kadar götürsem işi.Çığırından çıkarıp çığlık atsam.Kafayı duvara soksam kaşı patlatsam,akan kanları parmaklasam yazı yazsam.Piskopatla başlayıp şizofrene yatsam..
Vizör olsa bir tane şuracıkta.İçine kendimi parçalayıp koysam,ege denizine snipper atışı yapsam.
Yok az gelir bu..
Rus ruleti oynamalıyım.Kalu beladan beri nasılsa hep oynarım.
Bir Smith  wesson var elimde.Meseleyi içine koymalı.
Kafaya bir güzel dayamalı.
Şu kodumunun beynini ...
Piskopatça parçalayıp,şizofrence ağlatmalı.
Toplu silah tutukluk yapmaz nasılsa.
Bir tanede fareye yapıştırmalı.
Kalu beladan beri böyle işte bu.
Kafama hep tabanca yakışır benim.
Kalu bela dediysek yaratılışımdan değil..Fare dediysekte gerçek değil.Şarap içermi hiç fareler.Zaten hep ölüm senaryosunda kaybolur bütün şizofrenler ve hep piskopatçadır ,kanlıdır düşünceler.Ama rus ruleti gerçek.İçindeki meselede gerçek.
Bildiğim en iyi oyundur bu benim.
Kumardır ve kaybederim.Ölürümde rol yaparım.Yaşarımda kimse bilmez.Nefessizlik değildir ki ölüm.Cesarettir rulete girmek.
Çok tıkırtı yaptı farecik..
Çok zevkli olacak korma..
Al tetiği birde sen çek..



 

Yorum (17) Yorum yaz!

KIRK YAMALI ARAF BOHÇASI

        Birden geldi karşıma.
      Önce ışıktı.Korktum.Sonra ete büründü ve kemiğe..
      Sor hadi dedi..Meraktasın.
      Sordum o'na..
      Söylesene acı nedir??
      "O" cevap verdi..
       Acı senin hissettiğin yorgunluğu kimsenin hisedememesidir. Acı geçmesin diyerek içinde büyüttüğün, kendi gücünü ölçtüğün, yaşadıklarının sana yaşattığı bir oyundur.Acı geçmeyecek diye telkin ettiğin zamanlarda yerine yerleşen ve içini seslice kemirendir.. Sensindir acı.Bilerek değil bilmeyerek ama isteyerek acının Araf'ındasın.Araf öyle bir yerdirki,ne iyisin ne kötüsün.Ortada kalanların yerindesin.Üçüncü yoldasın .İsteyerek ama istediğini bilmeyerek acı çekmektesin.Araf'ın içindesin.
     Beğenmedim dedim..
     Başka sor dedi "o".
     Sordum O 'na
     Sevgi ve sadakat nedir..
     "O" cevap verdi..
     Yaşadığın dünyada iki kesim var.Sürüde olanlar ve yanlız kalıp dolananlar.Sürü herşeye karar verir ve dayatır.Diğerlerinin kendileri gibi olmasını ister.Sevgi yoktur sürüde.Birde sen gibi yanlız tecritler var.Sevgiye sadık.Sürüye aykırı.İşte bu yüzden sevgiyi bulamıyorsun.Çünkü sürü o kadar kalabalık ki ,sevgini sunacak birini bulamıyorsun.Sevgisizlikten dem vurman bu yüzden.Sadakat aramakta düştüğün yanlışta bu yüzden.Sadakati sürüleşmiş ve çıkamamış beyinlerde arıyorsun.Burda da Araf'tasın.Ne olmak istediğin kişi olabiliyorsun.Ne olmak istemediğinin yerine geçebiliyorsun.Bu Araf böyle biryer işte.Ne olabilmek ne olamamak. İşin aslını anlayabilenlerin yeridir Araf.Üçüncü yoldur ve çok zordur.
    Beğenmedim dedim..
    Sor hadi dedi "O"
    Sordum tekrar.Yaşamak nedir ve ölmek..
    "O" konuştu.
   Sürünün insanlarının birarada geçirdiği zamandır yaşamak. Mücadele olmadan eğik başla dolaşanların ama bunu dert etmeyenlerin geçirdiği şaşalı   zamanlardır. Sen yaşayamadığını farkedenlerdensin. Çünkü sen yaşamayı biryerlerde arayıp bulamayacağını biliyorsun. Bunada mücadele diyorsun. Bu yaşayamama halini ölmekle eş tutuşunda bu yüzden. Hayat ve ölüm keskinliğini bilmiyorsun. Arada kalıştan çok daha keskin ve sonuçludur ölüm. Burdada cahillerin Araf'ındasın.
    Belki dedim..Sordum tekrar.
    Ceza nedir peki..
    "O" cevap verdi.
    Senin sürü aklınca beklediğin yaptırımdır ceza.Sanırsınki sana yanlış gelen herşeyin sence acı verilmesi gereken karşılığıdır.Sen şu an pompei halkının cezasını bekliyorsun.Gözündeki lut kavminin dişi keçisine kızgın kül yağsın istiyorsun.Sodom ve gomore senin gibiler istedi diye yağmalanmadı ki..Kendi acılı efsaneni,efsane cezalarla yağmalamak istiyorsun.Adaleti de bu sanıyorsun.Hem Araf'ta  böyle cezalar yoktur bilmiyorsun.Araf ortada kalıp olgunluğa varanların yeridir hala farketmiyorsun.
    Olabilir dedim..Sordum tekrar..

    İnsan nedir..

    "O" cevapladı..

     İnsan olmak acının yorgunluğunu tek başına taşımaktır. Sevgiyi sunabilmek, koşullar değişsede sevgili kalabilmek, sevgiliye duyduğun sevgiyi içinde barındırabilmektir. Sadık bir acıyı da yaren belleyebilmektir. Sadakatin sevgiye dayanmasıdır. Yaşamayı ve ölmeyi kabul edebilmek, ölürken ölüme sadık, yaşarken sevgiye dolu kalabilmektir insan olmak. Cezaları beklemeyi, hırsı ve kızgınlığı kül yağdırarak söndürmektir. Ve yanlızlıktır insan olmak. Kabul ediştir.

   Peki dedim sen kimsin..Ve nerden biliyorsun bunları..
   "O" cevapladı..
   Ben senin ruhunum.Kırk yamalı Araf bohçasıyım ben.Dile geldim konuştum.Bunları senden öğrendim.Birlikte yaşadığımız şeylerden yama yama biriktirdim.Sen benim bedenimsin.Bazen şeytanı sevdin bazen insan olmayı.Araf'ta olan benim.Sen olmaya çalışansın.Birşey peşinden koşanlar,hırslarını öne atanlar ve cahiller gelemezler buraya. Doymak nedir bilmeyenler, arkadan bıçak sallayanlar, saklananlarda gelemez.. Mücadele etmeyi bırakan,çabuk vazgeçen ve umutsuz yaşamayı seçenlerde gelemez.Sen yalancı Araf'sın..Ben kırk yamalı Araf bohçası..Gerçeği anlayabilenim ben..Ceza düşünmeyen, sadakati sorgulamayan,gerçeği bilip susan ..Ben dişi lut keçisini şehvetli delikanlılara bırakabilenim.Onu öyle kabul edebilenim.Mavi denizleri bir tükürüğün kirletmeyeceğini bilenim.İddiaları,bahisleri küçük görebilenim ben..Ben gerçek üçüncü yoldayım..
    Yani ne yapmalıyım dedim..
    "O" söyledi..
    Yama biriktir ve beni sorgulama.Sen bana,ben sana dar gelmeyelim.Ya birlikte Araf'ta olalım yada yolları ayıralım..Benle olursan gerek kalmaz bu sorulara.Sürüden kabul ediyorsan kendini zaten beni sorgulama. Üçüncü yoldur Araf ve olgunların yoludur. Bitmişler gelir buraya ama umutsuz değil bıkmışta değil.Yamalıdır eskidir ama değerlidir Araf..


  

     
      

Yorum (7) Yorum yaz!

KUŞ BAKIŞI..

   Bir bar şarkıcısıydı bu yazıya başlatan beni.Herkesin görmekten çok hoşlandığı,merakla incelediği vücütlarıyla milleti eğlendirmeye çalışan,ağırmeşrep,hafif kadın,davudi ses,kıvrak dans ve açık saçık seyirciye söylenen sözleriyle her akşam sahne alan bir bar şarkıcısı.DİVA ABACI..Adı bu.
  Saçına taktığı postiş,vücuduna yapışan leopar desenli elbise ,kocaman göbek,kalın ve kıllı kollar,küçücük kalça.Bildiğin erkek vucudu.Kadına benzemenin yandan çarpılmışı.Yada halk dilindeki isimleriyle ibne.Sonradan öğrendim aslında bir çocuğu varmış aile babası yani..Taklit ettiği kadın kılığıyla erkeklerin iç dünyasını gıcıklayarak,onları seyredip te kocalarına daha bir sıkı sarılan kadınların küçük zekalarını kullanarak parasını kazanırmış.Kuş bakışı ibne yani,yakın mesafe insan..
.................................
Hüseyin Üzmez'i seyrettim sonra.Küçük kıza kaldıramadığı kuşuyla yeltenmesini savunmasını,Şeriata dayadığı kurallarıyla dört şahit istemesini.(Grup mu yapılacak yani).Bu adamın yazar kimliğinin nerde durduğunu,kendinden elli yaş küçük karısının,libido yangınını dört şahitlemi,yoksa mastürbasyonu caiz kılıptamı söndürdüğünüde düşündüm.Sonra verdim kararımı.Kuş bakışı insan yani.yakın mesafe sapık.
........................................
Aysel vardı bir tane.Orta yaşlı bir kadın.Deli,cadı,salak,korkusuz,inatçı bir faniydi.Dikine gitti hayatın.Gittiği zamanda tepetaklak olacağını bilerek gitti.Kaybettiklerine birde tükürük atarak yürüdü durdu.Kimine göre orospuydu,bazılarına göre tekin değildi herşey beklenirdi ondan.Hırsız diyende olurdu,asalak diyende..Dün gördüm karşıdan.Nasılsın dedim yakından.Anlamadığım birşeyler söyledi.Kuş gibi kanatlarım vardı dedi.Tüylerim döküldü,kanadım dallara takıldı.Bir fundalığın içinde buldum kendimi.Tırnaklarımıda çektim artık içeri.Kedilik zamanlarımda bitti...Avare falanda değilim,bilgelikte tasladım sökmedi..Ağladı sonra biraz.Ben gene anlamadım.Ne diyorsun be aysel dedim..Göz ,gez,arpacık dedi..Yürüdü gitti.
Kuşbakışı görünene kadar baktım arkasından.
Ne yakından görünen gerçekti ne uzaktan bakılan.

Yorum (10) Yorum yaz!

Kırk yaşında kazık olmak..

  Günlerdir yağmur var Bursa'da..Sokakları sel aldı.
  Televizyonda gazetede düello kahramanları.
  Kapalıçarşıda gün boyu ilahi yayınlıyor belediyemiz.Ramazan hürmetine  mekke görünümlü Bursa..
 Jeeplerde nakşiler,kadiriler,fetocular..Kadınlar ayaklı kuyumcu.Hepsi zengin haspaların..
 Aşevlerinde tanıdık simalar.Tencerelerde pekin ördeği olacak değilya,kuru fasulye pilav..Vitrinler bir bayramlık kaktırmaca..Etin kilosu ondokuz  lira olmuş..Nasılsa kurban bayramı yakın ..
 Uzun zamandır farkındayım herşeyin.Ülkemin ve çevremin.
 Değişen çehrelerin,silinen değerlerin.Açık gezmenin sıkıysa yap cinsinden olduğu bir şehirde yaşadığımın..Sokakta ramazanda birşey yenmemesi  gerektiğinin..Çocukların dersanelerce kapışıldığının,ev ziyaretlerinin,ışık evlerine düşen kızanlarında farkındayım epeydir..
  Yıllardır böyle..
  Domateslerin kırmızı olduğu zamanları hatırlıyorum.
  Sokaktaki yoğurtçuları,dalya oyunlarını ve sokak çeşmesinden taşıdığım suları..
 Ecevit'in Kıbrıs çıkartmasında okula başlamıştım.
 Darbe olduğunda ilkokulu bitirmiştim..
Uğur öldüğünde çok üzülmüştüm.Adile Naşit ölüncede.
 Sonra babam öldü.Sırasıyla anneannem,amcam,eniştem,teyzem..
  Şimdi anlatacak bir sürü şey buluyorum çocuklarıma..Eskiden diye başlıyorum,hatıralarmı anlattıklarım sanki..Ne kadar çok zaman geçmiş aslında.Neler eskimiş geçmiş..
 Çok yağmur yağmıştı 2008 de diyeceğim belki ilerde.
  Hatta çatı katında oturuyorduk ve tavan akmıştı..
  Eskiden daha zayıftım diyorum kilo almışsın diyenlere..
  Baykal hala taş gibi diyorum..
  Ölen birisi için:dahamı yaşayacaktı dediğim de oluyor.70 sene az zaman mı?
  Bu kadar olay biriktirmek,anlatacak çok şeyi olmak,geçmişi eşekler gibi hatırlamak.
  Yani sonuçta yaşlanmak.Anlatacak şeyleri çoğaltırken ,ömürü azaltmak ve sona yaklaşmak.Ne kadar boktan bir durum.
  Yarın 40 yaşındayım..Allah kahretsin mi desem,yok canım daha genç sayılırım diye gönlümümü avutsam.
  Hala yağmur yağıyor..Sahi çocukkende yağmıştı birkez böyle..Bir kezde işe giderken çok ıslanmıştım..İçinde orospu geçen yazılar yazardım eskiden amma okunurdu be..
 İşte böyle birşeydi yaşamak.
 Zaman kanırta kanırta geçerken,ister sessiz kal istersende çığlık at ne farkeder ki..
  Herkesin geçtiği yaşlar belkide bunlar.Yada geçemediği halde geçeceğini varsaydığı..
  Gülay..Eşek kafalı gülay..İyice büyüdün be.
  Herkesin ulaşabileceği mertebe değildir,kırk yaşına gelip kazık olmak.
  ( Bu blogcumudur neyin nesiyse acaip gıcıkım ,yazı yazarken ömrümden ömür gidiyor ,zaten az kaldı..)
  
 

Yorum (9) Yorum yaz!